İş Arayan Değil, İş
Kuran Gençler İstiyoruz
Üniversite-Sanayi işbirliği, işsizlik ve mesleki eğitim
konularında artı eğitim'in sorularını yanıtlayan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat
Ergün, çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“İş arayan değil, iş kuran gençler” istiyoruz diyen Bakan
Ergün, bakanlığın yürüttüğü projeler hakkında bilgi verdi. “Üniversite- Sanayi
İşbirliğinde, sanayiciler, ileri teknolojili ve katma değeri yüksek ürünlere
geçiş hedeflerini ancak üniversitelerle gerçekleştirecekleri işbirliğiyle
ulaşabileceklerdir” diyen Sanayi ve Ticaret Bakanı NİHAT ERGÜN, 2010 yılı için
40 bin ulusal araştırmacı hedefi belirlediklerini ve bu hedefe 2006 yılında ulaştıklarını,
2013 yılı için de 150 bin araştırmacı hedefi koyduklarını belirtti.
Giderek gelişen sanayi ve üretim sektörünün rekabetçi
yapısının geliştirilmesi için sanayi ve iş dünyası ile üniversiteler arasında
nasıl bir işbirliği kurulmalıdır? Türkiye global mali krizin etkilerini hissettiği
dönemi geride bıraktı ve şimdi yeni bir çıkış dönemi başladı. Sanayi-üniversite
işbirliği konusunda yapılması gerekenlere ilişkin çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Üniversite-Sanayi İşbirliğinde, sanayiciler, ileri teknolojili ve katma değeri yüksek
ürünlere geçiş hedeflerini ancak üniversitelerle gerçekleştirecekleri
işbirliğiyle ulaşabileceklerdir. Türkiye'nin son yıllarda ''araştırmacı sayısında
artış hızı''nda dünyada ilk sıralarda yer almış olması ve bu hızlı artışa rağmen
gelişmiş ülke standartlarının bir hayli uzağında olması dikkat çekicidir. 2010
yılı için 40 bin ulusal araştırmacı hedefi belirledik ve bu hedefe 2006 yılında
ulaştık. 2013 yılı için de 150 bin araştırmacı hedefi koyduk. Yıllarca ülkede
yetişen gençlerin burada yeterli ortamı bulamadıkları için yurt dışına gitmek
zorunda kalışını üzüntüyle izledik. Geçen yıl uygulamaya koyduğumuz
Teknogirişim Sermayesi Projesiyle ''beyin göçü'' tersine çevrilmeye başladı, bu
yıl yurt dışında eğitim gören, master veya doktora yapan ''parlak beyinlerden''
31 başvuru aldık. Şubat ayında Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği
Bölümü bünyesinde kurulan Üniversite-Sanayi İşbirliği Merkezi'nin (USİM)
açılışını yaptık. Türkiye'nin orta ve uzun vadede hedefi ileri teknolojili ve
katma değeri yüksek ürünlere geçişi sağlamaktır. Üniversite-sanayi işbirliği
mekanizması aslında üniversite-sanayi-kamu işbirliği platformudur. Bu
ayaklardan birinin eksik olması durumunda sistem etkin bir şekilde
çalışamayacaktır. Üniversite sanayi işbirliklerini sağlayabilmek için
başlatılan Sanayi Tezleri (San-Tez) Programı ile 2007 yılından bu yana
desteklenmesi uygun bulunan 206 adet projeden 26'sı tamamlandı, teknolojik ürüne
dönüştü, ticarileşti. Şu anda piyasada dolaşıyor. San-Tez programı kapsamda
yapılan çalışmalar sonucunda kendi kendini ısıtan ayakkabı, kök hücre ile tek
saç telinden çok sayıda saç çıkaran projeler geliştirildi. Bu projelerdeki
harcamaların yüzde 75'ini biz bakanlık olarak karşılıyoruz. Ama ne yazık ki bir
yandan sanayicilerimiz üniversiteyle işbirliğine yatkın değil, öbür yandan da
hocalarımız yatkın değil. Bu sorunu da aşmamız gerekiyor. Bu işbirliğine çok
ihtiyacımız var. Türkiye'de girişimcilik performansının artırılması gerekiyor.
Bu noktada Bakanlık olarak yürüttüğümüz Teknogirişim Sermayesi Desteğinden 150
genç girişimciden 78'i faydalanmıştır ve bu yıl da 724 başvuru alınmıştır. Geçen
yıl başladığımız Teknogirişim Sermayesi uygulamasıyla, her yıl 100 genç
girişimcimize, karşılıksız ve kefilsiz 100 bin lira hibe desteği veriyoruz.
'Bir iş fikrim var' diyen lisans son sınıf öğrencisi, doktora öğrencisi veya
akademisyenin projesini inceliyoruz, teknoparkta yerini tahsis ediyoruz.
Girişim sermayesini hibe olarak veriyoruz. Bu sene işin ilginci 30'dan fazlası yurt
dışındaki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerden geldi. Bir anlamda bu
proje, tersine beyin göçünün başladığını bize gösteren önemli bir göstergedir. Türkiye'deki
teknoparklarda devam eden umut verici araştırmalar bulunmakta, eminim ki bunlar
yakın gelecekte bilim dünyasında çok önemli gelişmeler yaratacak. Patent
maliyetlerini azaltmak amacıyla TÜBİTAK ve Türk Patent Enstitüsü arasında
gerçekleştirilen işbirliğiyle bir teşvik sistemi uyguluyoruz. Teknolojik ürün
Ar-Ge desteğinin yanı sıra, teknolojik ürün üretim, pazarlama ve patent
destekleri de verilecektir. Türkiye'yi ekonomik olarak daha iyi noktalara özel
sektörümüz taşıyacaktır ve hepimiz özel sektörü güçlendirecek adımlar atmalıyız.
Bu nedenle, patent sayısının ve kalitesinin artması için, üniversitelerimizin, Türk
Patent Enstitüsü, TÜBİTAK ve YÖK gibi kurumlarımızın inisiyatif alarak ortak ve
özgün projeler geliştirmeleri son derece faydalı olacaktır. Üniversite ile
sanayinin daha yakın işbirliğini ortaya çıkarmak, yeni teknolojileri geliştirmek
ve bunları üretime dönüştürerek ülkemizin rekabet gücünü artıracak çalışmalara
hız vermek istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının teknoparklardan yararlanma oranına
göre, Türkiye'de teknoparklarla ilgili gelişmenin son 5 yılda hız kazandığını
görüyoruz.Türkiye'de 5 yıl öncesine kadar yalnızca 2 teknopark mevcutken,
günümüzde 30'u aşkın teknopark kurulmuştur. Hatta Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
olarak geçen hafta kuruluşunu onayladığımız teknoparklarla bu sayı 38'e çıkmıştır.
Rekabet edebilmek için mutlaka yeni ürünlere, maliyetlerin düşürülmesine, yeni
üretim biçimlerine ihtiyaç var. Bu da Ar-Ge ve teknoparklardaki çalışmalardan geçiyor.
Biz hem sanayicimizi, hem üniversitelerimizi teknoparklarda çalışmaya, Ar-Ge
faaliyeti yapmaya teşvik ediyoruz.
Üniversiteler ve
sanayi, iş dünyası arasında işbirliğinin geliştirilmesi için bir strateji ya da
yürüttüğünüz projeler var mı? Varsa bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bakanlığımız, ülkemizde Ar-Ge ve teknolojiye yönelik farkındalığın artırılması,
üniversite-sanayi işbirliğinin kurumsallaştırılarak bilimsel bilginin
ticarileştirilmesinin yaygınlaştırılması amacıyla 3 önemli mekanizmayı
yürütmektedir. Bunlardan birincisi, 4691 Sayılı Kanun kapsamındaki “Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri”, ikincisi 5746 Kanun kapsamında Ar-Ge Merkezi kurulması
ve Teknogirişim Sermaye Desteği programı, diğeri ise 5593 Sayılı Kanun
kapsamındaki “SANTEZ Programı”dır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nin kurulmasına
yönelik faaliyetler çerçevesinde söz konusu bölgelerde; firma sayısı 1.254'e,
istihdam edilen personel sayısı 11.021'e, tamamlanan proje sayısı 5.874'e,
üzerinde çalışılan proje sayısı 3.403'e, ihracat 540 Milyon A.B.D. Dolarına, yabancı
firma sayısı 53'e, bu firmalarca yapılan yatırım tutarı 450 milyon A.B.D.
Dolarına ve alınan patent sayısı ise 297'ye ulaşmış bulunmaktadır. Ayrıca, bölgelere
hibe olarak toplam 52.035.400 TL ödenek sağlanmıştır. Yüksek eğitimli ve
nitelikli gençlerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini diğer mekanizmalardan
da yararlanarak katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek
teşebbüslere dönüştürebilmelerini teşvik etmek amacıyla, örgün öğrenim veren
üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun
olabilecek durumdaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da
lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birine sahip kişilere, 5746 Sayılı
Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde
Ar-Ge Merkezlerinin kurulması, belgelendirilmesi, denetlenmesi ve Teknogirişim
Sermaye Desteği işlemleri Bakanlığımızca yürütülmektedir. Kanun kapsamında
desteklenmesi uygun bulunan girişimci, firmasını kurmasını müteakip en fazla
100.000,00 TL hibe destek ile bir yıl süre boyunca desteklenecek olup, destek
ödemeleri bir iş planı çerçevesinde Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır.
Sağlanan destek; belirtilen şartları taşıyan işletmelere yılı bütçesinde bir
defaya mahsus olmak üzere, teminat alınmaksızın ve hibe olarak verilmektedir. Teknogirişim
Sermayesi Desteği Programı kapsamında 2009 yılında Bakanlığımıza toplam 159 iş
fikri başvurusu yapılmış olup, gerçekleştirilen iş fikri değerlendirme panelleri
sonucunda ise 78 iş fikri desteklenmeye değer bulunarak desteklenmektedir. 2010
yılı programı kapsamında Bakanlığımıza toplam 724 iş fikri başvurusu yapılmış
olup, bu başvurularla ilgili olarak, 582 Değerlendirme Panelleri sonucunda, 100
iş fikri sahibine 100.000 TL desteklenmesi uygun görülmüştür. Bu uygun görülenler,
Bakanlığımız Web sayfasında yayınlanmıştır. Ülkemizin teknoloji tabanlı bilgi yoğun
üretim kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli ürün ve üretim yöntemleri
geliştirilmesi amacıyla sanayimizin ihtiyaçları doğrultusunda ürüne yönelik
olarak belirlenen yeni ve yenilikçi fikirlerin üniversite-sanayi işbirliği içerisinde
projelendirilerek üniversitelerimizde yüksek lisans ve doktora tezi olarak
çalışılması amacına yönelik San- Tez programı 3 yıldır uygulanmaktadır. 2007
yılından bugüne kadar -yürütülen San-Tez Programı kapsamına Türkiye genelinde
toplam 519 adet başvuru yapılmış olup, bu başvurulardan 207 adedi ise
desteklenmeye değer bulunmuştur. 2007 yılının Eylül ayında desteklenmeye başlanan
bu projelerden 28'i tamamlanmış ve projeler, proje ortağı firmaya rekabet gücü
kazandıracak bir ürün veya üretim yöntemi ile sonuçlanmıştır. Desteklenen tüm
projeler sektörleri açısından değerlendirildiğinde, Elektrik, Enerji,
Nanoteknoloji, Genetik, Biyoteknoloji ve Genetik Tıp, Enformasyon, Fizik, Gıda,
İleri Malzemeler, Kimya, Tekstil, İnşaat Malzemeleri ve Makine sektörlerinde
yoğunlaştığı görülmektedir. Bu veri, yüksek katma değerli ürün üretimi ile
rekabet gücünü artırmak, ithal ikamesi sağlamak ve cari açığın en önemli
nedenlerinden biri olan ihracat içindeki ithal payının azaltılmasını sağlamak
olarak belirlenen program amacına ulaşılmasında önemli bir mesafe kat
edilebileceğinin göstergesidir. İş dünyası ve sanayi sektörü açısından Türkiye'de
mesleki eğitimi değerlendirebilir misiniz? Mesleki eğitimin önündeki engellerin
kaldırılması ve geliştirilmesi için neler yapılabilir? Bu dönemde mutlaka
mesleki eğitimin güçlendirilmesi gerektiğinin altını önemle çiziyoruz.
Mesleksizlik sorununu Türkiye'nin gündeminden çıkarmalıyız. Ülkede 10 yıldır
meslek liseleri öğrenci, öğretmen ve eğitim kalitesi sorunu yaşamakta ve pek
çok yerde sanayici nitelikli eleman bulamamaktadır. Eğitim sistemimizde yüzde
30 genel lise eğitimi, yüzde 70 meslek lisesi eğitimi olmalı. Bu, bir ara
tersine döndü. Yüzde 70 genel lise, yüzde 30 meslek lisesi eğitimine döndü.
Bizim sanayide nitelikli iş gücü oluşturmamız, bunu meslek liseleri üzerinden
oluşturmamız gerekiyor. Mesleği olan bir kişi bir yerde işe girmese bile kendi
işini kurma cesaretini gösterebilecektir. Türk Sanayisi, özellikle ara elaman
bulma konusunda büyük sıkıntı yaşamaktadır. Bu sıkıntıyı aşmanın yolu ise güçlü
bir mesleki eğitim altyapısı oluşturmaktan geçiyor. Gelişmiş ülkelere
bakıldığında, genel lise eğitiminin, lise eğitimi içerisindeki payının yüzde
30-40 oranında olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise tam tersi bir durum söz
konusu. 2002'den buyana mesleki eğitimin payını yüzde 10 kadar artırmayı
başardık. Ancak geldiğimiz noktanın yeterli olduğunu söylemek hala mümkün
değil. Türkiye'deki mesleki eğitimin oranı yüzde 60'ların üzerinde olmalıdır.
Ancak şunu kabul etmemiz gerekiyor, meslek liselerine başlatılan katsayı
uygulaması son 10 yılda mesleki eğitime büyük darbe vurmuştur. Bizim 10 yıl
önce yapmamız gereken meslek liselerinin önünü kapatmak değil, kalitelerini
artırmaktı. Mesleki eğitimi geriye götürecek her kararın, işsizliği de
tetikleyeceği unutulmamalıdır. Türkiye'nin, girişimcilik performansını artırması
çok önemlidir. Türkiye'de her 100 yetişkinden sadece 4,6'sı şirket kurmaktadır.
Bu oran, Meksika'da 19, İrlanda ve ABD'de ise 12'dir. OECD ülkelerinde yeni
kurulan işletmelerin, tüm işletmelere oranı yüzde 11-17, kapananların oranı ise
9-14 iken, Türkiye'de bu oran, yüzde 3,5 ve yüzde 1 düzeyinde bulunmaktadır. Biz
gençlerimizin sadece iş arayan değil, iş kuran gençler olmasını istiyoruz. Meslek
Liseleri sorununa öncelikle sanayicilerin sahip çıkması zorunludur. Mesleki ve
teknik eğitimin muhatabı olan sanayiciler ve hizmet sektöründeki insanlar bu
işin doğrudan tarafı durumundadır. Sanayi kuruluşlarının, sanayi ve ticaret odalarının
mesleki ve teknik eğitim alanında daha aktif bir rol alabilecekleri mekanizma üzerinde
çalışıyoruz.