Kutsal bir meslek olan öğretmenliği bu mesleği en iyi temsil edenler yüceltiyor. Kültür 200 Okulları öğretmenleri tüm meslektaşlarının Öğretmenler Günü’nü kutlarken bu mesleği seçmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Bazıları hiç istemeden öğretmenliğe başlamış olmasına karşın öyle şeyler yaşamışlar ki, öğretmenlikten vazgeçememişler…
ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİ ÇOK ŞANSLI
Bursa Kız Öğretmen Okulu’nu bitiren Okul Müdiresi Şule Yurcu daha sonra üç yıl sınıf öğretmenliğinin ardından Atatürk Eğitim Enstitüsü’nün Pedagoji Bölümü’nü bitirdiğini aktarıyor. 21 senedir idarecilik yapan Şule Yurcu Öğretmenlerin eskiden yaşadığı sıkıntıların devam ettiğini düşünüyor. Yurcu ;“Öğretmenliğe sınıf öğretmenliği ile başladım. 17 yaşındaydım. Maaş alabilmem için beni bir yaş büyütmüşlerdi. İstanbul’da öğretmenliğe Taşlıtarla’nın 500 Evler mahallesinde başladım. Öyle bir semt vardı bir zamanlar… Okula gittiğim zaman karşılaştığım manzara; bir baraka, demirlerde sallanan öğrenciler, öğretmenler odasında soba başında sucuk pişiren öğretmenlerdi. Bana birinci sınıftan üçüncü sınıfa geçen ama okuma bilmeyen öğrencileri gösterdiler. O zaman öyle bir yasa çıkmıştı. ‘Bunlara okuma yazma öğreteceksiniz, dördüncü sınıfa hazırlayacaksınız’ dediler. Yeni mezundum. Çocukların hepsi sallanıyordu. Aşağı inmiyorlar, kalem, defter yoktu”. “İstanbul’da hala böyle okullar var” diyen Yurcu “O nedenle, şöyle bir özel okulda selam verip öğretmenliğe başlayan öğretmen arkadaşlarımız çok şanslı” diye ekliyor. Öğretmenlik mesleğinin Öğretmenler Günü’nde ele alınıp her ortamda irdelenmesi gerektiğini belirten Yurcu “Öğretmenlik mesleğinin mükemmel, cazip hale getirilmesi için neler yapılması gerektiğinin medyada tartışılmasını istiyorum” diyor. Öğretmenler Günü’ne mesleği yüceltme açısından bakılmasının taraftarı olduğunu ekliyor.
ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLİĞİ SIRADAN BİR İŞ DEĞİL
Ali Rıza Ünal. Türkçe Bölüm Başkanı ve 44 yıllık öğretmen olan Ali Rıza Ünal Kültür Okulları’nda 17 yıl çalıştığını belirtiyor. 1963 yılında ilk önce İstanbul Üniversitesi felsefe bölümünde iki yıl okuduktan sonra. İstanbul Eğitim Enstitüsü’ne giren Ali Rıza Öğretmen bu meslekte olduğu için çok mutlu ve “44. yılın sonunda herhalde öğretmenlikten başka meslek yapamazdım diye düşünüyorum” diyor.
Eskiden bu yana ne değiştiği konusunda Ali Rıza Öğretmen, “Öğretim teknikleri çok gelişti. Bilinen tekniklerin yanına yeni teknikler geldi. Ölçme-değerlendirme çok farklı. Biz öğretmenlik okulu mezunları donanımlıdır. Ama bugünkü çizgiye bakınca okumasaydık bugünkü çizgiyi yakalamamız çok zor olacaktı. Mesleğin bilimsel olarak çok geliştiğini, öğrenciye yaklaşımın çok olgunlaştığını görüyorum” diyor. Bu çağda öğretmenlerin daha anlayışlı olduğunu belirten Ali Rıza Öğretmen “Hele özel okul öğretmenleri bir denge öğretmenidir. Alanınızda çok iyi olacaksınız, teknik ve metodları çok iyi bileceksiniz, öğrencinize, velinize, yönetiminize ve üst yönetiminize karşı nezaketli olacaksınız. Özel okul öğretmenliği sıradan bir iş değildir” diye ekliyor.
ROLLERİ KARIŞTIRMIYORUM
Reyhan Aydoğan, Bursa Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü mezunu ve otuz yıldır öğretmenlik yapıyor. 4-5 ve 6. sınıfların matematik dersine giren Reyhan Öğretmen “Her mesleğin olduğu gibi bizim mesleğimizin de zorlukları var. Ama o zorlukları göğüslemek, o zorlukları geçirmiş olmak güzel şeyler. Şimdi o önceki zorluklara baktığımda sevgiyle anıyorum onları. O zorlukları geçirmeseydim şimdi Reyhan Aydoğan olmazdım. Şu anda buradaysam onları yaşadığım içindir” diyor. Reyhan Öğretmen devlet okullarından emekli olmuş bir öğretmen olarak “Her zaman şunu söylerim, ‘her öğretmenin devlet kapısında birkaç yıl dahi olsa öğretmenlik yapması gerekli’. Devlet kapısının çalışması farklıdır “ diyor. “Bizim ilk öğretmen olduğumuz zamanda bırakın araç gereci, abaküs bile yoktu” diyen Reyhan Öğretmen “Şimdi Matematik dersinde kullanılacak, etkinlik yapacak her türlü aletimiz mevcut” diyor. Öğrencilerle arasının iyi olduğunu söyleyen Reyhan Öğretmen “Katı bir öğretmen değilim ama rolleri karıştırmıyorum. Anneleri, babaları da değilim, öğretmenleriyim” diye ekliyor.
ÖĞRETMENLİK ÇOCUKLUK İDEALİMDİ
Nevin Atmaca, Amasya İlk Öğretmen Okulu mezunu.10 yıldır Kültür 2000 Koleji’nde çalışan Nevin Öğretmen, meslekte 45. yılımı geçiriyor ve 4-5. sınıfların Türkçe dersine giriyor. “Öğretmenlik çocukluktan beri idealimdi” diyen Nevin Öğretmen ilk hatırladığı anıların çocukken öğretmencilik oynaması olduğunu anlatıyor. Sınıf öğretmeni olarak ben de köy okullarında başlayan Nevin Öğretmen anılarını şöyle anlatıyor: “O kadar çok anım var ki… Mesela heyecan içinde köyde folklor ekibi kurmak istedim, sonra muhtar geldi ‘Sakın oynatma kızlarımızı. Alırız okuldan’ dedi. Sonra bir gün müfettiş gelmişti sınıfa. Birinci sınıf öğrencilerinden biri Atatürk’ü ve ülkeyi nasıl kurtardığını anlatıyordu. Sınıfa anlattıktan sonra müfettişe dönerek “sakın böyle anlatmamdan Atatürk’ü öyle savaşçı birisi sanma, aslında barışçı birisi ama ne yapsın ülkesini işgal etmişler” dedi. Birinci sınıf öğrencisini görünce, müfettiş ‘ben gidiyorum’ dedi….”
ÖĞRETMENLER GÜNÜ FARKLI ŞEYLER YAPILABİLİR
Gökçe Kitaplı, İngilizce Öğretmeni. Gökçe Öğretmen Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü mezunu. Lise sınıflarının derslerine giren Gökçe Öğretmen okulda uluslararası programlarla ilgili yöneticilik de yapıyor. ABD’de mastır yapan Gökçe Öğretmen 15 yıldır öğretmenlik yapıyor. Gökçe Öğretmen “Bu mesleği seçtiğim için memnunum ama çok daha farklı şeyler yapabilirmişim. Çok iyi yönlendirilmedim. Çok fazla şeye eğiliminiz varsa aklınız başka şeylerde kalabiliyor” diyor. Gökçe Öğretmen Öğretmenler Günü ile ilgili olarak “Öğretmenler günü çok güzel. Ama farklı şeyler yapabiliriz. Belki o gün 8 dersi olan öğretmenimiz 2 ders verebilir. Ya da kotla gelebilir. Ya da başka bir yerde yemek yiyebilir. O tip küçük değişiklikler yapılabilir. Bir günde her şey değişemez ama küçük değişiklikler yapılabilir” diye konuşuyor.
ÖZEL OKUL HEDEFİMDİ
Recep Kiraz, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni. Kepirtepe Öğretmen Lisesi ve Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi mezunu olan Recep Öğretmen ilkokul öğretmenimin yönlendirmesiyle mesleği seçmiş. Öğretmenlik hikâyesini şöyle anlatıyor: “Öğretmenimin beni ilkokul 5. sınıfta öğretmen okulları sınavına hazırlamasıyla ve bu sınavı kazanmamla beraber kendimi Kepirtepe Öğretmen Okulu’nda buldum. 6 yıl bu okulda yaşadım. Bu okul Türkiye’nin en köklü okullarından biri, eski bir köy enstitüsü. Bu ortam içinde öğretmenliği benimsedim”. Ardından eğitim fakültesine giren Recep Öğretmen 22 yıldır bu mesleği aralıksız sürdürüyor. Devlet okullarında çalışmanın kendisine göre olmadığını söyleyen Recep Öğretmen “Özel okulculuğu kendime hedef koymuştum” diyor. Recep Öğretmen “Öğretmenler Günü nedeniyle biraz hüzünlü hissediyorum. İlköğretim öğrencileriyle, lise öğrencilerinin Öğretmenler Günü’ne yaklaşımı ya da öğretmene o günü hissettirmesi çok farklı” diyor.
ÇOCUK ÇOCUKLUĞUNU UNUTMASIN
Figen Yılmaz, Kültür 2000 Koleji Rehberlik Öğretmeni ve Psikolojik Danışmanlık Koordinatörü. İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunu olan Figen Öğretmen “Aslında benim mesleğim öğretmenlikle psikolojik danışmanlık arasında tam sıfatı olmayan bir meslek, kimilerine göre rehber öğretmen, kimilerine göre psikolojik danışman. Öğretmenlerle iç içe olan bir meslek. Çocuklar bize öğretmen gözüyle bakıyor” diyor. “Öğrencilerle diyaloglarım iyi” diyen Yılmaz; “Öğretmenler gününde ben de çok heyecanlı oluyorum. Çocuklar çocuk olmayı unuttukları için öğretmenler de öğretmen olmayı maalesef unutmaya başladılar. Çünkü çocukları çocuk gibi yetiştirmiyoruz” diye anlatıyor. Kırsal kesimdeki çocukların çocuk gibi ve özgür yetiştiğini belirten Figen Öğretmen “Burada daha çok villalara, apartmanlara sıkıştırılmış bir yaşam var, o yüzden çocuk gibi yetişmiyorlar. Tek üzüldüğüm nokta bu. O ideal bayrak taşıyan öğretmen ideali önceden çok öne çıkarılırdı. Maalesef idealist öğretmenler de azalıyor. Öğretmenlerin de bakış açısı öğrenciye göre şekilleniyor” diyor.
ÖĞRETMENİME TEPKİ DUYDUĞUM İÇİN SEÇTİM
Buse Kutlu, 1. sınıf öğretmeni. Öğretmenlik mesleğini ilkokul öğretmenine tepki duyduğu için seçen Buse Öğretmen “Çok dövüyordu bizi. Her şeyde dayak yiyorduk. Ben de öğretmen olacağım ve kimseyi dövmeyeceğim diyerek bu mesleği seçtim” diyor. Mesleğime aşık olduğunu aktaran Buse Öğretmen “Daha 8. yılım. Sınıf öğretmenliği apayrı diye düşünüyorum. Çünkü çocuğa şekil veriyoruz. Onu hayata hazırlıyoruz, onu yönlendiriyoruz. Çok iyi bir model olmak zorundayız. Yön ve şekil verme bize çok büyük bir sorumluluk yüklüyor. Eğer bizi kötü örnek alırsa o çocuğun da hayatı kötü gidecektir” diyor. Öğretmenlikte hiç unutamadığım bir anısını ise Buse Öğretmen şöyle anlatıyor: “Üniversitede sınıf yönetimi dersinde sadece teoride yönetim tanımını gördük. İlk öğretmenliğe başladığım gün sınıfa girdim ve 24 tane çocuk ciyak ciyak her tarafta zıplıyorlar. ‘Aman Buse ne yapacaksın’ dedim. Elim, ayağım titremeye başladı. Sonra sürekli okudum, kendimi geliştirdim. Şu anda sınıf yönetimi konusunda iyi olduğuma inanıyorum. O acemiliğimi aştığımı düşünüyorum”
ÖĞRETMENİM ‘ARKADAŞ’ DEĞİL
Sercan Kocuroğlu, 10 yıllık Matematik öğretmeni. Sercan Öğretmen İstanbul Kültür Üniversitesi’nden mezun olmuş. Sercan Öğretmen, “Bu mesleği seçtiğim için çok mutluyum. Öğretmenliğin zorlukları sıkıntıları elbette ki var. Bir sınıfa girdiğiniz zaman kaç kişi varsa o kadar farklı kişilikle uğraşmak zorundasınız. İnsanların hayatlarına direkt olarak müdahale edebilecek pozisyondasınız iyi ya da kötü yönde” diyor. “Sıkıntıyı mesleğimi sevdiğim için bu şekilde kendimi motive ederek aşıyorum” diyen Sercan Öğretmen, öğrenciyle güvene dayalı, samimi bir diyalog kurmaya çalışıyor. “Ben onların öğretmeniyim, kesinlikle arkadaşları değilim. Kendi arkadaşları var, öğrenciler de öğretmenleri arkadaşları olarak görmek istemezler diye düşünüyorum” diyen Sercan Öğretmen “İlçe basketbol şampiyonasında çocuklar kupayı aldıklarında bana getirmişlerdi. O mutluluklarını benle paylaşmışlardı, onu unutmuyorum” diyerek bir anısını aktarıyor.
ÖĞRENCİMİN ÇİÇEKLERİ MUTLU ETTİ
Nimet Tarı, Malatya Mustafa Kemal Eğitim Enstitüsü mezunu. 31yıllık sınıf öğretmen olan Nimet Öğretmen, 1-2-3. sınıflara ders veriyor ve “Aslında isteyerek öğretmenliği seçmedim. Üniversite sınavı sonucunda seçtim. Ama şu anda çok seviyorum. Yeniden dünyaya gelsem, yine öğretmenliği seçerim” diyor. Çocukları çok sevdiğini belirten Nimet Öğretmen, “Biz onlarla arkadaş gibiyiz. Anne, abla gibi” diyor. Meslekte unutamadığım bir anısını bize şöyle aktarıyor: “Edirne’de bir köyde öğretmenlik yapıyordum. Gacal köyüydü, ama bir tane de Çingene çocuğumuz geldi, o da benim öğrencimdi. Sınıfta saksıda çiçeklerim vardı, çok güzel açmışlardı. Yerli öğrenciler bana her gün koparıyor, çiçek getiriyorlardı. Ama bu Alicanım’ın yoktu. İlk geldiği gün beyaz bir pantolonu vardı, sene sonunda günü siyaha dönmüştü. Aynı pantolon sürekli yıkandı. Burun da sürekli akıyor, siliyoruz … Sonra bir gün yemeğe gelmiştik. Geldik sınıfta hiçbir çiçeğim yok. Hepsi koparılmış. Diğer öğrenciler geldi. Arkasından 10 dakika sonra kapı çalındı, Alican elinde çiçeklerle bana geldi. O kadar mutlu oldum ki o çiçeklere…”
OĞLUMDAN ALDIĞIM TİYOLARI UYGULUYORUM
Seda Erden Bilkent İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu ve İlköğretimde İngilizce öğretmeni. Seda Öğretmen 14 yıldır bu mesleği yapıyor. “Okulu bitirdiğimde halkla ilişkilerle uğraşmak istiyordum. Ama notlarım iyiydi, öğretmenler memnundu. Çankaya Üniversitesi açılmıştı. Orada Okutmanlık yaptım. Dört senedir bu okulda çalışıyorum. Bu okulla birlikte mesleğe yeniden başladım diyebilirim” diyen Seda Öğretmen çocuklardan çok şey öğrendiğini belirtiyor. “Çoğu şeyi tekrardan sıfırdan başlayarak öğrendiğimi düşünüyorum. Bu mesleği seçtiğim için memnunum” diyor. “Çocuklara dokunmayı, onlardan öğrenmeyi çok seviyorum. Öğrencilerle diyoloğum iyi olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar bir sorun yaşamadım. Benim de 8 yaşında bir oğlum var. Ondan aldığım tiyoları uygulamaya çalışıyorum” diye konuşan Seda Öğretmen “Öğretmen olmasaydım, tiyatroda veya halkla ilişkilerde yer almak isterdim” diye ekliyor.
YARISI YENMİŞ BİSKÜVİ HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ
Fulya Erdemet, Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu. Fulya Öğretmen “Her şey olurum. Öğretmen olmam diye mesleğe başladım. Çünkü okulda doğdum, büyüdüm ve değişik bir ortamda olmak istedim. Babamın isteğini kırmamak için stajyerliğimi kaldırmak üzere tayinimin çıktığı Nevşehir Anadolu Lisesi’ne gittim. Bir buçuk yıl orada kaldım ama 7 değişik okulda çalıştım, endüstri meslek lisesinden imam hatip lisesine kadar... Öğretmenler için zorluklar devam ediyor” diyor. Fulya Öğretmen “Bütün soruların cevabı orada çözüldü. İlk öğretmenler günümde öğrencim yarısı yenmiş pötübör bisküvi hediye etti bana. O gün öğretmenliğin ne demek olduğunu çözdüm” diye devam ediyor. O günden sonra kendisine bir ilke edindiğini ve öğretmenliğe devam etmeye karar verdiğini belirten Fulya Öğretmen “Öğretmenlik öğrenciyle hayatı paylaşmaktır. Neyiniz varsa, sevgi, evinizi, bilginiz, neyiniz varsa… Aynı şekilde öğrenci de sizinle paylaşıyor. Bisküvinin yarısını ben yedim, yarısını da size getirdim dediği anda öğretmenliği bırakmamaya karar verdim” diyor. “Sevgiye doyumunuz, bu mesleğin en büyük kazancı” diyor.