Lise ve üniversite gençliği onları çok seviyor. Konserleri, sahne aldıkları yerler, klipleri, şarkıları…yakından ediliyor. Üniversiteli amatör bir grupken, 2004 yılında Türk müzik piyasasına giriş yapan GRİPİN, 2010 yılında çıkarmış olduğu MS. 05.03.2010 albümü ile çıtayı en tepeye dikmiş durumda. Rock müziğinin dikkatleri üzerine çeken ismi GRİPİN gurubun üyeleri Birol Namoğlu, Murat Başdoğan ve İlker Baliç, bu ay artı eğitim dergisine çok samimi açıklamalarda bulundular… Türkiye’nin en önemli üniversitelerinde eğitim alan grup üyeleri, hayalleri olan gençlerin hayallerinin peşinden koşmalarını fakat bu yolda okullarını ihmal etmemeleri gerektiğini söylediler…
Birol Namoğlu: İlkokulu Hasan Ali Yücel ilkokulunda okudum.5 senenin sonunda İSTEK Vakfı Kemal Atatürk Lisesi’ne kaydoldum ve liseyi burada bitirdim. Ardından Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Malzeme ve Metalürji Mühendisliği eğitimi gördüm. Son olarak Galatasaray Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptım.
Murat Başdoğan: İlk orta ve liseyi, Şişli Terakki Lisesinde okudum. Çok parlak bir öğrenci olduğum söylenemez biraz yaramaz bir öğrenciydim, notlar da tabii hep geçme sınırlarında geziyordu. Son senelerde üniversite koşturmacasında kalabalığa karışıp ben de işletme iktisat vs gibi popüler bölümlere hazırlanıyordum. Rakamlar içinde boğulmaya başlayınca güzel sanatlara yöneldim ve iç mimarlık bölümüne hazırlanıp kazandım. Mimar Sinan Üniversitesi’nden oranın ortalaması olan 6 senede mezun oldum ve böylece öğrencilik hayatımın sonuna gelmiş bulundum.
İlker Baliç: Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudum. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Marmara Üniversitesi Bankacılık Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptım. Pek de parlak bir öğrenci olmadığımı düşünsem de yüksek lisansı tamamlayabildiğimi bilmek güzel...
LİSANS EĞİTİMİMİ İSTEDİĞİM BÖLÜMDE OKUYAMADIM
Sevdiğiniz, unutamadığınız öğretmenleriniz oldu mu? Okul yıllarınızda en mutlu ve en mutsuz anlarınız hangileriydi? Hangi dersleri severdiniz?
Birol Namoğlu: Derslerim lisans eğitimim dışında gayet iyiydi. En mutlu anlarım elbette ortaokul ve lise yıllarımdı. Haylazlık had safhada idi. Hayatın en güzel dönemleri onlar. Tabii o yıllarda müziğe başladım, bu da o yılları değerli kılıyor. Aslında mutsuz zamanlarım olmadı. Lisans eğitimimde istediğim bir bölümde okumak isterdim tabii.
Murat Başdoğan: İlkokul öğretmenleri genelde insanın hayatında özel bir yer tutar sanırım benim de Hanife Toker, ilkokul öğretmenimdir. Anlatılana göre bu benim öğrencim olacak diye beni kendi sınıfına kaçırmıştır:) Okul yıllarımda en mutlu olduğum günler her senenin başlangıcı, okulun ilk günü olmuştur. En mutsuz olduğum ise her son ders zilinin çalmasıdır, o zil beni hep çok üzmüştür :) En sevdiğim ders de sanırım müzik dersi ve tarih dersi idi.
İlker Baliç: Resim ve müzik en sevdiğim derslerdi. En güzel anılarım lisede oldu. Lise hayatım çok eğlenceliydi, sürekli dalga geçip şımardığım için dersten atılırdım. Hocaların taklidini yapmak en büyük eğlencemdi.
İş ve eğitim hayatınızda ailenizin yönlendirmesi oldu mu? Sizi müzik yapmaya iten neydi?
Birol Namoğlu: Onlar beni hep iyiye yönlendirdiler. Kararlarıma karışmadılar, sadece yorumlarını ilettiler ve
ellerinde olan bütün imkanları seferber ettiler. O konuda çok ama çok şanslıyım.
Beni müziğe iten müzik dinlemekten büyük keyif almam, kadim dostlarım Emir Işılay ve Murat Emre, kız tavlama arzusu ve tesadüfler idi…
Murat Başdoğan: Seçimlerimde ailemin yönlendirmesi pek olmadı. Onların savunduğu tek şey 'Ne yaparsan yap ama en iyisi olmak için çalış!' düşüncesiydi. Benim müziğe ilgi duymam tamamen arkadaş çevresi ile oldu. En yakın arkadaşlarımın bir enstrüman çalması benim de zamanla o yöne kaymamı sağladı, gitara başladım ve bırakmadım...
İlker Baliç: Ailem ilk baslarda müziği hobi olarak görmem gerektiğini, derslere ağırlık vermemi öğütlerlerdi ama sonradan kararıma arka çıktılar ve beni her zaman desteklediler. Zaten müzik olmadan hayatımın çok tatsız ve renksiz olacağını düşündüm hep.
SANAT İÇTEN GELEN, HER EĞİTİM ALANIN BAŞARAMAYACAĞI BİR DAL
Size göre müzikle uğraşan her kişi, müzik eğitim almalı mıdır?
Birol Namoğlu: Ben 6 aylık bir eğitim dışında bir müzik eğitimi almadım. Yani o konuda eğitimsizim. Bizi yetiştiren Lise üniversite festivalleri ve en önemlisi 4 yıllık Bronx maceramız oldu. Haluk Kurosman'ın hakkını da yemeyelim. Sorunuza dönersek her konuda olduğu gibi müzik konusunda da eğitim almak önemlidir. Ben bunu bir eksiklik olarak görmüyor değilim. Tabii bu yapmak istediğiniz müzik türüne de bağlı.
Murat Başdoğan: Müzik eğitimi, müziğini ne yönde yönlendirmek istediği ile ilgili bence. Eğitim tabii ki şart ama kendi kendini geliştiren de birçok önemli müzisyen olduğu unutulmamalıdır. Sanat içten gelen her eğitim alanın başaramayacağı bir şeydir.
İlker Baliç: Müzikle uğraşan herkesin müzik eğitim alması gerektiğini düşünmüyorum. Örnek olarak biz müzik eğitimi almadık ancak almakta fayda olduğu da bir gerçek.
Amatörlükten profesyonelliğe geçişi düşünen, ‘ Artık bir müzik grubu kurup, piyasaya çıkmanın vakti geldi” diyen üniversiteli müzik gruplarına tavsiyeleriniz nelerdir?
Birol Namoğlu: Piyasaya girmeyi düşünen arkadaşlara; bol bol çalmalarını, çalışmalarını, okumalarını ve ipin ucunu bırakmamalarını naçizane tavsiye edebilirim.
Murat Başdoğan: Öncelikle, okullarını boşlamamalılar, en önemlisi o. Daha sonra tabii ki hayallerinin peşinden gitsinler. Gerçekten kendilerini bir yerde görebiliyorlarsa bunun için ne gerekiyorsa yapsınlar.
İlker Baliç: Bu işi profesyonel yapmak için, çok çalmak gerekli, grup üyelerinin birbirlerini iyi tanımaları ve beraber zaman geçirmeleri şart.
KUTU: ÜNİVERSİTELİLER GELECEK KAYGISI YAŞIYOR
Türkiye’nin birçok üniversitesinde konserler veriyorsunuz ve üniversite gençliği sizi yakından takip ediyor. Peki, size göre üniversitelilerin sorunları neler? Siz öğrenciyken sorunlar yaşadınız mı?
Birol Namoğlu: Üniversitelilerin sorunları gelecek kaygısı ve ekonomik kaygılar. Öğretim kalitesi istenilen düzeyde değil. Bunu akademik çalışmaların sayısından, yüksek lisans ve doktora programlarındaki durumlardan görebiliyoruz. Öte yandan üniversite sayılarının ve öğrenci sayısının artması güzel. Üniversitelerin öğretim yanında eğitim ve gelişim için faydası da çok büyük. Öğretimdeki sorunlarımız düzeldiğinde daha da güzel olacaktır.
Murat Başdoğan: Her üniversitenin elbet kendi içinde sıkıntıları vardır ama ben sorunlu bir öğrencilik hayatı geçirmedim. Ama şunu söyleyebilirim; öğrenci kulüplerinin daha da etkili olması ve başlarındakilerin biraz daha sahip çıkması bu daha renkli bir üniversite hayatına götürür diye düşünüyorum.
İlker Baliç: Eğitim sistemindeki genel sorunlara ek olarak, insanların severek yapabilecekleri işlere ulaşabilmelerini sağlayacak branşları seçmeleri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmekte, bu üniversitelilerin en önemli sorunlarından.
ÜNİVERSİTELER ÖZGÜRLÜKLERİN KALESİ OLMALI
Değiştirme imkanınız olsa eğitim sisteminde neleri değiştirirdiniz?
Birol Namoğlu: Birçok şeyi. Ben istediğim bölümde okuyamadım. Daha doğrusu istemediğim bir bölümde okudum sonra aşık olduğum şeye, müziğe dönebildim. Ben şanslı olanlardanım. Bu konuda erken bilinçlenmeyi sağlayacak çalışmaların yapılmasını sağlamaya çalışırdım. Bunun yanı sıra ülke ihtiyaçları ile öğrencilerin tercihlerine bağlı olarak bir planlama yapmak, eğitim ve öğretimi bu konuda yönlendirmek gerek. Bir başa konu ise spor ve sanat dalları ile alakalı. Bu konularda da özel burs ve teşviklerin yaygınlaşması, arttırılması ve bu konulardaki yönlendirmenin lise yıllarında başlaması gerektiğini düşünüyorum. Böylece daha iyi sporcular ve sanatçılar yetiştirilebilir. Ve tabii eğitimin özerkleşmesi. Yunanistan'da rektörün ve seçilmiş öğrenci konseyinin onayı olmadan okula polis giremez. Tabii bu öğrenci konseyleri de karşıt görüşlü ancak dertlerini tartışarak ve uzlaşarak anlatıp çözen öğrencilerden oluşuyor. Üniversitelerin özgürlüklerin kalesi olması gerektiğini düşünüyorum.
Tabii burada herkese sorumluluk düşüyor. Hırsa ve oyunlara kapılıp taşları sopaları ele almak yerine büyük avlularda saatlerce günlerce sürecek tartışmalar yapacak öğrencilere, anlayışlı ve özgürlükçü, çağdaş, tarafsız öğretim üyelerine ve kimseyi 'öteki'leştirmeyecek politikacılara, karar alıcılara ihtiyaç var.
Murat Başdoğan: Eğitimimizin daha çok ezbere dayalı olduğunu düşünüyorum. Bunu kırıp öğrencileri daha araştırmacı, ufkunu açacak, düşündürecek ve birkaç sınava bağlamayacak bir sisteme yakınlaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum.
İlker Baliç: Dış baskıların gölgesinde kalmadan herkesin yetenekleri doğrultusunda özgürce istedikleri branşları seçebilmelerini isterdim.
OMZUMA NE KADAR ÇOK YÜK BİNERSE, İŞİMİZE O KADAR FAZLA SARILIYORUZ
Sürekli yenilenen bir Gripin görüyoruz her albümde. Yerinde saymamak ve daha ileri gitmek için, nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Birol Namoğlu: Çok teşekkür ederiz. Sonuçta zaman, biz, her şey değişiyor. Gripin de öyle. Bol bol müzik dinlemeye ve okumaya çalışıyoruz. Her zaman eksiklerimiz var ve her zaman olacak. Bunları bilerek ve çabalayarak iyi yönde değişmeye çalışıyoruz.
Murat Başdoğan: Sonuçta sorumluluğumuz işimizin ivmesiyle doğru orantıda gidiyor. Ne kadar yükselirsek o kadar yük biniyor omuzlarımıza ve bunu taşımak için de bir o kadar sarılıyoruz işimize ve daha çok çalışıyoruz.
İlker Baliç: Herşeyi dinlemeye çalışıyoruz, elimizden geldiğince tabi... Yenilikleri takip ediyoruz.
Üniversitelerde konserler devam edecek mi? Haziran ayında sizi takip edenler nerelerde görebilirler?
Birol Namoğlu: Haziran ayında da konserlerimiz devam edecek. Kocaeli, Bursa, Antalya, İzmir, Ankara, Hamburg, Köln, Mersin ve Kars konserleri hatırladıklarımdan bazıları.
Murat Başdoğan: Tabi devam ediyor. Konserlerimize gelmek isteyenler, web sitemizden ve facebook sayfamızdan takip edebilirler.