YÖK, AB Lizbon Stratejisi (2000) ve Bologna Süreci hedeflerine yönelik, üye ülkelerin yükseköğretim sistemlerinde şeffaflık, tanınma ve hareketliliği artırma amaçlarıyla "yükseköğretim alanında ulusal yeterlilikler çerçevesini” nihayet geçtiğimiz aylarda paylaştı. Bana göre bu çalışma YÖK’ün bugüne kadar yapmış olduğu en faydalı eylemidir.
Yükseköğretim alanında yeterlilik, herhangi bir yükseköğretim derecesini tamamlayan bir öğrencinin neleri bilmesi gerektiği, yapabileceklerinin ve yetkinliğinin ifade edilmesidir. Ulusal Yeterlilikler Çerçevesi ise, ulusal düzeyde bir eğitim sistemindeki yeterlilikleri açıklar. Daha ayrıntılı ifade etmek gerekirse ülkelerin toplumsal, kültürel ve ekonomik gerçeklerine en yakın tanımları içeren, Yükseköğretim kurumları tarafından uygulanabilen ve tüm paydaşlarca tanınan derecelerin verildiği bir sistemin oluşturulmasıdır. Ulusal Yeterlikler çerçevesinin iyi ve doğru bir şekilde tanımlanmış olması o ülkenin yüksek öğretim kurumlarının uluslar arası alanda çekiciliğinin arttırılmasına yol açar.
Artık öğretim sistemimizin profesörün ne anlattığına yönelik modeli, yani bilgi aktarma hedefinden kurtulup, öğrenci merkezli bir sistem haline gelmesi gerekmektedir. Üniversiteler bu oluşturulan Ulusal Yeterlikler çerçevesinde sektörel yeterlikleri de göz önüne alarak program çıktılarını ve öğrenim çıktılarını hazırlamalıdır. Birçok üniversitemiz Bologna hedefi doğrultusunda bu çalışmaları yapıyor, ancak henüz Türkiye genelinde bu çalışmalar tamamlanmış değildir. Kimi üniversiteler bu konuda öncüyken, kimilerinin maalesef uzun vadeli hedeflerinde dahi bulunmuyor. Sadece göstermelik bazı yüzeysel çalışmalarda bulunulup, toplantılara katılım sağlanıyor, “mış gibi” yapılıyor yani.
Ne mutlu ki YÖK bu konuda gayet kararlı davranıp, 13/01/2011 tarihli Genel Kurul kararı doğrultusunda Anadolu, İzmir Ekonomi, Karadeniz Teknik ve Sakarya Üniversiteleri Türkiye Yüksek Öğretim Yeterlikler Çerçevesi (TYYÇ) pilot uygulama kurumları olarak seçmiş, bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmektedir.
Peki, tüm bu çalışmaların amacı ne? Öğretim sistemine ve öğrenciye ne gibi faydalar sağlayacak sorusunun cevabı ise çok açık ve net. Öncelikle öğretim sistemlerinin modernizasyonuna ve gelişimine katkıda bulunarak, öğretim ve istihdam arasındaki ilişkinin geliştirilmesi sağlanacaktır. Öğrenci açısından bakıldığında ise durum çok daha önemli bana göre. Öğrenciler, öğretim programlarını ve derslerini bilinçli seçecek, yani kariyerlerine kendilerinin yön verme lüksüne sahip olacaktır. Öğrenciler başarıyla tamamladıkları dersin ardından hangi yeterlilikleri elde edeceklerini önceden bilecek, kendilerine güvenleri artacak. Sistem Öğrenci hareketliliği için engelleri azaltacak, yaşam boyu öğrenim teşvik edilip, öğretim düzeyleri arasında yatay ve dikey geçişler kolaylaştırılacak. Kısacası artık öğrenciler kendi kaderleriyle baş başa kalmayacak!
Yasemin Çiçekçisoy
yccsoy@gmail.com
Twitter: @yccsoy
“Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!”
Francis Bacon