Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Zenginlik ve yükseköğretim

Kalite kavramı, insanların ve sistemlerin “hata yapması” ve “mükemmele ulaşma isteği” gerçeğinden ortaya çıkmıştır.

Günümüzde insana yapılan yatırımın önemi benimsenmiş ve eğitimin hem bireysel hem de toplumsal olarak ilerlemenin başlıca yolu olduğu kabul edilmiştir. Son yıllarda, iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesiyle, ülkeler birbirine daha da yakınlaşmış ve küreselleşme akımı ortaya çıkmıştır. Küreselleşmenin etkisiyle ve tüketicilerin bilinçlenmesiyle uluslararası rekabet ortamı doğmuştur. Artan rekabet koşulları karşısında firmalar, daha kaliteli mal ve hizmet talep eden tüketicilerin beklentilerini karşılayabilmek için standartlarını sürekli olarak yükseltmek zorunda kalmıştır.

İşte bu değişken koşullar karşısında, yöneticiler yeni yönetim modelleri arayışına girmiş, “Toplam Kalite Yönetimi” modelini benimsemiştir. Toplam Kalite Yönetimi (TKY), üretimde ve/veya hizmette kalite ve verimliliğin sürekli geliştirilmesi sürecidir. Son yıllarda diğer birçok sektörde olduğu gibi Yükseköğretimde de kalitenin arttırılması, ülkelerin ulusal ve uluslararası rekabet gücü açısından giderek önem kazanmaktadır. Yükseköğretim hizmetlerinde kaliteyi hedef alan bir yönetim anlayışının benimsenmesi, verimlilik üzerinde önemli rol oynayacaktır. Eğitimde TKY, çevrenin ihtiyaçlarını takip eden, eğitimi etkileyen unsurlar arasında denge sağlayan, her türlü değişime ve fikre açık, öğretmen, öğrenci ve personel arasında uyumu destekleyen, iyi ilişkiler kuran, demokratik, anlayışlı, geniş görüş açısına sahip, bir yönetim felsefesidir. Bu doğrultuda hedef, eğitimcilerin yargılayıcı olmaktan çok yönlendirici olması,  aileler, veliler, öğretmenler, işletmeler, meslek odaları ve bütün toplumla birlikte sinerji oluşturulması olmalıdır. Yani “öğreten” kurum anlayışından “öğrenen” kurum anlayışına geçilmesinden bahsetmekteyiz. Ben maalesef Yükseköğretim sistemimiz içerisindeki kurumların bu anlayışa sahip olduğunu düşünmüyorum. Öğrenerek kendini yenileyen, değişen ve sürekli güncel kalan yüksek düzeyde eğitim öğretim yapan, elit kadrolar yetiştiren, bilimsel ve teknolojik araştırmalar yapan kurumlara ihtiyaç duymaktayız.

 

Akredistasyon Nedir?

 

Akreditasyon, bir ürünün ya da hizmetin, piyasanın talep ettiği şartlara, standartlara, yönetmeliklere uygunluğunu göstermek üzere o ürün veya hizmet için yapılan deney, analiz, muayene ve belgelendirme işlemlerini yapan kuruluşların (Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları) resmi bir otorite tarafından uluslararası kriterlere göre denetlenerek teknik ve idari yeterliliklerinin onaylanması ve belli aralıklarla denetlenmesi işlemidir.

 

Yükseköğretimde kalite güvencesini sağlamak için iki yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi akreditasyon, bir diğeri ise çıktıların (yetişmiş öğrenciler, bilgi ve beceriler, araştırma sonuçları, v.b.) değerlendirilmesidir. Akreditasyon yükseköğretim sisteminin girdileriyle (öğrenci seçimi, öğretim elemanlarının özellikleri, akademik ve fiziki altyapı v.b), değerlendirme ise; öğrenci başarıları, mezun sayısı, istihdam edilen mezun sayısı, mezunların istihdam yerleri gibi sistemin çıktılarıyla ilgilidir.

 

Akreditasyon dört boyutta düzenlenebilir: bölgesel, ulusal, Avrupa boyutunda ve küresel. Mühendislik ve teknoloji alanında küresel bir akreditasyon vardır: ABET (US Accreditation Agency for Engineering Technology). Uluslararası eğitimde: GATE (Global Alliance for Transnational Education). İşletme eğitimi alanında ise: AACSB (US Accreditation Agency for Business Management Education). CRE (Confederation of European Union Rector’s Conferences) 1994’te başlamış ve Latin Amerika’daki üniversiteleri de kapsayan bir seri kurumsal kalite denetimi yapmıştır. 1999’da ENQA (European Network of Quality Assurance in Higher Education) kurulmuş ve yükseköğretimde bilgi, deneyim, fikir alışverişini amaçlamıştır.

 

Ülkemizde kalite güvencesi ve uluslararası eşdeğerlilik konusunda üniversitelere bağlı olarak farklı uygulamalar vardır. Ancak maalesef dünya standartlarına ulaşabilmemiz için Akreditasyon sorunu ile karşı karşıya bulunmaktayız. YÖK'ün bazı girişimleri olsa da! Türkiye'de henüz akreditasyon veren bir kuruluş yok.

 

YÖK bu iş için hala bütçe ayırımından bahsedip dursun atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş!



Yorumlar
Yorum Ekle