Ortaöğretime geçişte uygulamaya üç yıl önce konulan üç aşamalı Seviye Belirleme Sınavı'nda (SBS) eskiye dönülmesi kararı alındı. Bu bir reformdur ve ayakta alkışlanmalıdır. Bu yeni sistem çocuklarımızı rahatlatacak ve dershaneye olan ihtiyaçlarını azaltacaktır. Teorik olarak kulağa çok hoş geliyor değil mi? Ama keşke gerçekten öyle olabilse…
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, düzenlediği basın toplantısında öğrencilerin sınav odaklı sistemden kurtarılması, stres ve kaygıdan uzaklaştırılmaları amacıyla sistemin değiştirildiğini açıkladı. Teorik olarak çok güzel ve bir anne duyarlılığında yapılmış bir açıklama. Ancak ülkemizin gerçekleri içinde pek de ayaklarının yere bastığını söylemek güç. İsterseniz nedenlerine kısaca değinelim.
Öncelikle bir önceki SBS reformuna neden ihtiyaç duyulduğunu, hafızalarımızda bir tazelemekte yarar var. Bundan 3 yıl önce dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik SBS'nin gerekçelerini anlatıyordu.
Çelik, SBS ile orta öğretime girişte dershane ve sadece test çözme merkezli yöntemin değiştirileceğini belirtmişti. Ayrıca öğrencilerin OKS'ye yalnızca bir kez girme hakkının olduğunu ifade eden Çelik, “OKS, öğrencilerin sadece ortaöğretime girişini tayin eden bir sınav olmaktan çıkmış, yükseköğretime geçişte de adeta bir ilk basamak olma niteliği taşımaktadır. Bu nedenle öğrencilerin üstünde çok büyük bir stres yaratmaktadır.” diyerek SBS'nin bu durumu engelleyeceğini söylemişti.
Geldiğimiz noktada acaba öğrencilerin test çözme merkezli eğitimi değişti mi, ya da dershanelere olan bağımlılık azaldı mı, ya da dönemin Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan'ın vurgulandığı 3 aşamalı sınav sisteminde geriye doğru okulların ne yaptığının denetlenmesi hedefi ne ölçüde gerçekleşti?
Bu sorular yeterince sorgulanmadan, ileriye yönelik planlar yapılmadan SBS'nin kaldırılması sadece klasik “reform yaptık” zihniyetinden başka bir şey değildir. Ülkemizde nedense sürekli olarak büyük hedeflerle reformlar yapılırken bir önceki reformun neden başarılı olamadığı pek incelenmez. Şimdi de yapılanın farklı olduğunu düşünmek güç.
SBS'nin ortaya çıkış felsefesi kanımca yeterince anlaşılamadı. Sonuçları henüz alınmamış bir sistemin alabora edilmesi hiç doğru değil (Hele de 3 yıllık bir dönemde ve de aynı hükümet tarafından). SBS eğitim sisteminin nabzını tutmaya çalışan bir süreç olarak düşünüldü. İlköğretim sisteminin standardize edilmesi, okullar arası başarı düzeyinin incelenmesi bakımından çok önemliydi. SBS'nin esas sıkıntısı birden çok sorunu çözme beklentisinin olmasıdır. Biz SBS ile eğitim sisteminin anjiyosunu çekerek damarlarını incelemek isterken, aynı zamanda da kalpteki sorunları da ameliyat etmeye çalıştık. Sonuç hastayı kaybettik.
Anjiyo tedavi yöntemi değildir. Teşhis için kullanılır. SBS de eğitim sistemindeki sorunları teşhis etmek için kullanılmalıydı. SBS' ye devam edilmeli, ancak SBS eğitim sistemimiz ile ilgili veriler elde etmek için kullanılmalıdır. 8. sınıfta OKS benzeri bir sınavla yerleştirme sağlanabilir. SBS verileri ve OKS verileri değişen ağırlıklarla öğrencinin yerleştirmesinde kullanılabilir. Böylece bir sınavdan hem ölçme hem de seçme sorumluluğunu almış oluruz.
Özetle, eğitim alanında daha uzun vadeli düşünerek planlamalar yapılmalı. İkincisi reform yaptık populizminden uzaklaşılmalı, üçüncüsü bir sınavla birçok sorunu çözme alışkanlığından vazgeçilmeli. Hele hele sorunu dershaneler kötüdür söylemiyle açıklamaya çalışma kolaycılığına hiç girilmemeli.
Reformları bu düşünceler doğrultusunda yapmamız dileğiyle…