Uzun bir yaz tatilinden sonra, 2010-2011 eğitim öğretim yılı başlıyor.
Okulların açıldığı Eylül ayı, birçok öğrenci için yeni bir başlangıç, öğretmenler için ise yoğunluğun başlaması demek. İşte bu yoğun günlerinde Okyanus Koleji öğretmenleri bizi Beylikdüzü Okyanus Koleji'nde misafir ettiler. Öğretmenlerimizle,
artı eğitim Dergisi Eylül sayısı için hoş bir sohbet gerçekleştirdik…
ZORU SEVDİĞİM İÇİN MATEMATİĞİ TERCİH ETTİM
ALİ KIRYİĞİT, 4 yıldır Okyanus Koleji'nde Matematik Öğretmenliği yapıyor. 1997 yılına Marmara Üniversitesi'nden mezun olan Kıryiğit 12 yıldır öğretmenlik yapıyor. Dershane öğretmenliğinden okula geçiş yapan Kıryiğit, okul yıllarında başarılı bir öğrenciymiş. Lisede meslek lisesinde okurken notlarının başarısından dolayı, teknik liseye geçen Ali Öğretmen; öğretmenliği özellikle Matematik Öğretmenliği'ni isteyerek seçmiş. Matematik dersinin diğer derslere göre daha zor bir ders olduğunu, zorla baş etmeyi sevdiğini söyleyen Kıryiğit, ortaokul ve lisede öğretmenlerinden de etkilenerek matematiği sevdiğini söylüyor. Dershanedeki öğrencilerin daha öğrenemeye hazır oldukları için bilgiyi direk verdiklerini söyleyen Kıryiğit, okuldaki öğrencilere ise daha sindirerek ders anlattıklarını vurguluyor. Okyanus Koleji'nde derslerin öğrenci merkezli işlendiğini bu yüzden ders anlatırken hiçbir zorluk çekmediğini söyleyen Ali Öğretmen, uygulattıkları projeler ile öğrencinin dersi daha kolay algıladığını belirtiyor. 9, 10, 11 ve 12. sınıflara ders veren Ali Kıryiğit, YGS sınıflarına rehberlik servisiyle koordineli çalışarak ders verdiklerini bu yüzden sınav ve dersle ilgili pek sıkıntı yaşanmadığını söylüyor. Her yıl çeşitli proje yarışmalarına katıldıklarını ifade eden Ali Öğretmen, matematik dersinde 9. sınıfların müfredatının çok yoğun olmasından ve kimi zaman müfredatı yetiştiremediklerinden şikayetçi. Öğrencileriyle arasının çok iyi olduğunu ifade eden Kıryiğit, kariyer günleri düzenlediklerini ve meslek seçimi konusunda onlara yardımcı olduklarını belirtiyor.
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR ÇOK RAHAT
AYSEL ÇIĞRIK, 21 yıl devlet okullarında 17 yılda özel okullarda çalışan deneyimli bir öğretmen. İstanbul Öğretmen Okulu mezun olan Aysel Öğretmen'in asıl hayali avukat olmakmış. Kısa yoldan mesleğe atılması gerektiği için aklındaki 2. meslek olan öğretmenliği tercih eden Çığrık, 17 yaşında mesleğe adım atmış. Çok fazla devlet okulunda çalışan Aysel Öğretmen,devlet okullarında bir öğretmen olarak ihtiyaçlarının karşılanmadığı için çok zorluk çektiğini söylüyor. Özel okullarda çalışmanın bir öğretmenin dersi iyi verebilmesi için önüne çok fazla imkan sunduğunu belirten Çığrık, bu anlamda şimdiki meslektaşlarının çok şanslı olduğunu söylüyor. Yaşadığı zorlukların kendisine çok fazla tecrübe kattığını vurgulayan Aysel Öğretmen, “Yeni meslektaşlarımın önünde imkan çok fazla olduğu için, araştırma yapmıyorlar. Ben hala çok fazla kitap okuyorum, çalışıyorum, araştırıyorum”diyor. Sınıf Öğretmenliği'nin çok farklı olduğunu belirten Çığrık, “Biz anne gibi oluyoruz. Onların her şeyin sorumlu oluyoruz. Tüm çocuklarımızı gözlemlemek ve iyi bilmek zorundayız” diyor. 3. sınıf öğretmeni olan Aysel Öğretmen, şimdiki çocukların çok akıllı, çok rahat, bir şeyleri bilerek gelen, çekinemeden soru soran öğrenciler olduğunu söyleyen Çığrık, öğretmenliğinin ilk yıllarında yaşadığı bir anısını bizle paylaşıyor.
“ Birinci sınıfta, sayı saymayı öğrettiğim öğrencilerime 'Sayı sayarken parmaklarınız yetmezse, arkadaşlarınızdan parmaklarını ödünç isteyebilirsiniz'demiştim. Biraz sonra bir ağlama sesi duydum. Öğrencilerimden biri ' Öğretmenim, arkadaşımdan parmaklarını ödünç istedim, ama vermedi' demişti. Bu unutamadığım tatlı anlardan biridir.”
SBS'NİN KALDIRILMASI ÇOCUKLARI RAHATLATTI
NİLÜFER ARSLAN, 2001 yılında Sakarya Üniversitesi'nden mezun olmuş. Ortaokul yılarında Sosyal Bilgiler dersini çok sevdiğini söyleyen Nilüfer Öğretmen, öğretmenliği o zaman kafasına koyduğunu ifade ediyor. Okyanus Koleji'nde 2 yıldır Sosyal Bilgiler Öğretmenliği yapan Arslan, dershane öğretmenliğinden okula gelmiş öğretmenlerden. Okulda öğrencilerle daha rahat iletişim kurduğunu ifade eden Arslan, Sosyal Bilgiler dersinin öğrenciler tarafından çok sevildiğini söylüyor. Sosyal Bilgiler dersi anlatım dersi olduğu için bazen öğrencilerin sıkıldığını gözlemlediği söyleyen Arslan, dersi renklendirerek, hikayaler anlatarak öğrencileri derse katmaya çalıştığını söylüyor. İl içinde ya da dışında dersi desteklemek amaçlı geziler düzenlediklerini söyleyen Nilüfer Öğretmen, SBS'nin kaldırılmasının 6,7 ve 8. sınıflar için çok iyi olduğunu, öğrencilerin yaşlarının küçük olması nedeniyle önceden üzerlerinde çok baskı hissettiklerini söylüyor.
TEKNOLOJİ DÜŞMAN DEĞİL
RÜMEYSA KUTLULAR KAYA, Kadir Has Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği mezunu. Öğretmenlikte ve Okyanus Koleji'nde 6. yılı olan Kaya'nın Okyanus Koleji öğretmenliğe başladığı ilk okul. 9. sınıfta bilgisayar sahibi olan Kaya'nın, o yaşlarda teknolojiye düşkünlüğü başlamış. Bilgisayar sahibi olduktan sonra 'benim işim bilgisayarla ilgili olmalı' diyen Kaya, artık öğrencilerin çoğunun bilgisayarı bilerek, severek derse geldiğini söylüyor. Çok küçük yaştaki öğrencilerin bile kimi zaman bilgisayarda çok zor işleri yaptıklarını gözlemleyen Rümeysa Öğretmen, bazı velilerin çocukların teknolojiyle çok içli dışlı olmasını hoş karşılamadığını dile getiriyor. “Artık çocuklara kitaplar çekici gelmiyor, görsellik onlara daha çekici geliyor” diyen Kaya, teknolojiye düşman gibi bakılmaması gerektiğini çok fazlasının ise asosyallik yarattığını vurguluyor. Okyanus Koleji'ne başladığı yıl okulun 2. yılı olduğunu ve tüm öğretmenlerin kendisini çok iyi karşıladığını belirten Kaya, “Burada yöneticilerimiz ve bizler arkadaş gibiyiz. Aramızdaki arkadaşlık ilişkileri çok özel, bu da Okyanus'u özel kılıyor” diyor.
KİTAP OKUMAK
HOBİ OLMAKTAN ÇIKMALI
ÖZGÜR AKER, 2001 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi'nden mezun oldu. 9 yıldır öğretmenlik yapan Aker, 3 yıldır Okyanus Koleji'nde Türk Dili ve Edebiyatı derslerine giriyor. Çocukluk yıllarında okumayı çok sevdiğini ve Türkçe Öğretmeni'ni çok sevdiği ve etkilendiği için bu bölümü tercih ettiğini söyleyen Aker, “Babam okumayı çok severdi, çok okurdu. Onun da bendeki etkisi fazladır” diye konuşuyor. Bölümü ilk tercih ettiğinde hayal kırıklığı yaşadığını belirten Aker, “ Bizim dönemimizde ölü edebiyat diye adlandırdığım edebiyatı görüyorduk müfredatta. Şimdi ise müfredat değişti. Artık günümüz edebiyatçılarının da isimleri müfredata geçiyor. Bu çok sevindirici bir durum” diyor. Yine bir seçim şansı olsa yine öğretmenliği tercih edeceğini söyleyen Özgür Öğretmen, Okyanus Koleji öğrencilerinin Türk Dili ve Edebiyatı dersine karşı bir önyargısı olmadığını fakat teknolojinin gelişmesiyle kitap okumaya karşı pek istekli olmadıklarını söylüyor. “Kitap, çocukların artık özel zevki oldu, bir hobi oldu” diyen Aker, kitabın hobi olmaktan çıkması gerektiğini ve kitaba zaman ayrılması gerektiğini söylüyor. Kitap okumayan öğrencilerin kendilerini ifade etmekte zorlandığını söyleyen Özgür Öğretmen, Okyanus Koleji'nde bu sıkıntıyı aşmak için çocuklara hazırlıksız konuşma yaptırdıklarını ve yılda 4 kitap okumaya zorladıklarını söylüyor. Teknolojiyle çok içli dışlı olan öğrencilerin bu çalışmalarla kendilerini daha iyi ifade ettiklerini vurguluyor. Yazmanın bir yetenek işi olduğunu fakat çalışmadan ve çok okumadan bu yeteneğin kullanılmayacağını vurgulayan Aker, Bakanlığın önerdiği 100 Temel Eser'in çok sağlıklı olduğunu bunun yanında öğrencilerin güncel yazarları da okunması gerektiğini söylüyor. Son olarak unutmadığı bir anısını paylaşan Özgür Öğretmen, öğretmenliğe ilk başladığı 21 yaşında kendisinden yaşça büyük bir öğretmen tarafından öğrenci zannedildiğini ve koridorda dolaştığı için azar işittiğini söylüyor.
ÇOCUKLAR O KADAR AÇIKLAR Kİ…
SEDA YENİDOĞAN Trakya Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Mezunu. 2 yıllık devlet okulu deneyiminden sonra Okyanus Koleji'nde öğretmenlik yapmaya başlayan Yenidoğan, 5 yıldır öğretmenlik yapıyor. Çocukları çok sevdiğini bu yüzden bu bölümü tercih ettiğini söyleyen Yenidoğan; “ Çocuklarla iletişimim çok iyi oldu hep, küçükken kendimden küçüklerle oyun oynadığımda onlara öğretmenlik yapar onlarla ilgilenirdim” diyor. Öğrencileriyle arasının çok iyi olduğunu söyleyen Yenidoğan; “ Onlar o kadar açık ki, her şeyi anlatırlar, konuşurlar. Anne-babalarıyla paylaşamadıklarını bizimle paylaşırlar, bu yüzden aramız çok iyi” diye konuşuyor. Bir öğretmenin çok yönlü olması gerektiğini söyleyen Seda Öğretmen, çocukların dersten koptuğunu anladığı an onlarla şarkı söylediğini, konuştuğunu, ilgilerini çekmek adına farklı aktiviteler yaptığını söylüyor. Okyanus Koleji'nde öğretmenlerin birbiriyle arasının çok iyi olduğunu, çok sıcak bir atmosfer içerisinde çalıştıklarını belirten Seda Öğretmen, devlet okulunda çalıştığı dönemde unutamadığı bir anısını bizimle paylaştı.
“Bir öğrencim bir arkadaşıyla çarpışmış ve kaşı yarılmıştı. Onu Sağlık Ocağı'na götürmek için çocuğun yanına geldim, fakat beni kan tuttuğu için sürekli kendimi telkin etmeye çalıştım. Doktor dikiş atmak için yanımıza geldi ve ben o an düşüp bayıldım. Ayıldığımda, çocuğa dikiş atılmış kapıda beni bekliyordu. Ben çocuğa değil, çocuk bana sahip çıkmıştı.”