Tunceli'nin Nazimiye
ilçesinde doğan ve babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve ortaöğrenimini
farklı illerde tamamlamak zorunda kalan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu, liseyi birincilikle bitirdi. Ankara İktisadi ve Ticari
İlimler Akademisi'nden mezun olan Kılıçdaroğlu, eğitimin temel felsefesini
hayatın her alanını sorgulamak olarak tanımlıyor. Kılıçdaroğlu, siyasette
yapılan yanlışların da eğitimsizlikten kaynaklandığını ifade ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık 1948'de Tunceli'nin Nazimiye
ilçesinde Tapu Memuru Kamer Bey ve ev kadını Yemuş Hanım'ın yedi çocuğundan
dördüncüsü olarak dünyaya geldi. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilkokula
Van'ın Erciş ilçesinde başlayıp 4. sınıfı Tunceli'de okuyan Kılıçdaroğlu,
ilkokul ve ortaokulu ise Bingöl'ün Genç ilçesinde bitirdi. Kılıçdaroğlu,
1964-1965 eğitim yılında Elazığ Ticaret Meslek Lisesi'ne 163 okul numarasıyla
kayıt oldu. Kılıçdaroğlu bu döneme ilişkin yaptığı açıklamalarda Elazığ Ticaret
Lisesi'ne tesadüfen kayıt yaptırdığını anlatıyor. Aslında doktor olmak
istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Tesadüfen ticaret lisesine gittim. Lise
kayıtlarını kaçırınca, bizimkilere 'Elazığ'da bir ticaret lisesi var, gidip
çocuğun kaydını oraya yaptırın' demişlerdi. Hayatımda ilk kez ticaret lisesi
adını duyuyordum ama kaydımızı yaptırdık. Bir ay sonra babam kaydımı istemeye gelince,
öğretmenler 'Biz öğrencimizden memnunuz kaydını vermeyiz' dedi ve biz de
kaldık” diyor. Kılıçdaroğlu'nun mezun olduğu 1966-1967 eğitim yılında ders
notları “Türkçe 8, Sosyal Bilimler 9, Matematik 9, Yabancı Dil 10, Milli
Savunma 9, Beden Eğitimi 8, Muhasebe 8, Ekonomi 10, Maliye 8, Mali Cebir 9,
Ticaret Hukuku 10, Daktilo 8, Turizm 10” olarak görülüyor. Aldığı notlara göre
Elazığ Ticaret Meslek Lisesi'ni birincilikle bitiren Kılıçdaroğlu, 1971 yılında
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun oldu. Okul hayatı
süresince “Karabulut” soyadını taşıyan Kılıçdaroğlu'nun lise diploma defterinde
ise soyadı “Kılıçdaroğlu” olarak görülüyor. Yaşadıkları köyde herkesin soyadı
“Karabulut” olduğu için Kılıçdaroğlu'nun babası Kamer Bey soyadını
“Kılıçdaroğlu” olarak değiştiriyor. Kılıçdaroğlu soyadının büyük dedelerinin
eşkıya olarak bilinmesinden geldiği söylüyor.
1991 yılında genel müdür olarak Bağ-Kur'a atanan Kılıçdaroğlu, 1992 yılında
da Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne geçti. Kısa bir süre Türkiye
Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda müsteşar yardımcısı olarak
görev yapan Kılıçdaroğlu, 1999'un Ocak ayında kendi isteğiyle Sosyal Sigortalar
Kurumu Genel Müdürlüğü'nden emekli oldu. Kılıçdaroğlu, Büyük Millet Meclisi 22.
dönem için yapılan 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri'yle CHP İstanbul milletvekili
olarak Meclis'e girdi. 22 Temmuz 2007 Milletvekili Genel Seçimleri'nde de
İstanbul'dan 23. dönem milletvekili seçilen Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlığa
adaylığını açıklayıncaya kadar CHP Grup Başkanvekilliği görevini yürüttü.
Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan Kurultayında
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı seçildi. '
SİYASETTE YAPILAN YANLIŞLAR
EĞİTİMSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR'
Eğitime ilişkin çeşitli dönemlerde açıklamalarda
bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğitimin temel felsefesi hayatın her alanını
sorgulamak” diyor. Siyasette yapılan yanlışların eğitimsizlikten
kaynaklandığını altını çizen Kılıçdaroğlu, bunun ise ülke için temel sorun
niteliği taşıdığını belirtiyor. Kılıçdaroğlu “İyi bir siyasetçi; işsizlik,
yoksulluk, dış politika, iyi bir eğitimi nasıl verebilir sorunları ve
üniversitelerin önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgilenmelidir” diye
konuşuyor. Eğitim eksikliğinin giderilmesi için öncelikle gerekli altyapının
hazırlanması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle
sürdürüyor: “Eğitimsizlikten dolayı borç batağına batan bir ülke olduk.
Geldiğimiz bu noktayı aşmak zorundayız. Bu ülkeyi kuranların azim ve kararlılığını,
inancını yeniden göstermek zorundayız. Siyasette yapılan yanlışlar da maalesef
eğitimsizlikten kaynaklanıyor. İyi eğitim aldığında politikacı yolsuzluklara
alet olmaz, hesap vermeyi onurlu bir görev kabul eder.” Konuşmalarında kadının
eğitilmediği bir toplumda, toplumun da eğitilemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu,
“Çünkü 'ana dili' dediğimiz bir kavram var. Çocuk ilk şeyleri anneden
öğreniyor. Ama anne eğitimsizse o çocuk ne yapacak. O açıdan iyi bir yönetici,
kadının iyi bir konuma gelmesini sağlayan yöneticidir” diyor.