Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

İçten içe ağlayışın adı...

İÇTEN İÇE AĞLAYIŞIN ADI…

Hasret, içinizi yakar, sizi yakar, erirsiniz, kül olursunuz.

Hasret, kavuşmanın kıymetini mırıldar size..

Hasret, hüzün verir, acı verir çekersiniz bir umut kavuşmak hatırına…

Hasret, bilirsiniz de çekmeden tadını bilemezsiniz,

Hasret, sizi sizden alır götürür.

Hasret, uyuduğunuzda uyanık kalan tek duygu

Hasret, düşen kalbi terk edilmiş ada yapmanın adı…

Hasret, bilirse yakınım, bilmezse uzağım diyen cananın can dostu…

Hasret, kokusuyla, tadıyla “insani” olan, insan olduğumuzu hatırlatan duygu

Hasret, uzun yollar, karlı dağlar, nöbette iken hasret çeken, özlem çeken yüreklerin dostu, sığınacağı yer…

Hasret, gurbet eller, üniversite yurtları, terminaller…

Hasret, asker ocağı, sevgi bağı, hudut dağlarının adı…

Hasret, yar kucağı, ana ocağı, dinmeyen sızı…

Hasret, yokuş ellerden sizi alır sevgilinin sevgi dolu kucağına salıvermek için…

Hasret, her zorluğu aşan kavuşma ümidini diri ve canlı tutan sönmeyen meşale, ateş, güç, sinerji ve enerji…

Hasret, yol bulup sevgiliye kavuşmak için koşar koşar yorulmadan.

Hasret, evlatlarıyla ayrılan anaların içindeki yanardağ, volkan, yürekteki paslı hançer, içten içe yakan, kavuran, kurutan ateş…

Hasret, bir sevda türküsü bir kuzunun annesine özlemi, bir gülün bülbüle iştiyakı…

Hasret, yolların düşmanı sevginin tadı, lezzeti…

Hasret, her kavuşan kişinin kabusu hasret, yakar ve her yürek sessizce ağlar…

Sevgi gelir hasret gider

Hasret başlar sevgi gider

Hasret, bilmez kendini bilmezler, tadına varamaz o insanı olgunlaştıran sihirli iksirin.

Hasret, bir kış mevsiminden sonra beklenen bahardır.

Hasret, “Denize dönmek istiyorum” diyen şairin özlemle, vatan hasretiyle ölmesinin adıdır.

“Ve madem ki ölüm bir gün mukadder” deyişidir hasret…

Hasret kaldıkça ona yakınsın…

Hasret çektikçe O’nunsun…

Hasret çekmeyen var mıdır?

Hasret, Bahar bülbüle hasret, bülbül gülüne hasret,

Toprağın suya hasreti, Leyla’nın Mecnun’a hasreti…

Yaza, kışa, bahara hasret…

Çocuğa, çocuksuzluğa, evliliğe, bekarlığa hasret…

Sevdiğine hasret, anaya, babaya, vatana hasret…

Uykuya, yalnızlığa, huzura, sağlığa, mutluluğa, bir tebessüme, bir dokunuşa, bir sevgili bakışına hasret…

Hasret, savaş barışa, barış huzura

İnsan olan herkes çeker bu duyguyu…

Ama en çok benim ülkem ve benim ülkemin insanının kaderidir bu duygu…

Türkiyem, şekilsiz, kavgasız, gözyaşı olmayan günlere hasret

Birlik, bütünlüğe hasret… Barışa, kavgasızlığa hasret…

Gülmeye, hoşgörüye hasret,

Fikir, parayla satılmayan sarsılmaz düşüncelere hasret…

Gazetelerim, Dreyfusları savunan aydınlara hasret.

Koltuklar, şekline girmeyecek idarecilere hasret.

Siyaset, samimiyete, en önemlisi tarafsız hoşgörüye hasret,

Din, samimi, gösterişsiz inanışa hasret…

Öğretmen, değerini bilen, değer bilen, değerlendirebilene hasret…

Aileler, huzura sevgiye, sıcak bir yuvaya hasret…

Sevgi, ölümüne bağlanışlara hasret…

Yönetim, değişim ve dönüşümü içselleştiren “aydınlanmış” bireylere hasret,

Atam, yerinde rahat ve huzurlu uyumaya hasret

Vatanım, gerilimsiz günlere hasret…

Bana, sana, ona hasret… Huzura hasret…

En acısı bu kadar hasret içinde hepimiz kendimize, özümüze Hasret!

Ve nihayet herkes Hasret’e Hasret…

…..

Bir de kalbi kararmış, masumların kanıyla beslenenlerin hasreti vardır!

Onlar, çaresizlerin yardımına koşan yürekleri, kalleşçe vurabilen taşlaşmış kalpleri ile insanca duygulara hasret…

Onlar acınası mahluklar…

Onlar sevgi bilmezler, insan sıcaklığını hissetmezler,

Onlar yaşamıyor gibi yaşarlar,

Onlar insan sevgisiyle çarpan yüreklere hasret,

Sevgiye hasret,

Merhamete hasret…

Onlar insan bile değiller;

Çünkü Onlar insanlığa hasret…



Yorumlar
Yorum Ekle