Bilgiye, beceriye dayalı, yüksek katma değerli
sanayiye geçişte üniversite-sanayi işbirliğinin çok önemli olduğunu söyleyen İstanbul Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı C. TANIL KÜÇÜK, “Sanayici üniversiteden talepte
bulunabilmeli, üniversite de sanayiciye gidebilmelidir. Hedefimiz bu noktada itici güç
olabilmektir” dedi.
İstanbul Sanayi Odası olarak, üniversite sanayi işbirliğine,
üniversite ve sanayinin gündeminin buluşturulmasına büyük önem verdiklerini söyleyen
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı C.Tanıl Küçük, üniversitelerdeki
araştırma ve bilgi birikiminin ticari ürüne ve ekonomi için katma değere
dönüşmesinin, üniversite sanayi işbirliği ile mümkün olduğunu belirtti.
Üniversitelerdeki tez konularının sanayinin gündeminden çok kopuk olduğunu, bu
kopukluğun, sanayi ve üniversitenin birlikte çalışmasını zorlaştırdığını ifade eden
Küçük, “Bu iki kesimi buluşturmak, üniversite ve sanayinin gündemini, ilgi
alanlarını ortak hale getirmek, birbirinin ihtiyaçlarından haberdar etmek
gerekiyor. Bu anlamda üniversite - sanayi işbirliğinin geliştirilmesi çok
önemlidir. Sanayiciler olarak, hedefimiz, bu noktada itici güç olabilmektir”
diye konuştu.
Üniversite ve sanayi arasında işbirliğinin geliştirilmesi için,
İstanbul Sanayi Odası olarak yürüttüğünüz projeler var mı?
Sanayi- üniversite
işbirliğini geliştirmek hedefiyle, sekiz proje yürütüyoruz. 2006 yılında Odamız
ile İstanbul Teknik Üniversitesi arasında imzalanarak yürürlüğe giren “İSO-İTÜ Doktora
/ Yüksek Lisans Tezlerine Sanayi Desteği Projesi” ile ülkemizin rekabet gücünün
artırılması amacıyla yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve inovatif fikirlerin
sanayide uygulanması hedefleniyor. “İSO-İTÜ Endüstri Mühendisliği Bitirme
Ödevleri İşbirliği Projesi”; İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü işbirliği ile
2006- 2007 öğretim yılında başladı. Bu çalışma ile üniversitelerde sanayinin ihtiyaçları
doğrultusunda araştırma yapılması ve sanayide uygulanabilir araştırma sayısının
artırılmasını amaçlıyoruz. “İSO-İTÜ KOBİ'ler için Endüstriyel Tasarım
Projesi"; İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü işbirliğiyle hayata
geçirilen proje, 2003 yılından itibaren her yıl gerçekleştiriliyor. “İSO-Yıldız
Teknik Üniversitesi Bitirme Tezleri İşbirliği Projesi”; Proje, Odamız ile
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) En-düstriyel İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi
(ENDİL) arasında 2008 yılında başlatıldı. Projeden, Yıldız Teknik Üniversitesi
Makine Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Metalürji ve
Malzeme Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Kimya ve Fizik Bölümleri son
sınıf öğrencileri yararlanıyor. “Yıldız Teknik Üniversitesi 'Yıldızlı Projeler'
Yarışması”; Odamızın ana sponsorluğuyla, Yıldız Teknik Üniversitesi “Institute
for Electrical and Electronics Engineers” (IEEE) Öğrenci Kulübü tarafından, vizyon
sahibi üniversite öğrencilerini teşvik etmek ve çalışmalarını desteklemek üzere;
önlisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik olarak "Yıldızlı
Projeler" yarışması düzenlendi. Başarılı bulunan projelere ödüller
verildi. “İSO-Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Tekstil Eğitimi
Bölümü İşbirliği”; Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Tekstil Eğitimi
Bölümü ile Odamızın 15. Grup Dış Giyim Sanayii Meslek Komitesi'nin katkısıyla
başlatıldı. “YÖK ile Endüstri Deneyimini Artırma Projesi”; Yükseköğretim Kurulu
(YÖK) ile İstanbul Sanayi Odası Vakfı (İSOV) arasında 1997 yılında imzalanan protokol
kapsamında yürütülen proje ile meslek yüksek okullarında görevli öğretim elemanlarının
endüstri deneyimlerinin artırılması amaçlanıyor. Bu çalışma ile meslek yüksek
okullarında görev alan öğretim elemanlarının üretim alanındaki en güncel ve
pratik bilgiyi doğrudan uygulama sahasında görmesi, deneyimini artırması ve bu
sayede sanayi işletmelerinin ihtiyaç duyduğu nitelikte iş gücünü yetiştirirken
güncel ve en doğru bilgiyi öğretmeleri amaçlıyor.
MESLEKİ EĞİTİMİN İYİ BİR TERCİH OLDUĞU KAMUOYUNA ANLATILMALI
Mesleki eğitim, sanayi ve iş dünyasına nasıl uyum sağlayabilir? Bu konudaki
önerileriniz nelerdir?
Mesleki eğitimin yaygınlık kazanması ve kalitesinin
artırılması için, neler yapılması, nereden başlanması gerektiğine dair
önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz: Öncelikle, mesleki eğitim konusunda somut
bir vizyon ortaya konmalıdır. Yani, biz, mesleki eğitimde neyi hedefliyoruz, nereye
varmayı hedefliyoruz ve bu hedefe nasıl ulaşacağız. Mesleki eğitim; devlet,
ilgili bakanlıklar, işveren, çalışan, sivil toplum kuruluşları ve özellikle aileler
nezdinde ele alınması gereken milli bir konu. Ailelerin mesleki eğitimle ilgili
olarak yeterince bilgiye sahip olmadığını söyleyebiliriz. Genel bir eğilim olarak
aileler çocuklarının üniversite eğitimi almasını tercih ediyor. Doğru
bilgilendirme yapıldığı takdirde, aileler, mesleki eğitim ile ilgili
potansiyeli daha iyi fark edecek ve çocuklarını mesleki eğitime
yönlendireceklerdir. Dolayısıyla, ailelerin ikna edici şekilde
bilgilendirilmeleri bu süreçteki çok önemli bir aşama. Diğer taraftan, mesleki
eğitimde kurumsal imajın artırılması ile ilgili çalışmalar yapılmalı, mesleki
eğitimin düz lise seçeneğine kıyasla neden daha iyi bir tercih olduğu kamuoyuna
anlatılmalıdır. Mesleki eğitimin tarafları arasında, yani, sistemin temel
ortakları olan eğitim kurumları ve işletmeler arasında diyalog ve işbirliği
eksik. Bunun geliştirilmesi gerekiyor. Bir diğer önemli aşama, istihdamı kolaylaştırmak
üzere, mesleki eğitim öğrencilerinin ve mezun öğrencilerin işletmelerle
buluşturulması. Okul-sanayi işbirliği teşvik edilmeli, bu işbirliğini
geliştirecek modeller yaratılmalıdır. Bu çerçevede, firmaları mesleki eğitimle
işbirliğine özendirecek yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Mesleki
eğitim sürecinde işletmelere belirli sorumluluklar verimlisine rağmen söz
konusu sorumluluklar belirlenirken işletmelerin belirli yükleri nasıl
kaldırabileceği -örneğin işletmelerde bir eğitim birimi kurulması gibi-
öngörülmemiştir. Günümüzün ağır rekabet koşullarında yaptıkları işe odaklanmış işlemelerimizin,
mesleki eğitimsürecine yönelik yasal ve gönüllü katkı verebilmelerini teminen
özendirici araçlar gündeme getirilmeli. Bu çerçevede, eğitime yönelik
harcamaların uygun koşullu krediler ile desteklenmesi ve bu yönde yapılacak
harcamalara vergi muafiyeti getirilmesi, çalıştırılacak eğitmen veya
pedagoglara SSK primi muafiyeti getirilmesi gibi destek unsurları yürürlüğe konmalı.
5-10 yıllık projeksiyonlar dahilinde sanayinin ne türde kalifiye çalışana ihtiyacı
olacağının belirlenmesi, kalifiye elemanların yeterliliklerinin, dolayısıyla müfredatların
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun
getirdiği standartlar dahilinde sanayi işbirliği ile belirlenmesi gibi konular
yeni projelerin bazıları olabilir.
GENÇLER, İŞGÜCÜ PİYASASININ DEZAVANTAJLI GRUBU
Türkiye'de
özellikle gençler arasında işsizliğin arttığını görüyoruz? Genç işsizler
sorununa nasıl çözüm bulunabilir? Bu konudaki önerileriniz nelerdir?
Ülkemizde
işsizlik genç yaş grubunda yoğunlaşıyor ve eğitimli genç işsizlik oranı çok
yüksek. Genç işsizlik oranı 2008 yılında %20.5 iken 2009 kriz yılında bu oran %
25.3'e yükseldi. Dolayısıyla kriz, birinci derecede gençlerimizi etkiledi.
Gençler, kadınlarla birlikte işgücü piyasasının dezavantajlı grubunu
oluşturuyorlar. Dolayısıyla özel olarak ele alınması, korunması gereken bir
kesim durumundalar. Bu yaklaşım, sadece Türkiye değil, tüm dünya için geçerli.
Ancak genç işsizlik sorununun çözümü genel işsizlik sorunundan soyutlanamaz. İşsizlik
ve istihdam sorunlarımızın derinleştiği bir dönemde, ulusal istihdam
stratejimizin artık oluşturulması ve uygulanması gerekiyor. Öncelikle, ekonominin
istihdam yaratma kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. İstihdam
stratejimizin, kapsaması gereken en önemli başlıklardan biri, genç işsizliğinin
azaltılması olmalı. Bu kapsamda aktif işgücü programları özel önem taşıyor.
Pasif işgücü programları, işsizliğin sonuçlarını onarmaya ilişkindir. İşsizlik
sigortası bunun bir örneğidir. Aktif işgücü programları ise, işsizliği önlemeye,
istihdamı korumaya ve artırmaya yönelik programlardır. İstihdam oranının ve
işgücüne katılım oranının yükseltilmesini hedefleyen bu programlar çok sayıda
ve çeşitlidir. Birkaç örnek verecek olursak, mesleğe yöneltme, mesleki
yeterliliklerin geliştirilmesi, kamu ve özel istihdam hizmetlerinin geliştirilmesi,
özel sektörü teşvik gibi. Mesleki eğitimin yaygınlaştırılması, eğitim işyeri
bağlantısının kurulması, deneyimsiz gençlerin iş gücü piyasasına girişini
teşvik etmeyi hedefleyen desteklerin daha cazip hale getirilmesi, genç işsizlik
sorununu aşılmasına yönelik aktif politikaların odağında olmalıdır. Mesleki
eğitim bağlamında, ders programlarının iş yaşamı temsilcilerinin katılımıyla ve
iş yaşamının ihtiyaçları göz önüne alınarak oluşturulması çok önemli. Gerek
lise, gerekse üniversite öğrencilerinin mezuniyetten önce sanayide çalışarak
deneyim kazanmalarına ve KOBİ'ler gibi tam zamanlı eleman istihdam edebilecek
kaynaklara sahip olmayan firmalara proje bazında destek verebilmelerine olanak
verecek programlar geliştirilebilir. Ekonominin ihtiyacı olan kalifiye insan
gücünün yetiştirilmesinde yerel düzeyde iş dünyası ile pratik işbirliğine giden
okul-işletme işbirliği modelleri tasarlanabilir ve uygulanabilir.