Yeni mezunlarla, yeni yönetmenlerle iş yapmayı çok sevdiğini söyleyen oyuncu Demet Evgar; “Bir yönetmenin ilk filminde yer almak bana daha cazip geliyor. Çünkü,yazılan hikayenin samimiliği,verilen emek miktarına da yansıyor” dedi.
Aslı ile Kerem, Bütün Çocuklarım,Emret Komutanım ve 1 Kadın 1 Erkek adlı televizyon dizilerinin yanı sıra Banyo, Beyza’nın Kadınları, Güneşi Gördüm ve Yahşi Batı isimli sinema filmleri ile karşımıza çıkan Demet Evgar ile , son filmi Vay Arkadaş’ı , Demet Evgar’ı ve projelerini konuştuk .
Oyunculuğa nasıl başladınız?
Oyunculuğa 17 yaşındayken, Manisa'daki amatör bir topluluk olan Afsem Tiyatrosu'nda başladım. Sahneye ilk kez Ray Cooney'nin Kaç Baba Kaç oyunuyla çıktım. Sonra İstanbul’a geldim. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdim. Konservatuvar eğitimi sırasında birkaç arkadaşımla Tiyatro Kılçık adında bir topluluk kurduk.Bu toplulukta oyuncu ve oyun yazarı olarak çalıştım. Ve sonra dönüm noktam olan Kenter Tiyatrosu’nda ‘Aşk Çemberi’ adlı oyunda ve “Tiyatro Kılçık”ta “Takanlar ve Takılanlar” ve “Ayşegül Hindistan’da” adlı oyunlarda rol aldım.
Size bir rol geldiğinde neye göre karar veriyorsunuz?
Yaptığınız iş aslında bir illizyon .O yüzden hikayenin ona gerçeklik ve inandırıcılığını değerlendiriyorum.Ben,içinde bulunduğum projelerin insanların problemlerine parmak basan,cesur işler olmasına özen gösteriyorum.Ayrıca,yeni mezunlarla,yeni yönetmenlerle çalışmayı çok seviyorum ve gerçekten güzel bir nesil geldiğine inanıyorum.Bir yönetmenin ilk filminde yer almak bana daha cazip geliyor.Çünkü,yazılan hikayenin samimiliği,verilen emek miktarına da yansıyor.Ben de onlarla çalıştığım zaman daha çok keyif alıyorum.
Türkiye'de şöhret olmak çok mu kolay?
Bu ülkede gerçekten amacın şöhret olmaksa,bundan daha kolay bir şey göremiyorum.En çıplak haliyle çıkan Ajdar bile en büyük örneğidir bunun.Türkiye'de,size başarılı gibi gösterilen insanların sadece üzerlerindeki hediye paketleri güzel.O paket yüzünden size başarılıymış gibi geliyor.Ülkemizde açık bir yara bu.Ben bu ülkede su anda işimi yapabilir halde değilim.Herkes kendi işini yapsın.Kendi işi derken,hiçbir iş kimsenin tekelinde değildir elbette ama herkes kendine yalan söylemeden, gerçekten yapabildiği işi yapsın demek istiyorum.
ALAYLI ÇOK İYİ OYUNCULAR VAR
İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunusunuz. Yani alaylı değil; okullusunuz. Tiyatro eğitimi almanın oyunculuk anlamında size neler kattığını öğrenebilir miyiz? Oyunculukta eğitim şart mı?
Alaylı ya da okullu olarak oyuncuları sınıflandırmıyorum. Konservatuar eğitimi almamış çok başarılı oyuncular da var. Ama kendi adıma ben, konservatuar eğitiminin çok büyük faydalarını gördüm. Oyunculuk bir keşiftir ve keşfinde sonu yoktur. Zaten keşfettikçe kendinizi eğitirsiniz.Bir konservatuar eğitiminden bahsediliyorsa,söz hakkı almak için önemli bir şeydir.Aynı zamanda bu sadece üniversite ile olacak bir iş değil,yetenek enjekte edilemez. Oyunculuk,kişisel bir yolculuktur.Hem kendinle yüzleşiyorsun hem de kaldırıp kaldıramayacağını deneyerek farkındalığın zirvesine oturuyorsun.
YENİ NESİL İNANILMAZ ÖZGÜVENLİ
Okul yıllarında nasıl bir öğrenciydiniz?
Çok başarılı bir öğrenci değildim. Ama hırslı, kendine güvenen bir tavrım vardı. Bir şekilde üstesinden geliyordum her şeyin. Üniversitede ise istediğim, sevdiğim işin eğitimini alıyordum. O yüzden güzel zamanlardı. Zaten öğrencilik yılları en güzel yıllardır, değerini bilmek gerek.
Yeni nesli nasıl buluyorsunuz? Öğrenciler şanslı mı sizce?
Yeni nesilde inanılmaz bir özgüven var. Korku yok, sıkıntı yok, problem yok…Biz öğretmenlerimizden korkardık mesela. Ama böylesi iyi mi, tabii ki değil. Onlar çok şanslı, imkanlar çok fazla… Bizden çok daha başarılı olacaklar eminim.
SEVDİKLERİM BANA EN BÜYÜK ÖDÜL
Neler okur, neler izlersiniz? Bugüne kadar en çok seyrettiğiniz film hangisi? Beğendiğiniz oyuncu ve yönetmenler?
Derviş Zaim’i çok beğenirim; dilini, gerçeklik duygusunu. Pedro Almodovar beni benden alır, Kieslowski de öyle. Beni benden alan oyuncuların başında Bülent Emin Yarar gelir. Aslında o kadar da çok ki. Oyunculuğunu çok sevdiğim arkadaşlarımla da çalışıyorum: Okan Yalabık, Bülent Şakrak, Hakan Gerçek, İlker Aksum, Yeşim Koçak, Şebnem Sönmez, Onur Ünsal, Selen Öztürk, Uğur Yücel, Şebnem Bozoklu, Esra Bezen Bilgin, Engin Hepileri ve Tilbe Saran çok beğendiğim oyuncu ve yönetmenler. Ve tabii ki Bir Kadın/Bir Erkek’teki partnerim Emre Karayel. En cok seyrettigim film ise,"Selvi Boylum Al Yazmalım".Hala izlediğim zaman beni etkileyen bir film."Sekreter" ve "Çingeler zamanı" filmleri dönüp dönüp baktığım filmlerdir. Kısa filmler seyretmeyi çok seviyorum. Şiir severim özellikle Neyzen Tevfik okumayı seviyorum.
Sinema mı, televizyon mu, tiyatro mu?
Tüm işlerim birbirine çok yansıyor. Odacıkların kapılarını birbirine kapamadan, tüm kapıları kendi içinde açıp, dünyanın döndüğü gibi kendi içimde döndürmeye çalışıyorum. Gerçeği yakaladığımı hissettiğimde yaptığım her şey, bana büyük mutluluk veriyor; bu bir reklam da, animasyon dublajı da olabilir. Hepsinin tatları büyük bir sofra yaratıyor . Fakat şöyle söyleyebilirim, inandığım bir proje olmadıkça TV’de yer almam, ama tiyatroyu hayatımın her döneminde yapıyor olacağım.
Boş vaktiniz oluyor mu? Böyle boş zamanları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu aralar en büyük zevkim; Playstation3'te, Rock'te Rock Band ve Guitar Hero oynamak. O oyunun hastası olduk. Bütün gün evde Metallica çalıyorum. Ayrıca sevdiklerime vakit ayırmak benim için büyük ödül. Benden ilgi bekleyen kardeşim, arkadaşlarım, ailem, sevgilim ve kedim var.
ANNEMİN SANCISI DİSKODA TUTMUŞ
Kalabalık bir ailede büyüdüğünü söyleyen Demet Evgar, “18 yaşıma kadar Manisa’daydım. Çok renkli, neşeli, duygularını aşırı ve dışarı vurarak yaşayan, kalabalık bir ailede büyüdüm. Çok sevgi dolu bir ailem var. Sevgiye karşı hiç özlemim olmadı. Annem ve babamla aramızda sadece 20 yaş fark var. Dolayısıyla beraber büyüdük. Doğum hikayem de çok enteresandır. Annem babam diskoya gitmiş, doğum çantası da arabadaymış; annemin sancısı tutarsa hastaneye koşsunlar diye. Aynen de öyle olmuş. Sancı diskoda gelmiş. Heralde bu yaşamadan kendimle ilgili bildiğim en ilginç anıdır” dedi.
1 KADIN 1 ERKEK 2012 YILINA KADAR DEVAM EDECEK
“1 Kadın 1 Erkek” gibi çok popüler sitcomlarda güçlü oyunculuğunuzla geniş kitleler tarafından tanındınız. Komedilerde rol almak bilinçli bir tercih miydi?
Aslında benim yer aldığım projelerin toplamına baktığınızda, komedi çok da ağırlıklı değil. Projeleri seçerken, komedi ya da drama olsun gibi bir yaklaşımım yok. Bana iki üç yıl önce, “1 Kadın 1 Erkek” için teklif geldiğinde: “Bu galiba beklediğim işti.” dedim. Ama iş, o dönemde olmadı. Pek çok yapımcı, projeye talip olmuş ama bir türlü cast işinin içinden çıkamamışlar. Yönetmenimiz Müge Turalı, başrol için Emre’yi seçti; yapımcı Mehmet Altıoklar da, projeye beni getirdi. “1 Kadın 1 Erkek” böyle doğdu.
Projenin yeni yayın döneminde de süreceğini biliyoruz. Peki, ilerleyen süreçte de bu çok sevilen diziyi devam ettirmeyi düşünüyor musunuz?
Öncelikle, “1 Kadın 1 Erkek”in 2012 yılına kadar devam edeceğini söyleyeyim. “1 Kadın 1 Erkek”, birçok ülkede çok tutmuş yabancı bir format. İşin başarısında, adaptasyonu yapan Murat Dişli ve Itır Arda’nın, yönetmenimiz Müge Turalı’nın ve yapımcımız Mehmet Altıoklar’ın çok büyük emeği var. Çalışırken o kadar eğleniyoruz ki, sanırım bu, ekrana yansıyor.
Bu dizide önemli oyunculuk performansları sergiliyorsunuz. “Zeynep” karakteri nasıl oluştu, kendinizden neler kattınız?
Yönetmenimiz Müge Turalı’nın bana açtığı alan, performansın önemli bir ayağını oluşturuyor. Etrafımdaki bütün kadınları kullanabilme özgürlüğüne sahibim. Annem, Halam, yakın arkadaşlarım, kadın olan herkesi kısacası…
UZUN ZAMANDIR ÇALIŞMAK İSTEDİĞİM BİR KADROYLA ÇALIŞTIM
Yeni filminiz “Vay Arkadaş” da gösterimde. Bu projeyi ve size geliş öyküsünü biraz anlatabilir misiniz?
Uzun zamandır çalışmak istediğim bir kadro vardı öncelikle. Birbirimizi önceden tanıyor olmamız da, avantaj oldu. Birbirimizin dilini bildiğimiz için, sahneleri zevkle işlemek kaldı geriye. Herkesin izleyebileceği pozitif bir film oldu bence.Ve kesinlikle komik...
Film, vizyona girmeden önce dans sahneleri, çok konuşuldu. Dans etmek nasıl bir deneyimdi?
Zaten dans etmek, hobilerimden biri. Ama bu filmdeki dans performansı, daha çok akrobasiye dayalıydı. Dans koçum Burcu Yüce, beni çok iyi hazırladı. Film bitmiş olmasına rağmen, Burcu ile çalışmalarımız hâlâ sürüyor. Tabii, çalışmalar bazen acılı geçti. Vücudum, bu dansa alışana kadar fazlaca morardı.
“Vay Arkadaş” filmini izleyecekler için neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’de çok fazla örneği olmadığı için bir şey diyemem ama dünyada ki anlamıyla örtüşen bir sonuç çıktı. Seyircilerin filmi izlerken hem çok eğleneceklerini, hem de çok iyi müzik dinleyeceklerini düşünüyorum.
GALASARAY ONUN İÇİN ÇOK DEĞERLİ
Bir ilkbahar çocuğu olan genç oyuncu 19 Mayıs 1980’de Gençlik ve Spor Bayramı’nda dünyaya geldi. Manisa’da kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve aynı şehirde büyüdü. Sabit fikirli olmalarıyla tanınan ve toprak grubu mensubu olan Boğa burcunun “inatçı” olma özelliğini taşıyor. Ailesi hayatında çok önemli.İstanbul Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı’nda eğitim gördü. Okulunun 2003 yılı mezunlarından. Sarı-kırmızı renkler onun için ayrı bir değer taşıyor. Kendisi sıkı bir Galatasaray taraftarı.Yürüyüş, pilates ve akrobasi yaptığı sporlar arasında.