Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Milli Eğitim Şuraları’na dair bir değerlendirme


 Nerede O Eski Şuralar!

 

 

Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN
Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı

 

Henüz ulusal kurtuluş savaşı yapılırken düzenlenen Maarif Kongresi ve hemen akabinde toplanan Heyeti İlmiyeler’ in yerine alan Milli Eğitim Şuraları bugüne kadar toplam 17 kez yapılmıştır. İlk şura sayılabilecek olan Maarif Kongresi 16-21 Temmuz 1921 yılında düzenlendi. Bu kongreye Mustafa Kemal , savaş devam ederken cepheden gelip katıldı. Daha sonra sırasıyla Ziya Gökalp, Vasıf Çınar ve Mustafa Necati’nin başkanlıklarında 1923, 1924 ve 1925 yıllarında üç kez de Heyet-i İlmiye Toplantıları yapıldı.  Ülkenin önde gelen eğitimcilerinin bir araya geldiği Türk Milli Eğitim Sisteminin karakterini bulduğu bu toplantılar daha sonra şuralarla devam etti.    
İlk milli eğitim şurası 17-29 Temmuz 1939 yılında eğitim ve öğretimin plan ve esaslar, çeşitli öğretim kademelerine ait talimatnamelerin ve bütün müfredatların incelenmesi gündemiyle Hasan Ali Yücel’in başkanlığında toplandı.  En son on yedincisi düzenlenen Milli Eğitim Şuralarının her birinde eğitim sistemimiz için gerekli düzenlemelere dair çok önemli tavsiye kararları alındı. Özellikle VII., VIII., IX. ve XII. Milli Eğitim Şuralarının, Türk Milli Eğitim Sisteminin gelişiminde oynadığı rol açısından çok başarılı ve üretken  geçmiştir.
Hilmi İncesulu’nun başkanlığında 5-15 Şubat 1962 yılında toplanan 7. Milli Eğitim Şurasında; ilköğretimden yükseköğretime çok köklü düzenlemeler yapılması yolunda kararlar alınmış olup ilköğretim için 13 ayrı yönetmelik tasarısı hazırlandı. Ayrıca liseleri bitiren öğrencileri fakültelere yöneltirken çeşitli olgunluk sınavlarının da düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Orhan Oğuz’ un başkanlığında 28 Eylül-3 Ekim 1970’de toplanan 8. Milli Eğitim Şurasında ortaokul ve lise şeklinde ilköğretim üstü yapılanma üzerinde durularak üniversiteye geçişte esas olan lise kolları ile ilgili düzenlemelere dair kararlar alındı.
Mustafa Üstündağ’ın başkanlığında 24 Haziran-4 Temmuz 1974’te toplanan 9. Milli Eğitim Şurasında da bir yıl önce çıkan Milli Eğitim Temel Kanunu doğrultusunda ortaöğretim kurumlarında okutulan dersler, yüksek öğretime geçişle ilişkilendirilerek belirli alanlara göre belirlendi. İlköğretimin ilkokul ve ortaokulu içerecek şekilde düzenlenmesine karar verildi. Ortaöğretimde yatay ve dikey geçişlerin yapılabilmesi ve ortaöğretim programlarında ders geçme ve kredili sisteminin uygulanması yönünde kararlar alındı.
Hasan Sağlam’ ın başkanlığında 8-11 Haziran 1982 yılında toplanan 12. Milli Eğitim Şurasında öğretmen eğitimi ve eğitim uzmanlığı ile ilgili çok detaylı kararlar alındı.  Eğitim Bilimleri alanına dayalı olarak Eğitim Yöneticisi, Eğitim Müfettişi, Eğitim Planlaması, Eğitimde Rehberlik, Eğitimde Program Geliştirme, Özel Eğitim, Eğitim Teknolojisi, Halk Eğitimi, Eğitimde Ölçme, Değerlendirme ve Yöneltme alanlarında uzmanlık unvanlarının hayata geçmesi yönünde karar alındı.
Başkanlığını Doç. Dr. Hüseyin Çelik’in, Divan Başkan Vekilliğini de Prof. Dr. İrfan Erdoğan ile Prof. Dr. Ali Baykal’ın yaptığı 13-17 Kasım 2006 tarihinde toplanan 17. Milli Eğitim Şurasında ise kademeler arası geçişe ve AB sürecinde eğitimde yapılması gereken çalışmalara dair kararlar alındı.  Bu şurada Ortaöğretime Geçiş ve yükseköğretime geçiş için çok kritik kararlar alındı. 

Türk Milli Eğitim Sistemi, şuraların dinamizmi, çok sesliliği, sunduğu veriler ve öngörüler sayesinde karakterini bulmuş ve geliştirilmiştir. Çok sayıda temsilcinin katıldığı ve Kızılcahamam’dakine kadar 17 kez düzenlenmiş olan şuralar simgesel açıdan da hep heyecanlı ve anlamlı olmuştur.   

Her şeyden önce Milli Eğitim Şuralarında ileri ölçüde nezaket ve zarafet sergilene gelmiştir. Öyle ki Şuralar, Milli Eğitim Bakanları ile Talim ve Terbiye Kurulu’nun anlaşamadığı konularda daha geniş bir katılımla karar verilen toplantılar niteliğindeydi. Bu anlamda köklü bir geleneği olan şuraya olabildiğince her kesimden temsilci çağrılmaktaydı. 

Şuralar eğitim konusunun en üst düzeyde tartışıldığı ve ele alındığı bilimsel bir niteliğe sahipti. Şuralara başlamadan önce şurada ele alınacak konularla ilgili bilimsel derinliği olan raporlar hazırlanırdı. Nitekim 17. Milli Eğitim Şurası için de Prof. Ali Baykal, Prof. Özcan Demirel, Prof. Adnan Kulaksızoğlu ve Prof. Mustafa Sağlam’ın katkılarıyla şura gündemiyle ilgili iki ayrı raporun hazırlanması ve yayınlanmasını sağlamıştık.      
Şuraların en temel özelliklerinden birisi de daha önce düzenlenmiş olan şuralarda alınan kararlara vakıf kişilerin katılımının sağlanmasıdır. Şuralarda eğitim tarihinde yer etmiş olan uzman ve otoriteleri görmek onların etkileşimlerine tanık olmak en temel teamüllerden birisidir. Şuralar bu açıdan Türk Milli Eğitim Sisteminin hafızası olmuştur. Ayrıca eğitime katkı sağlamış kişilere en fazla şuralarda sadakat gösterilmiştir.

Şuralar, genellikle toplumun eğitimle ilgili çok geniş çevrelerinden gelen temsilcilerle birlikte özellikle eğitim bilimleri otoritelerinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Şuraların imajının çoğu zaman düzenlendiği dönemde yaşayan eğitim bilimcileri ile de hatırlandığı bir gerçektir.  

Milli Eğitim Şuralarının tamamı eğitime dair aynı dünya görüşüne sahip kişilerin değil farklı bakış açılarına sahip kişilerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Nitekim düzenlenmesinde dönemin TTK Başkanı olarak görev aldığımız 17. Şuraya, Rahmetli Prof. Türkan Saylan, Prof. Yusuf Avcı, Prof. Ayla Oktay, Prof. Haluk Yavuzer,  Prof. Nilüfer Tapan, Prof. Tülin Polat, Prof. Ömer Asım Saçlı, Prof. Ali Baykal, Prof. Adil Çağlar, Prof. Yahya Akyüz, Prof. Adil Türkoğlu,  Prof. Mustafa Ergün, Prof. Özcan Demirel, Prof. Mustafa Sağlam, Prof. Ülker Akkutay, Prof. Nezahat Güçlü, Prof. Tayyip Duman, Prof. Hayati Akyol, Prof. Ali Yıldırım, Prof. Şefik Yaşar, Prof. Mehmet Şişman, Prof. Vehbi Çelik gibi akademisyenleri, Dr. Rüstem Eyüboğlu, Enver Yücel, Faruk Köprülü, Hüseyin Durmaz, Eyüp Kılcı, İbrahim Arıkan, Cansel Güven, Zeki Saruhan, Mehmet Pınardağ gibi sivil toplum önderlerini, Niyazi Altunya, Gürşen Kafkas, Cavit Binbaşıoğlu, Hüseyin Hüsnü Tekışık, Dr. İlhami Fındıkcı gibi eğitimcileri, Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanlarının tamamını, üyelerini ve eğitimi izleyen gazetecileri bizzat davet etmiştik.
Şuana kadar düzenlenmiş olan her bir şuranın belirli bir imajı olmuştur. Şuraların imajı, düzenlenmeden önce oluşmaya başlamış ve şura tartışmalarıyla ve şurayı takip eden yıllarda da belli anlamları çağrıştıran bir imaja kavuşmuştur.

Şuraların düzenlendiği dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ve bilhassa Talim ve Terbiye Kurulu çok güçlü bir konuma ve donanıma sahip olmuştur. Nitekim şuralarda pedagojik derinliği olan irdelemeler ve tartışmalar da Talim ve Terbiye Kurulunun güçlü ve donanımlı olduğu dönemlerde yapılabilmiştir.

Milli Eğitim Şuraları, ele aldığı konu itibarıyla da her zaman öncü olmuştur. Başka bir anlatımla şimdiye kadar düzenlenmiş olan şuralarda çeşitli çalıştay, sempozyum ve panel türü toplantılarda ele alınan popüler konu başlıklarından ziyade ilk kez kurgulanan ve ifade edilen konular ele alınmıştır. Yani Türk Milli Eğitim Sisteminin en üst danışma organı olan şuralar, hiçbir zaman başlığı, içeriği ve yöntemi itibarıyla her hangi bir sempozyum ve kongreyi taklit etmemiştir. Bilakis düzenlendiği dönemi takiben yapılan bilimsel toplantılar için bilhassa ele aldığı konular açısından esin kaynağı olmuştur.     

18. Milli Eğitim Şurası adıyla 1-5 Kasım 2010 tarihinde Kızılcahamam’da bir otelde düzenlenen toplantının yukarıda sıraladığımız meziyetlere sahip olduğunu söyleyebilmek zor görünmektedir.
Oysa öncekilerde olduğu gibi bu şurada da Türk Milli Eğitim Sistemini geleceğe taşıyacak çok önemli konuların bilimsel esaslara dayalı bir şekilde, alanında söz sahibi kişiler tarafından masaya yatırılması, tartışılması ve belirli çözümlerin üretilmesi gerekirdi.

 

 



Yorumlar
Yorum Ekle