Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Neslin Değişen Sesi


Bu ay Neslin Değişen Sesi İlköğretim Okulu’nun öğretmenler odasına konuk olduk. Mart sayısına ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel sayımızda, kadın öğretmenlerin fazla olduğu bir okulda onlarla sohbet etmek ayrı bir keyifti. Neslin Değişen Sesi İlköğretim Okulu’nun deneyimli öğretmenlerine bu sıcak sohbet için hepsine sonsuz teşekkürler…

ÖĞRENCİM MEKTUBUMU ÇÖPE ATTI

Aynur Gökçen Belibağlı, Otuz yıllık öğretmen Belibağlı, dokuz yıldır Neslin Değişen Sesi İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmenliği yapıyor. Daha önce birçok özel ve devlet okulunda çalışan Belibağlı, Denizli Kız Öğretmen Okulu’nun mezunlarından. İstanbul’a eşinin görevi nedeniyle 1983 yılında gelen Belibağlı; uzun süre doğuda ve Anadolu’da çalışmış. “Orada zorluklar çok fazla. Öğrenciler Türkçe konuşamıyorlar, önce onlara Türkçe’yi sonra okuma yazmayı öğrettim” diyen Aynur Öğretmen, çok mutlu bir öğretmenlik hayatı olduğunu söylüyor. “Meslek seçimim bir tesadüfle başladı ama sonradan mesleğimi çok sevdim. Eğer öğretmen olmasaydım çocuk doktoru olmak isterdim” diye de ekliyor. Neslin Değişen Sesi Okulu öğrencilerinin çok saygılı ve başarılı olduğunu belirten Belibağlı, “Tatlı-sert bir öğretmenim ama disipline çok önem veririm. Benden iyi not almak çok zor değildir zaten çocuklarımızda bilinçli çocuklar. Dersin durumuna göre akış belirlerim, hikayeler anlatırım ki bu durum öğrencilerin çok fazla dikkatini çeker” diyor. Aynur Belibağlı, ilginç bir anısını ise şöyle paylaşıyor; “Güneydoğu’da çalışırken okuma-yazma bilmeyen bir sınıf vermişlerdi bana. İkinci sınıf öğrencileriydi, okuma-yazma bilmediklerini bilmiyordum. Aileme bir mektup yazmıştım, çocuklardan birine postaneye götürmesi için mektubu verdim. Çocuk çok kısa bir sürede geri geldi. Şaşırdım, ‘ne kadar çabuk gittin, nereye attın’ diye sordum. Çocuk; ‘çöpe attım öğretmenim’ dedi. Postanenin bile ne olduğunu bilmediklerini gördüm ve bu anıyı hiç unutamam”

SANAT İSTİYORDUM SPORCU OLDUM

Sema Genç, 24 yıllık Beden Eğitimi Öğretmeni. 8 yıldır bu okulda çalışıyor. İzmit doğumlu olan Genç, İzmit Lisesi’nden sonra Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’ne girmiş. Basketbol oynadığı için bu bölümü tercih etmiş. Sema Genç aslında çocukken grafik ve sinema-televizyon ile ilgili bir şeyler yapmak istiyormuş. Ancak yoğun spor çalışmalarından dolayı yetenek sınavlarında başarılı olamadığı için, sporu seçmiş. 12 yaşında spor yaşamına voleybolla başlayan Genç, beden eğitimi öğretmenin ısrarıyla seçimini basketboldan yana kullanmış. Ardından profesyonel basketbol yaşamına adım atan Genç, milli takım ve büyük kulüplerde oyunculuk yapmış. Bebeği doğduktan sonra bir süre Fenerbahçe Spor Kulübünde antrenörlük yapan Sema Genç, 32 yaşında ise sporu bırakmış. Beden ve spor dersini her çocuğun çok sevdiğini söyleyen genç öğretmen, derslerinde öğrencilerle hiçbir sıkıntı yaşamamış. Tek sıkıntısı beden dersinin sayısının azaltılması. Yetersiz ders saatlerinde hiçbir aktiviteyi yerine getiremediklerini söylüyor. Bunun çocuklar için hiçbir verimi olmadığını söyleyen Genç, beden eğitimi öğretmenleri olarak derslerini işlemekte zorluk yaşadıklarını dile getiriyor. SBS sınavının bu sayının azalmasında çok etkisi olduğunu ve çocukların 3. sınıfta sınava hazırlanmaya başladıklarını belirten Genç, o yaştaki çocukların spor yapması, aktivitelerde bulunması gerektiğini, sporun çocuklar için vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Okullarda ailelerin cesareti ve teşviki ile profesyonel oyuncuların yetiştiğini belirten Genç, bir kayak takımı kurduklarını ve önemli başarılara imza attıklarını belirtiyor. Genç; ‘Daha çok profesyonel sporcu yetiştirebilmek için öğrencileri sınav çalışmalarından uzak tutmak gerekir.” diye de ekliyor. Sema Genç sporcu bir aileden gelmiş. Ancak sanata düşkün bir kız çocuğu annesi. “Çok güzel çizimleri var benim yapamadıklarımı o yapacak sanırım” diyor.

BİRÇOK ÜNLÜ İSME ÖĞRETMENLİK YAPTIM

Hanna Beyo, 25 senelik bir öğretmen. Notre Dame de Sion Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu olmuş. Fransızca konuşan bir ailede büyümesi onu doğrudan doğruya Fransızca okumaya itmiş. Fransızca öğrenmenin daha zor olması düşüncesiyle velilerin çocuklarına Fransızca eğitimi aldırdıklarını söyleyen Beyo, Fransızca öğrendikten sonra İngilizce öğrenmenin daha kolay olduğunu vurguluyor. Öğrencilerine karşı anlayışlı olduğunu ve onların istediği şekilde ders işlediğini söylüyor. 17 yaşında bir çocuğu olan Beyo, onun da Fransızcayı çok iyi konuştuğunu fakat mühendis olmak istediğini söylüyor. Hanna Beyo, okulda öğrencilerine karşı hiç de katı değilmiş, ancak evde kendi çocuğuna karşı katı ve disiplinli olduğunu söylüyor. Neslin Değişen Sesi Okulu’nda arkadaşlıkların çok iyi olduğunu ve dışarıda da çoğu arkadaşı ile görüştüğünü belirten Beyo, “buradaki arkadaşlıkların yeri ayrıdır” diyor. Hanna Beyo bugüne kadar Suat Suna, Sinan Akçıl ve Cemal Hünal gibi birçok ünlü isme ders vermiş.

ÜNLÜ BİR MATEMATİKÇİNİN HAYATI ÇOCUKLARA İLGİNÇ GELİYOR

Berna Fırat, üç yıllık bir matematik öğretmeni. İstanbul Üniversitesi’nden mezun olmuş. İstanbul Teknik Üniversitesi Bilişim Enstitüsü Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Bölümü’nde ise master yapmış. Fırat, öğretmenlik mesleğini severek ve isteyerek seçmiş olan isimlerden. Çocukluğumdan beri matematiği çok severmiş, sürekli bulmacalar çözermiş. Berna Fırat, çocuklarla uğraşmanın sıkıntılıları unutturduğunu söylüyor. Ancak büyük sınıfların matematiğe karşı kaygılı olmaları onu üzüyormuş. Onlara matematiği sevdirmek adına pek çok çalışma yaptığını söyleyen Berna Öğretmen, “Ünlü bir matematikçinin hayatını anlatınca onlara ilginç geliyor. Genel kültür, matematik kültürü ile ilgili çalışmalar çocukların dersi sevmesini sağlıyor” diyor. Sakin ve sessiz bir öğretmen olduğunu, evde de okulda da aynı tavrı sürdürdüğünü belirten Fırat, “Öğrencilerimle hiçbir sorun yaşamıyorum, birbirimizi seviyoruz” diyor.

ESKİŞEHİR’DEKİ ÖĞRENCİLERİMİN YAŞADIKLARINI UNUTAMIYORUM

Engin İspir, Dokuz Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu bir Türkçe öğretmeni. 9 yıldır bu mesleği yapıyor. Engin İspir, aslında hukuk okumak istiyormuş, fakat sınav sonucu öğretmenlik mesleğine başlamış. Önceleri üzülse de zamanla mesleğini çok sevmiş. İspir, İstanbul’da çeşitli devlet okullarında çalışmış, ancak öncesinde Eskişehir’de öğretmenlik yapmış. Orada çalıştığı okulda şartların çok zor olduğunu belirtiyor. Öğrenciler çok yoksulmuş, birçoğunun ayakkabısı bile yokmuş. Engin öğretmen onların bu zorluklarını unutamadığını, hafızasından silemediğini söylüyor. İspir, devlet okullarında farklı yapıda öğrencilerin bulunduğunu ve bazı öğrencilerin sorun çıkardığını belirtiyor. Özel okullarda ise tüm olanaklara sahip olunduğu için en iyi şekilde ders işlediklerini söylüyor. “SBS gerek öğretmenler gerek öğrenciler arasında sıkıntı ve stres yaratıyor” diye belirtiyor İspir, başarabilecek miyim kaygısının hayatlarının her yönünde etkili olduğunu söylüyor. Okul olarak Türkçe dersinde başarılı olduklarını ve alanla ilgili birçok yarışmaya katıldıklarını belirten İspir, kendini realist ve idealist bir öğretmen olarak tanımlıyor. Öğrencileri ile aralarındaki diyaloğun çok iyi fakat belirli bir sınır içerisinde olduğunu söyleyen İspir, “İstenileni yapan öğrenci her zaman benden iyi not alır” diye belirtiyor. “Evde ne isem okulda da aynı kişiyim” diyen Engin Öğretmen, çocuğuyla arkadaş gibi olduğunu, ancak saygının çok önemli olduğunu söylüyor. Öğretmenlikle ilgili sıkıntılarını dile getiren İspir, “Öğretmenin hedefleri olmalı, toplumu kalkındırmalı. Geçinme kaygısı yüzünden, idealist öğretmen kalmadı” diyor.



Yorumlar
Yorum Ekle