Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Dans müziğinin TÜRK kahramanı


 Asıl adı Serhat Bedük. Albümlerini ise Bedük adıyla çıkarıyor. Dans müziğinin Türk kahramanı Bedük, ”Evdeki Bedük şeker gibi bir adam. Sahnedeki ise deliriyor. İki Bedük birbirinden çok farklı” diyor.

 

Öğretmen bir annenin ve doktor bir babanın çocuğu olarak Ankara'da dünyaya gelen Serhat Bedük, Arı Fen Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Bilkent Grafik Tasarım Bölümü'nü 3. olarak kazandı ve burs aldı. Müzik kariyerine 16 yaşında Ankara'da lise yıllarında katıldığı okul orkestrasıyla başlayan Bedük, ikinci sınıfta katıldığı metal grubuyla konserler vermeye başladı ve daha sonra hayat ve müzik zevkleri değismeye başladıkça katıldığı ve kurduğu gruplar da değişti. 18 yaşında Juicex isimli grupla daha Seattle grunge ve rock arası cover parçalarla Ankara'nın en iyi müzik kulüplerinde sahne aldı. Bu sırada Bilkent Grafik Tasarım bölümüne burslu olarak kabul edilen Bedük, 4 senelik okul hayatı boyunca gündüzlerini okul, gecelerini sahne olarak geçirdi. Bu sırada birçok grup kurdu ve birçok gruba da katılarak eşlik etti. Son olarak Porselen isimli grubu kurarak cover parçaların yanında kendi bestelerini de çalmaya baslayan sanatçı, grubuyla Ankara'da azımsanmayacak kadar ilgi gördü. Haftada 4 gece çeşitli mekanlarda sahne alıyordu ki Bedük gruptan ayrılıp İstanbul'da kendi başına yürümeye karar verene dek. İstanbul'a geldiğinde 24 yaşındaydı. Büyük bir reklam ajansında art-direktor olarak çalısmaya basladı. Bir yandan müzik kariyeri icin görüşmelere devam ederken yolları Aykut Gürel'le kesişti ve bir sene sonra İrem Records'tan “Nefes Almak Zor” isimli albümü yayımlandı. Asıl içinde var olan ve yıllardır alt yapısını kurduğu dans müziği prodüksiyonlarını 2006 Miller Music Factory yarışmasına kadar gösteremedi. Bu organizasyonda en İyi Dans Müziği Prodüktörü” dalında birinciliğe layık görüldü. İlk albümün üzerinden iki sene geçtikten sonra kendi müzik şirketi olan Audiology Records'u kurmaya karar verdi. Sırasıyla “Bedük- Even Better”, Dance Revolution ve son olarak GO albümüyle dinleyicilerin karşısına çıkan Bedük, Türkiye Müzik Yapımcıları Birliği ( Mü-yap) 'a üye en genç yapımcı. Geçen senenin en çok üniversite konseri vermiş sanatçısı olan Bedük'ün neredeyse bütün parçaları çeşitli mecralarda ulusal ve uluslararası reklam veya tanıtım şekillerinde kullanılıyor.

 

Nedir Bedük ve neden Bedük?

Bedük soyadım. Albümlerimi Bedük ismi ile çıkartıyorum, binlerce Serhat var ama Bedük bir tane! Kendime özgü bir müzik yapıyorsam, ismimin de kendine özgü olmasını isterim. Serhat'tan Bedük'e geçiş yıllar önce gerçekleşti. Bedük beni de ele geçirdi!

 

İlk bakışta dikkat çeken yönünüz imajınız. Bu imaj sizin eseriniz mi?

İmaj, altı boş olduğunda bir şey ifade etmez. Bu duruşu yaratırken bir anda takım elbise giyeyim diye yapmadım. Albümdeki duyduğuz her şeyi kendim yaptım yani yapımcı, aranjör, tonmeister, söz yazarı, besteci, enstrümanist, geri vokaller, kapak tasarımı, sanat yönetmenliği dahil olmak üzere yaklaşık dokuz kişiye ve dokuz kişiliğe denk geliyor. Albüm kapağındaki o beyaz takım elbiseli, gözleri görünmeyen ve biraz yukardan bakan adam da bu kişiliklerin üzerindeki ve onları birleştiren kişiliklerin toplamı olarak tasarlandı. Ellerindeki topları ustalıkla içimdeki bu kişileri kontrol edercesine çevirmesi de çabası. Böyle bir altyapıyla başlayan bir durumun sahneye taşınmasından ibaretti gerisi. Hiç takım elbise adamı olmadım hayatım boyunca. Hatta hayatımda takım elbiseyle işe giden bir adam olmamak için uğraştım hep. Gel gör ki şimdi işe takım elbiseyle gidiyorum. Ama sahnede en rahat ettiğim kıyafet bu oluyor. Takım elbisenin  kurallarına uymuyorum, sadece takım elbiseyi kendi kurallarıma uyduruyorum.

 

Grup olarak da uzun süre çalışmışsınız. Kendi başınıza ilerlemenize karar verdiren neydi?

O zaman Ankara'daydım. Bir şekilde İstanbul'a gelmem gerekiyordu. Artık üniversiteden de mezun olmuştum. Hem reklamcılığın hem müziğin yeri İstanbul'du. Kendi hayallerim için peşimden 4-5 insanı da beraberimde harap etmek yerine kendim gelip devam etmeye karar verdim.

 

BENİM YAPTIĞIM MÜZİKTE TEK KAYGI EĞLENCE KAYGISI

Farklı tarzlarda müzik yaptığınızı da biliyoruz. Sizi “disco house”a götüren nedir?

Bu aslında kişisel gelişimim sonucu ortaya çıkan bir durum. Müzik hayatında insan kendini bulurken çok değişik tarzlarla uğraşıyor. Ben de bu evrelerden geçerek geldim bulunduğum konuma. Aynı anda bütün tarzlarda değil, kendi özgün sesimi bulmaya çalışırken uğradığım duraklardı bir nevi. Bu bana aşağı yukarı her müzik tarzına gönderme yapabilme gücü veriyor bu tarz. Bir aranjör olarak da kapasitemi artırıyor.

Elektronik müzik duygusuz müzik olarak nitelendiriliyor. Gençlikte elektronik ve dans müziğini çok sevmesi  yeni jenerasyon duygusuz olduğunu mu gösterir?

Müziğin her türü, duyguyu aktarmanın farklı yollarını içerir. Duygu dediğiniz şu sıralar Türk popüler müziğinde tek olarak yapılan ağlama duygusu değildir. 6 milyar insan varsa bir o kadar da farklı duygu vardır ve her üretilen ses farklı bir duyguyu temsil eder. Elektronik müzik dediğinizde de onlarca değişik tür vardır ve hepsinin de duygu aktarımı farklı şekildedir. Her yeni anlaşılmaya başlanan olgu gibi bu da biraz daha içine girdikçe farkedilmeye başlanacak diye düşünüyorum.

 

Neden İngilizce şarkılar?

İngilizce lehçesiyle Türkçe söz yazmaktan nefret ediyorum. Benim yaptığım müzikte kaygı yok. Tek kaygı eğlence kaygısı. Öyle çıkıyor parçalar, ben de öyle bırakıyorum. Bir de çok iyi yaptığım için, yapabildiğim için yapıyorum. Herkesin yapmak için delirip de yapamadığını ben doğal olarak ve harika yapabiliyorsam neden kendimi tutayım? Tüm albümlerimde söz, müzik, aranjman, kayıt, mix, vokaller ve tüm canlı enstrümanları kendim yapıyorum. Ayrıca sanat yönetmenliğini, albüm kartonet tasarımını da kendim yapıp, üstüne üstlük kendi şirketimden çıkartıyorum.

 

BEDÜK HADİSESİ BENİ MUTLU EDİYOR

Dünyada bu müzik tarzının  gidişatı belli. Türkiye de ki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Biz trendleri her zaman yurt dışından ortalama 5- 10 sene sonra yakalamışızdır şimdiye kadar. Ben şu anda dünyayla aynı paralelde bir iş yapıyorum. Ve öldükten sonra algılanmak istemiyorum. O yüzden şu anda yaptığım müziğin karşı tarafa en çabuk sürede geçebilmesi için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Ve görüyorum ki emekler elbet sonuç veriyor. Şu sıralar çığ gibi büyüyen bir Bedük hadisesi var ki bu beni oldukça mutlu ediyor. Hem kendi açımdan, hem insanlarımızın algı seviyeleri açısından hem de bundan sonra gelecek müzisyenler açısından…

 

Ülkemizde pek üretilmeyen bir tarzda müzik yapmanın kolaylıkları zorlukları neler?

Zorluklarını anlatsam 3 sayfa yazmam gerekir. O yüzden artık zorluklarını düşünmüyorum. Kaderimse çekerim diyorum. Yaptığım şeyi en iyi şekilde yapmaya devam edip zorluklarını da görmezden geliyorum. İyi müzik yaptığın zaman iyi bir performans sergilediğin zaman, konserine gelen insanlar ertesi gün birbirlerine ne kadar eğlendiklerini anlattıkları zaman o zorlukların hiçbiri kalmıyor gözümde.

 

Son albüm GO' yu diğer iki albümden ayıran özellikler neler?

GO tam bir kariyer albümü diyebilirim. 10 sene sonra Bedük dendiği zaman bu albümün hatırlanacağını düşünüyorum. Kariyerimdeki yapı taşı. Bütün her şeyimi döktüğüm, sahnede yaptığım şeye daha fazla yaklaştığım anolog enstümanları daha yoğunlukla kullandığım, deliler gibi dans edilebilecek şarkıların da olduğu ama sahil kenarında dinlenebilecek sakin ve keyifli şarkıların da olduğu, bana göre nefis bir albüm. Birinci ve ikinci albümün arasında, daha da olgunlaşmış bir çalışma. Ben buna elektro-pop diyorum.

 

Sahneden izleyicinizi nasıl görüyorsunuz?

Sahnede çok eğleniyorum. Hiç dışarıya çıkmadığım için normal hayatta, benim dışarıya çıkıp 'Hadi eğlenelim' dediğim tek yer sahne. Orada eğleniyorum, bütün kurtlarımı sahnede döktüğüm için sürekli gülüyorum. Sahnede çok acayip şeyler  oluyor, çok farklı kitle ve yaş gruplarından insanların karşımda delirdiğini, eğlendiğini gördüm. Çok keyifli bir şey bu.

 

1,5 yaşında bir çocuk sahibisiniz. Çocuğunuzun sanatçı olmasını ister misiniz?

Ben onun yaptığı her işte  başarılı olmasını isterim. Ne olursa olsun onu desteklerim ama bence doktor olsun, hiç bu işlere bulaşmasın.

 

Evdeki Bedük ile sahnedeki Bedük arasındaki farklar neler?

Evdeki Bedük şeker gibi bir adam. Sahnedeki ise deliriyor. Kadınlara yazılmış şarkı sözleri eşimi rahatsız etmiyor, çünkü iki adam arasında fark olduğunu biliyor. Sahnede egom ortaya çıkıyor, orası benim oyun alanım ve oraya hakimim.

 

EUROVISION'DA İLK 3'Ü GARANTİLERİM

Önümüzdeki yıllarda bir Eurovision deneyimi yaşamayı düşünür müsünüz?

Eurovision'a gitmek benim elimde olan bir şey değil. Eğer bir gün gelirse onu o zaman değerlendirmek lazım. Şartlar uygun olursa neden olmasın. Çok eğlenirim hem de ilk 3'ü  garantilerim diyor.

Bedük internetten müzik indirme konusuna nasıl bakıyor?

İllegal indirme, durduramayacağın bir durum. Bütün dünyada böyle. Bunun için yapman gereken, yasal olarak indirme olayını olabildiğince kolaylaştırıp yaygınlaştırmak, bunun dünyada da en çabuk ve kolay yolu İtunes'dan geçiyor bence. Şarkı indirme deneyimini en kolay ve rahat yönteme dönüştürüyor ve neredeyse her bilgisayarda olduğu için yaygınlaşmasını kolaylaştırıyor. Ben şahsen benim albümlerimi korsan indirenlere de o kadar kızmıyorum. En azından benim müziğimi dinlemiş oluyorlar. Gerçi korsan indirdiğinde genelde ses kalitesi çok düştüğünden CD veya legal mp3 ile aynı kalitede dinleyemiyorlar ama en azından dinlemiş oluyorlar. Bir şarkı yazarı için şarkılarını daha çok insanın dinleyebilmesinden daha güzel birşey olabileceğini sanmıyorum. Ben eğlence için savaşıyorum! Sektörün dayattığının yanlış olduğunu, benim işimin yükselmesi kanıtlıyor. Sektöre kalmış olsa benim albümlerim asla çıkmazdı.

Teknoloji olmadan da yaşayabilir misiniz?

Hayatımı teknoloji yönlendiriyor. Yaptığım işte yaratıcılığımı en üst seviye teknolojik ekipmanla birleştiriyorum. Müzik yaparken sınırlarımı kaldırıyor bir nevi. Bir gün elektrik hiç gelmemecesine giderse alırım elime gitarımı, yine aynı işi yaparım, farklı bir düzlemde tabii. Yani, yaptığım müziği teknoloji oluşturmuyor. Sadece benden çıkan şeyin sınırlarını ortadan kaldırıyor. Aynı yağlı boyayla resim yapmak gibi… Bir gün yağlı boya ve tual olmasa alırım kurşun kalemi kağıdı, yine yapacağımı yaparım. O da gitti, kuma parmağımla çizerim!

 



Yorumlar
Yorum Ekle