Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Kendime sorular...


Geçtiğimiz ayki yazımda alıntı yaptığım paragraf 1924 yılında John Dewey tarafından, eğitim sistemimiz hakkında bir değerlendirme yapması için davet edildiği sırada, yazılmış ön rapordan alınmıştı*. Gerçekten bugün bunca yıla dönüp baktığımızda o raporda sözü edilen pek çok şeyi gerçekleştirmiş olan sistemin bugün içinde olduğu durumu biz öğretmenler kendi açımızdan yeniden sorgulamalıyız diye düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde bir grup okul müdürü için bir eğitim tasarlamak üzere çalışmalar yürütürken yaklaşık 20 yıl önce çekilmiş bir filmden öğretmenler odasında geçen bir diyalog sahnesine rastladım. Orada öğretmenler sürekli öğrencilerin kötülüğünden şikayet ederken kendi zamanlarındaki öğrencilerin ne kadar farklı ve iyi olduğunu anlatıyorlar ve sonunda eğitim sistemi bozuk serzenişinde bulunuyorlardı. O kadar yıl sonra bugün pek çok okulda yine aynı serzenişi duymak sanırım “öğrenilmiş çaresizlik” olsa gerek...

Biz öğretmenlerin öz eleştiri yaparak daha çok öğrenmeye ve paylaşmaya kısacası üretmeye başlamamız gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda belki de kendimize ilk soracağımız soru “21. yüzyılın gerekleri olan becerileri öğrencilerimize nasıl kazandırırız” olmalı. Ne yaptığımız, nasıl yaptığımız ve bunun işe yarayıp yaramadığı gibi soruları her an kendimize sormalıyız...

Sorular sormaya bıkmadan usanmadan devam etmeliyiz… Ben bir öğretmen olarak okulda neden varım? Bilgi kaynağı olmadığıma göre bilgiyi inşa ederken rehber olmalıyım ancak bu sırada ben de bilgi inşa etmeliyim. Peki bunu nasıl yapabilirim? İşte en önemli soru. Bunu sorduğumuz anda gelişmeye ve öğrenmeye kapılarımızı açmaya başlarız. İlk işimiz en yakınımızda olan meslektaşlarımızdan öğrenebilmek için araştırmaya başlamalı ve kendi bildiklerimizi de başkalarıyla paylaşmak için fırsatlar aramaya başlamalı. Yeterli değilse birlikte hareket etmeye başlayarak öğrenme odaklı bir meslektaşlar grubu olarak farklı öğrenme kaynakları taranmalı internet, basılı kaynaklar, akademik çevreler ve kuruluşlarla bağlantıda kalmaya devam edilmeli

Öğrenme çemberini genişletip çevremizi bir öğreniciler topluluğu haline getirdiğimizde birlikte öğrenmekten keyif almaya başladığımızda yaptığımız işin kalitesini sorgulamaya başlarız. Bu kez sorumuz “yaptığım işin iyi olduğunu nasıl anlarım?” olacaktır. Bu noktada öğrencilerimiz bizim en büyük yardımcılarımız çünkü işimizin kalitesini onlardan aldığımız geribildirimlerden anlarız. O halde yaptığımız ölçme ve değerlendirme çalışması aslında onları notlamak ve sıralamak için değil bizim işimizin kalitesini belirlemek için gereklidir. Böyle bakmaya başlarsak sınıfımızdaki her bir bireyin öğrenmesi bizi ilgilendirir hale gelir. Aksi halde bugünkü durumda öğretmenim zaten bu ölçme sonucunda bazıları düşük almalıydı diye baktığı için öğrenmemiş veya az öğrenmiş bireylerin olması onu rahatsız etmeyecektir. Oysa yukarıda sözünü ettiğim gibi bakışımız öğrenicinin öğrenmesi bizim işimizin ölçüsüdür diye baktığımızda her bireyin öğrenebilmesi için bireyselleştirilmiş öğrenme planları, öğrenme stilleri, farklı zeka türleri vb. pek çok farklı konuya dikkat ederek öğrenmeye rehberlik olan işimizi daha kaliteli hale getirme imkanı yakalayabiliriz.

Gelelim bir başka önemli soruya, öğretmen olarak yaptıklarımın işe yaradığını nasıl anlarım? Okul ortamında edinilenler öğrencilerimizin hayatlarında işlerine yaradılar mı? Bugünkü modelde öğretmenimiz sınavlar yapıyor, notlar veriyor ve öğrencilerini sıralıyor; tek bir sebeple, bir üst eğitim kurumuna gitmek üzere sınavda başarılı olmak üzere. Bu durumda öğrencilerimizin öğrendiklerinin önemli bir kısmı işlerine yaramıyor çünkü sistemde isteği okula gidebilen öğrenci oranı %10 civarı. Hemen aklımıza öğrenilenlerin sınav için değil yaşam için gerekli olduğu cevabı geliyor değil mi? Peki bu durumda okulda öğrencilerimizle birlikteyken hayatta işlerine yarayacak şeyler öğrendiklerini nasıl anlıyoruz? Okulda yaptığımız örnekleri hayatın içinden alıp onların akademik beceriler gibi ölçülemeyen becerilerini geliştirmek ve ölçmek için çaba gösteriyor muyuz?

"Gerçek yaşamda", sürekli öğreniyoruz; farkında olmadığımız zamanlarda bile. Yeni sorunlar, yeni teknolojiler, yeni bilgiler, yeni kişiler ve yeni beceriler, bunların tümü öğrenmeyi gerektirir; tümü, çaba gerektirir. Bilgilerin öğrenilmemesinin ve çaba harcanmamasının, genellikle de gerçek sonuçları vardır.

Öğrencileri çaba göstermeleri ve başarı elde etmeleri konusunda motive etmek için genellikle yalnızca yaşamın kendisine bakmamız yeterli olur. Herhangi bir gerçek deneysel öğrenme deneyimi, sadece yaşamın çabayı uyaran yönlerini içermekle kalmaz, aynı zamanda bunların olmasını gerekli kılar. Bizler de öğretmenliğe başladığımız ilk yıllarda nasıl olduğumuzu şimdiki durumumuzla karşılaştırdığımızda gerçek yaşamda yani okulda öğrendiğimizi görürürüz. Çoğu okul, maalesef halen öğretmenin ders anlattığı ve öğrencinin de öğrendiği bir kültürle çalışıyor. Öğretmen öğretir, öğrenci de bu öğretilenleri alır. Öğretmen bilgiyi sunar, öğrenci bunu anlamaya çalışır ve/veya anlamakta başarılı olur. Öğretmenler, ders planları ya da öğrenme üniteleri diye adlandırdığımız biçimlerde bilgi ve becerileri iletir. Aşağıdaki şekilde gösterilmiş olan bu süreç, öğretmenlerin bilgiyi iletmek için kullandığı bazı yöntemleri göstermektedir.

Ders kitabı/ Simülasyon Gerçek Yaşamla

Yönlendirme İlgili Canlı Olaylar

Bu doğrultuda ne kadar çok sağa doğru giderek uygulama yaparsak öğrenmede o denli kalıcı ve işlevsel olacaktır. Kendi yaşamlarımızda da öyle değil mi?

Kayhan Karlı

*“Öğretmenler arasında okuma toplantıları ve tartışma grupları oluşturulmalıdır. Her sene yıllık programlar önceden hazırlanır ve varolan eğitsel eserler ile birlikte o sene yeni çevrilen eserler programa dahil edilir, her ay okunacak makale ve bölümler belirlenir ve öğretmenlerin her on beş günde bir toplanarak okudukları konuları kendi derslerinde ve okullarında nasıl uyguladıkları hakkında tartışmaları ve fikir alışverişinde bulunmaları teşvik edilir ve desteklenir. Maaşlar düşük olduğundan kaynaklar ya parasız olarak ya da makul bir fiyata temin edilmelidir.”



Yorumlar
Yorum Ekle