|
Çeyrek asırdır Ankara’da faaliyetlerini sürdüren Betem Dershanesi, ÖZDEBİR’in ilk üyelerinden. Betem Dershanesi Kurucu Temsilcisi Kamil Özdemir, eğitimcinin motor rolü üstlendiğini belirterek, bünyelerindeki öğretmenlerin niteliklerine çok dikkat ettiklerini vurguladı.
Eğitim kurumlarının motorunun öğretmenler olduğundan hareket ederek deneyimli, müfredata hakim, eğitim–öğretimdeki gelişmeleri yakından izleyen ve öğrencilerini buna göre hazırlayan bir eğitimci kadrosuyla çalışmayı ilke haline getiren Betem Dershanesi, ÖZDEBİR’in ilk üyelerinden olup 1983`ten bu yana Ankara`da faaliyetini sürdürüyor. ÖSS, SBS ve OKS’ye hazırlanan öğrencilerin devam ettiği dershanenin Kurucu Temsilcisi Kamil Özdemir; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı bilimsel gelişmeleri izleyen bir dershane olduklarını söylüyor. Çeyrek asra yaklaşan eğitimcilik deneyimi içinde Türkiye Sayısal birincisini, eşit ağırlık ikincisini ve sayısal üçüncüsünü çıkaran dershane, bu güne kadar ÖSS ve OKS’de ilk 100’e giren birçok öğrenciye sahip olmanın gururunu da yaşıyor . Kayıtların marttan bu yana devam ettiği dershane.ÖSS, OKS ve SBS (6.,7. sınıf) kurslarının yanı sıra ara sınıflara yönelik (9, 10, 11. sınıflar) takviye kursları da veriyor.
Kamil Özdemir, gerek okulların gerekse dershanelerin motorunun eğitimci kadrosu olduğuna dikkat çekerek; “Öğretmen; deneyimli, birikimli, okul müfredatına hakim eğitim-öğretimdeki gelişim ve değişimleri yakından izleyen ve öğrencilerini buna göre hazırlayan, öğrencileri ile iyi iletişim kurabilen, dersini sevdiren biri olmalı. Çalıştığımız öğretmenleri bu ölçülere göre seçiyoruz. Gençlere güveniyoruz ama onların deneyim kazanmasını istiyoruz. Öğretmen neyi, nasıl, kime göre aktaracağını iyi bilmelidir” dedi. İlke olarak aldıkları değerlerin Betem’i benzerlerinden ayırdığını söyleyen Özdemir, bu ilkeleri; “İnsanı sevmek, insana ticari eşya gibi bakmamak, işini en iyi biçimde yapmak, çocuklara kendi çocukların gibi yaklaşmak, onların iyi yetişmesi için yapılması gereken her şeyi yapmak, biraz daha çok kazanayım diye onlar için yapılması gerekenlerden kaçınmamak” olarak sıraladı.
Dershanelerin sorunlarına ve eğitim sisteminin aksaklıklarına da değinen Özdemir şunları kaydetti: Son yıllarda dershanecilik daha çok eleştirilmeye başlandı. Çocuklarımızın geleceği üç saatlik sınavlarla belirleniyor, deniyor. Dershanelere harcanan paralara yazık deniyor. Bu paralarla 15-20 yeni üniversite daha kurulabilir deniyor. Kısaca dershanelerin kalkması isteniyor. Eğitimdeki bozukluğun sorumlusu olarak dershaneler gösteriliyor. Dershaneler durup dururken ortaya çıkmadı. Her şey arz-talep meselesidir. Böyle bir talep olmasaydı ve bu talep artarak devam etmeseydi, dershanelerin sayısı da bu kadar artmazdı. Milli Eğitim Bakanlığınca atılan her adım dershaneleri biraz daha zorunlu hale getirdi. Milli Eğitim Bakanlığı YÖK’ü,YÖK Milli Eğitim Bakanlığını suçluyor. 1980’li yıllara kadar dershaneler büyük bir ihtiyaç olarak görülmüyordu. Okullardaki öğretmenler bu ihtiyaca yanıt verebiliyordu. Ama o zaman öğrenciler, elini kolunu sallayarak sınıf geçemiyordu. 1980’den sonra dershanelerin sayısı çoğaldı. Okullarda kalan iyi öğretmenler de istifa edip dershanelere geçti. Dershanelerdeki öğretim, okulların önüne geçti. Öğrenci de, veli de okullara değil dershaneye güvenmeye başladı. Okullar bitme aşamasına geldi. Okulları düzeltmek için bazı adımlar atıldı. Atılan her adım okulları bir adım daha geri götürdü.
Okulları düzeltmek, dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmak için YÖK Başkanı Kemal Gürüz devreye girdi. Öğrencilerin okul başarı puanlarını ÖSS puanlarına ekledi. Bu öğrencileri okula yönlendirmeye yönelikti. Sayın Kemal Gürüz bir şey daha yaptı: Lise 2.ve 3. sınıftan soru sormayacağım, lise 1 ve orta okul bilgilerinden sınav yapacağım, dedi. Bu da dershaneleri kapatmaya yönelik bir hareketti. Sayın Gürüz’ün aldığı bu iki karar okullardaki eğitim-öğretimi tamamen bitirdi. (2006 da tekrar düzeltildi ).
Ne yazık ki, her geçen gün eğitim daha kötüye gidiyor. Eğitim–öğretim bir rant alanına dönüşmüş durumda. Her alan da olduğu gibi bu alanda da bir işportacılık başladı. Eğitimle ilgisi olmayanlar dershane açıyor. Birçok dershane fakülte öğrencilerini ya da yeni mezunları çok az para karşılığı, kaçak şekilde öğretmen olarak çalıştırıyor. Bu sayede öğretmene az para verince, fiyat kırıyor. Gerçekten dershanecilik yapmak isteyen kurumlar ise sıkıntıya düşüyor.”
“VELİLER ÇOK DİKKAT ETMELİ”
Kamil Özdemir, velileri dershane seçimi konusunda uyararak, “Dershanenin kaçak olup olmadığına, kadrolu öğretmenleri bulunup bulunmadığına, öğretmenlerinin niteliğine, yayınlarının olup olmadığına dikkat etmelidir. Dışardan yayın alan dershanelerin birbirinden farkı yok. 3 – 5 yayınevi tüm dershaneleri yönetiyor. Bize göre kendi yayını olmayan dershane, dershanecilik yapamaz. Velinin görevi çocuğunu dershaneye yazdırıp kurtulmak değil, çocuğunu ve dershaneyi izlemektir” vurgusunu yaptı.
|