Çocukları içinde bulunduğu döneme göre değil, onların
yaşayacağı döneme göre yetiştirme anlayışı ile 1987 yılında eğitim öğretim
hayatına başlayan Asfa Eğitim Kurumları; Anaokulu, İlköğretim, Anadolu lisesi
ve Fen Lisesi kategorisinde yedi okulda eğitim öğretim faaliyetlerini
sürdürüyor. Takım ruhu ve yönetişim ile vizyonlarını gerçekleştirmek isteyen
Asfa Eğitim Kurumları'nın öğretmenleri ile Öğretmenler Odası'nda buluştuk ve
isteklerini, yöntemlerini, anılarını ve Asfa Eğitim Kurumları'nı konuştuk.
BANU HIZAL, Asfa Eğitim Kurumları'nda Yabancı Diller Bölüm
Başkanı olarak görev yapıyor. 15 yıldır Asfa Eğitim Kurumları'nda görev yapan
Hızel, çalıştıkları ortamın ve meslektaşlarıyla vakit geçirdikleri Öğretmenler
Odası'nın çok samimi bir ortam olduğunu söylüyor. Her geçen yıl daha gelişerek adım
attıklarını belirten Hızel, 15 yıllık bir öğretmen. Yani Asfa Eğitim
Kurumları'nda mesleğe gözlerini açan Banu Öğretmen'in Asfa Eğitim Kurumları ilk
göz ağrısı. İngilizce Öğretmenliği mezunu olan Hızel, öğretmenlik mesleğini
seçme nedeninin anne ve babasının da öğretmen olmasından kaynaklandığını söylüyor.
Yabancı dile çok yatkın olduğunu belirten Banu Öğretmen, ailesinin yabancı dile
önem vermesinden dolayı küçük yaşlardan itibaren yabancı dile kulak dolgunluğu
kazandığını söylüyor. Mesleğe ilk başladığı yıllardan bu yana çok fazla tecrübe
kazandığını ve eğitime daha kavramsal bakmayı öğrendiğini söyleyen Hızel, ilk
yıllara göre bakış açısının tamamen değiştiğini dile getiriyor. Asfa Eğitim
Kurumları'nda her yeni gelenin okula bir şeyler kattığını söyleyen Hızel,
Asfa'yı ikinci evi olarak gördüğünü belirtiyor. Asfa Eğitim Kurumları'nda
kalmasının en büyük sebebinin sıcak ve samimi bir ortamda çalışıyor olması
olduğunu belirten Hızel, hem öğretmen arkadaşları hem de öğrencileriyle
arasının çok iyi olduğunu söylüyor. Mezun ettiği bazı öğrencilerin İngilizce Öğretmeni
olarak çeşitli okullarda görev yapması Banu Öğretmeni en mutlu eden durumların
başında geliyor. Benden iyi notlar almak çok kolay, notla öğrencileri
faaliyetlere katarım. Bunun etkili bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Ben en
başta öğrencilere peşinen yüz puan veririm ve her uyarı gerektirecek
davranışlarında notu oradan düşürürüm” diyor. Öğretmenlik hayatı boyunca aklında
kalan pek çok anısı olduğunu dile getiren Hızel, bir anısını aklından hiç
silememiş. İngilizce öğretmenlerine yönelik bir seminerde tanıştığım ve
İstanbul'un en iyi üniversitelerinden birinde okuyan öğrencilerinin hocası olan
öğretim üyesi “O süper öğrencileri siz mi yetiştiriyorsunuz” şeklinde
teşekkürlerini aktarmıştı.
İSMAİL EVCİM, 27 yaşında genç bir öğretmen. Henüz 2 yıllık
bir öğretmen olmasına rağmen, üniversite döneminde de dershanelerde ö ğ r e t m
e n l i k yaptığı için “Öğretmenlikte hiç yabancılık çekmedim diyor. Fen
Bilgisi Öğretmeni olarak görev yapan Evcim, fizik ve biyoloji öğretmenlerinin
desteği ve etkisinde kalarak Fen Bilgisi dersine karşı ilgi duymaya başlamış ve
“Bende bu konuları yeni nesillere aktarmalıyım” diye düşünmüş ve öğretmenlik
mesleğini tercih etmiş. Çok farklı planları olmasına rağmen, birçok kişinin
işsiz kalabilirsin demesine rağmen o öğretmenlik mesleğine gönül vermiş. Sakarya'da
fakülte eğitimini tamamladıktan sonra, İstanbul'a yüksek lisans için gelen
Evcim, sonrasında da ilk görev yeri olan Asfa Eğitim Kurumları'nda göreve
başlamış. Göreve geldiği zaman zümre başkanı ve zümredeki diğer öğretmenlerin aktif
desteği ile neredeyse hiç amatörlük çekmediğini söyleyen Evcim, 7 ve 8. sınıf
öğrencilerinin dersine giriyor. Öğrencilere Fen dersini öğretirken, günlük
yaşamdan çok fazla örnekler verdiğini söyleyen İsmail Öğretmen, teorik olarak
verilen bilginin öğrencinin sadece sınıf geçmesine yaradığını dile getiriyor.
Fen dersini ilginç hale getirerek, öğrencilerine sevdirdiğini belirten Evcim,
bu dersi işleyiş metodunun da sınavlara faydalı olduğunu vurguluyor.
Öğrenciler, tarafından çok sevildiğini belirten ve bundan büyük mutluluk
duyduğunu belirten İsmail Hoca, Öğrencilerin onun hakkında yazdıkları bir
nakaratı bizimle paylaşıyor. “Sakarya'da doğdu, Asfa'lı oldu, Mastırını bozdu
İsmail Hoca.” Öğrencilerinin şiirlerine konu olan Evcim, mastırını bozmamış
tabii olarak tamamlamış, Asfa'lı öğrencilerine vakit ayırdığı için biraz
geciktirmiş. Fen Bilgisinde master yapan bir öğretmen olarak, yeni müfredatın
hem geliştirilmesine hem de Asfalı öğrencilerin ilklerden olmasına destek veriyor.
HANDAN ÖZBEN, 1974 Trabzon doğumlu, Asfa Eğitim Kurumları'nda
Beden Eğitimi Öğretmenliği yapıyor. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu mezunu
olan Özben, ilkokul 5.sınıfa kadar müzik öğretmeni olmak istiyormuş. 5. sınıfın
sonlarına doğru okulunun bahçesinde, bir takımın hentbol çalışmasını görmüş ve
onları izlemiş. Boyundan dolayı takıma alınmayan Özben, takım çalışmasını
bitirdikten sonra topu alıyor ve top sürüp kaleye şut atıyor. O sırada onu
gören beden eğiti-mi öğretmeni o gün onu takıma seçiyor. Kendi kendisini hentbol
takımına seçtiren Handan Öğretmen, aynı zamanda milli bir sporcu. 6. sınıftan
itibaren hentbolla uğraşan Özben, çeşitli kulüplerde oynamış ve transfer olarak
İstanbul'a gelmiş. Evlendikten sonrada hentbol oyuncusu olarak kulüplerde
oynayan Özben, 2. çocuğundan sonra oyunculuk kariyerine bir kenara bırakarak
öğretmenlik mesleğine devam etmiş. 12 yıldır Asfa Eğitim Kurumları'nda
öğretmenlik yapan Handan Öğretmen Asfa Eğitim Kurumları'nın tüm çalışanlarının
güler yüzlü ve samimi olduğunu söylüyor. Türkiye'de spor denince akla ilk önce
futbol geldiğini söyleyen Özben, hentbolun da Türkiye'de son zamanlarda çok
fazla başarı getirdiğini söylüyor. Göreve başladığı zaman hentbol takımı kuracağını
söyleyince herkesin çok şaşırdığını dile getiren Özben, hentbolu, futbolun elle
oynananı şeklinde herkese anlatarak sevdirdiğini ve öğrettiğini söylüyor. Asfa
Eğitim Kurumları'nda spor dendiği zaman akla ilk gelen sporun “Hentbol”
olduğunu söyleyen Handan Öğretmen, bu alanda birçok başarı kazandıklarını da
sözlerine ekliyor. Asfa Eğitim Kurumları olarak farklı spor dallarında
başarılar kazanarak isimlerini duyurduklarını belirten Özben, müfredattaki beden
eğitimi ders saatlerinden de şikayetçi olduğunu belirtiyor. Ders saatinin az
olması nedeniyle Asfanın ilave dersler koyduğunu ancak buna rağmen çoğu
çalışmayı öğlen arasında ya da okul çıkışlarında yaptıklarını söyleyen Özben,
velilerin çocukların spor yapmasına hem olumlu hem de olumsuz bakıyor diyor.
Velilerin derslerinden geri kalacak korkusuyla çocuklarına spor yaptırmaktan
çekindiğini söyleyen Handan Öğretmen “Spor yaparak derslerden geri kalınsaydı,
biz üniversite okuyamazdık” diyor. Aynı zamanda bir anne olan Handan Öğretmen, kendi
çocuğunun futbol tutkunu olduğunu ve onu sonuna kadar destekleyeceğini
söylüyor.