Irmak Okulları "Günümüzün Değişen Koşullarında Anne-Baba Rollerimize Eleştirel Bir Bakış" adlı konferansa ev sahipliği yaptı. Irmak Okulları Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konferansta konuşan Yrd. Doç. Dr. Hasan Yılmaz “Biz ne yapacağını bilemeyen ana babalar kuşağıyız! Dünyanın eski dünya, ülkemizin eski ülkemiz, insanların eski insanlar olmadığı, değişim rüzgârlarının çoktan fırtınaya dönüştüğü bir çağda çocuk yetiştiriyoruz” diye konuştu.
ÇOCUKLAR HATALARINDAN DERS ÇIKARIYORLAR
Selçuk üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Irmak Okulları’nca düzenlenen “Günümüzün Değişen Koşullarında Anne-Baba Rollerimize Bakış” konulu seminerde, başarının ön koşulunun buna inanmak olduğunu kaydetti. Başarısız olan çok zeki öğrenciler tanıdığını ifade eden Yılmaz, “Bunu çocuğa evde anne baba, okulda öğretmen aşılıyor. Geçen hafta Konya’da yaşanmış bir olayı anlatayım. Lise son sınıfların dersine giren bir öğretmenin, (Bu sınıfta ÖSS’yi kazanacak kimseyi göremiyorum) dediğini duydum. Bu cinayettir” dedi.
Yılmaz, ilk söylenen sözlerin kırıcı, ilk verilen tepkilerin yaralayıcı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Sizi çıldırtan bir olay oldu. Çocuğunuza çok sinirlendiniz, vurmak için elinizi kaldırdınız. Trafik ışıklarını hatırlayın ve kırmızı ışığı yakın. 15 saniye durun. Sonra sarıyı yakın ve düşünün. Sonra yeşil ışığı yakın ve uygulayın. O tokat iner mi? Çocuklar hatalardan ders çıkarır. Eğer onları yaptıkları hatalar için cezalandırırsanız tek bir şey öğrenir, (yaptım ve bedelini ödedim). Bir daha da yaparsam öderim. Eğer sakin olursanız o hatasını anlayacaktır.”
BABA GÜCÜ TEMSİL EDER
Sakin olmanın bir anne ve babanın en güzel özelliği olduğunu söyleyen Yılmaz, bir çocuğun başarısının ilgi, sevgi ve taktire bağlı olduğunu belirtiyor. Çocuklarımızı çok seviyoruz ama bu sevgi onlara bazen zarar veriyor. “Çocuklarımıza mal, mülk vermekle onların başarılı olmasını sağlayamayız. Bir insana sorumluluk vermezseniz ayakları yere basmaz. Annenin elinde maşada olsa çocuk annesinin sevgisinden şüphe etmez. Ama babanın sevgisini birebir yaşamak ister. Sözle, gözle, dokunarak, ilgiye odaklanarak, beraber zaman geçirerek bu onun için çok aydınlanma teşkil eder. Bir çocuk için baba bir gücü temsil eder. Onun için hayattaki dayanağı temsil eder. Örneğin çocuk benim annem senin anneni döver demez. Benim babam senin babanı döver der. İşte orada babayı bir güç imsali olarak görür, dayanak olarak görür. Anne bin defa aferin desin” benim annem hep aferin der zaten” der ve çok etkili olmaz. Baba beden diliyle içinden gelerek bir aferin desin annenin bin ‘aferin’ den daha etkili olur ve çocuğunuzu onure etmiş olursunuz. Örneğin bir hayal edin çocuksunuz 8-10 yaşında bir gün tenefüse bir çıktınız koridorda babanızı gördünüz ve size şunu söylüyor; “oğlum ne öğretmeninle konuşmaya geldim ne de notunu öğrenmeye burnumda tüttün be. Bir gelip çocuğa sarılayım dedim ve buraya geldim.” Bu cümleyi siz duysanız ne hissederdiniz? Onun bizim ülkemizde babaların artık eve ekmek getiren çok çalışan, böyle bir baba olmaktan çok, konuşan, sarılan, nitelikli zaman geçiren bir baba bir çocuk için en güçlü motivasyon kaynağıdır”.
BOŞANMALAR BAZEN ÇOCUĞU OLUMLU ETKİLER
Baba yoksa ölmüşse ya da ayrılmışsa ne yapmalıyım sorusu ile çok fazla karşı karşıya geldiğini söyleyen Yılmaz, bir evde evliliği evlilik yapan saygı, güven yoksa adına evlilik denecek bir şey kalmamışsa gerginlik, huzursuzluk, mutsuzluk evin doğal hali olmuşsa boşanmaların bu durumda çocuğu olumlu etkilediğini söylüyor. “Boşanmayı övmek adına söylemiyorum. Bu durumda çocuğun psikolojisi daha da bozulur çünkü annemle babam yine kavga eder mi? kapıyı yine çarparlar mı? Bu belirsizlik halleri çocuğun ruh sağlığını daha çok bozar. Ayrıca ayrılmak ve boşanmak eşler arasında yasal bir durumdur. Çocuktan ayrılmak, çocuktan boşanmak diye bir şey yoktur. Eşinden boşanırsın ama sen yine annesi veya babasısındır. Bu istifa edilen ya da emekli olunan bir meslek değildir”.
TEK İHTİYACIN HARÇLIK OLMADIĞI UNUTULMAMALI
Amacın, sağlıklı, mutlu, ayakları yere basabilen, kendine güvenen, kendini anlayabilen ve başkalarını anlayabilen, bir iş sahibi olmadan o işin değerini önceden kavramış ve sevdiği işi yapan çocukları nasıl yetiştirebilir olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, günümüz şartlarının farklı olması çocuk yetiştirirken kullanılan yöntemleri geçersiz kıldığını belirtiyor. “Cebine harçlık koymakla, okul taksidini ödemekle, servis ücretini vermekle, ona bilgisayar almakla bu iş bitmez. Günümüzün çocuklarının cebine koyduğumuz harçlıktan daha önemli ihtiyaçları var. “
ÖN KOŞULSUZ SEVGİ
“Sevginizin ön koşulu olursa onun adı sevgi olmaz” diyen Yılmaz, sevginin önüne “üstünü başını kirletmezsen, erken yatarsan, sınavlarını kazanırsan severim” gibi ön koşullar konulmaması gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Hasan Yılmaz, anne ve babasına inat ders çalışmayan çocuklar olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Evde sınavla yatıp sınavla kalkmayın. Çocuklarınıza güvenin. Çocuklarımıza potansiyel bir suçlu gibi davranırsak daha çok hata yaparlar. İçinde sevginin, sarılmanın, dokunmanın, mizahın, dinlemenin, paylaşmanın olduğu 1 saat vermeniz, parasal desteğinizden daha besleyicidir. Çocuğunuz (Bu sınavda başarılı olamasam da beni evde kucaklayabilecek 2 kişi var) diye düşünürse daha başarılı olur.”