Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Okul çağı çocukları nasıl beslenmeli?


 

 

Doç. Dr. Murat Baş

 Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü

 

Hayatın sonuna kadar devam edecek olan alışkanlıklar için bir dönüm noktası olan okul çağı, çocukların sağlıklı olmaları, iyi beslenebilmeleri, fiziksel ve zeka olarak iyi bir gelişim gösterebilmeleri için büyük önem taşır. Okul yaşamının başlamasıyla birlikte, öğretmenler ve arkadaşlar, çocuk için ailelerinden daha fazla etkilendikleri konuma geçerler.

 

Çocukların iştah ve besin tercihleri çok hızlı değişir. Bazı besinleri az miktarda yeme ya da hiç yememe eğilimine girerler. Kendilerine özgü bir lezzet alışkanlığı kazanırlar. Çocuklar, çevrelerinde bulunan arkadaşlarını izlerler, bilgilerine ve alışkanlıklarına yenilerini eklerler. Çocuğun çevresinde bulunan her türlü etmen, çocuğun beslenme alışkanlıklarını etkileyecek boyuta ulaşır. 6-12 yaş arası çocuklar, kişisel ve ailesel özellikleri de göz önüne alındığında, yaklaşık yılda 3-5 cm uzarlar. Boyun uzamasıyla birlikte kiloda da artış gözlenir. Fiziksel özelliklerdeki bu hızlı değişim, yeterli ve dengeli beslenme ile desteklenmelidir. Büyüme ve sağlığın devamı için özel besinlere gereksinim yoktur. Gerekli olan şey, karbonhidrat, protein, yağ, vitaminler ve minerallerden oluşan besin öğelerinin yeterli miktarlarda alınmasıdır. Yenilen besinlerdeki çeşitlilik, tüm bu besin öğelerinin karşılanmasını sağlar.  

 

Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme, tüm yaş gruplarında önemli olmakla birlikte devamlı bir büyüme ve gelişme süreci içinde olan çocuklarda daha da önem kazanmaktadır. Çocukların enerji ve besin öğeleri gereksinimleri yetişkinlerden farklıdır. Büyüme ve gelişmenin sağlanması, yeni dokuların yapımının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için enerjinin yanı sıra protein, vitaminler ve minerallere olan gereksinimleri de fazladır. Ülkemizde birçok okulda öğrencilerin yiyecek ve içecek ihtiyaçları okullarda bulunan kantinler, okul çevresindeki yiyecek ve içecek işletmeleri ve ilköğretimin ilk yıllarında evden getirilen beslenme çantaları ile sağlanmaktadır. Aileler tarafından hazırlanan beslenme çantalarında genellikle yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uymayan yiyecek ve içeceklerin yer aldığı gözlenmektedir. Beslenme bilinci kazanmamış ailelerin bu tutumu da kantinler kadar çocukların sağlıksız beslenmesinde etkin olmaktadır. Birçok aile, okula giden çocuğunun beslenme çantasına; hazır meyve suları, meşrubatlar, evde hazırlanmış toz içecekler, bisküviler, krakerler, hatta ekmek arası patates koymaktadır.

 

Okullardaki yiyecek ve içecek hizmetleri, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim olmak üzere farklı yaş gruplarını kapsamaktadır. Ayrıca, ailelerin sosyo-kültürel ve eğitim düzeylerinin farklılığı da bu gruplarda dikkat çekicidir. İlköğretim ve lise arasındaki temel farklılık; ilköğretimin son dönemlerindeki öğrencilerin tüketici düzeyine erişmiş olmalarıdır. Bu gruptaki öğrencilerin yemek tercihleri kendilerine özgü olma eğilimi gösterir ve okulda çıkan yemekleri yeme zorunluluğu hissetmezler. Genellikle, harçlık miktarlarıyla paralel olarak kendi yeme tercihlerini kendileri belirlerler. Okul öncesi ve ilköğretimin ilk yıllarında ise çocukların beslenme modelinin belirleyicileri aileler, öğretmenler ve okul yönetimidir. Çünkü çocuklar, onların verdikleri kararlar çerçevesinde beslenirler. Bu grup öğrenciler, öğle yemeği hizmeti verilen okullarda üç ya da dört kapla sınırlandırılmış yemekleri ve/veya beslenme çantalarında getirdikleri yiyecekler ile beslenme ihtiyaçlarını karşılarlar. 

 

Çocuk ve adolesanlarda dengesiz ve hatalı beslenme alışkanlıklarının gelişmesinin nedeni; ayaküstü beslenme, şekerli içeceklerin tüketimi (meşrubatlar gibi), okul kantinlerinde enerji yoğunluğu fazla olan atıştırmalık besinlerin ve ayaküstü beslenmenin varlığı ve televizyon ile yazılı basında yiyeceklerle ilişkili reklamların artışıdır. Bu tür beslenmeye bağlı olarak şişmanlık başta olmak üzere kalp damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, kanser gibi kronik hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Günümüzde birçok kronik hastalığın beslenme ve yaşam biçimi etmenleri ile bağlantılı olduğu bilinmektedir.

 

Okul yönetimi ve ailelerin çocuklara aşılayacakları en önemli konulardan biri kahvaltı alışkanlığıdır. Öğün atlamak ne sağlıklı olmak ne de ağırlık kaybetmek için iyi bir tercih değildir. Özellikle kahvaltı, uzun bir açlık süresinin sonunda vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin öğelerinin yerine konması açısından değerli bir öğündür. Yapılan çalışmalarda okula kahvaltı yapmadan ve geç gelen öğrencilerin, kahvaltı yapan ve erken gelen öğrencilere göre daha başarısız olduklarını kanıtlamıştır. Kahvaltı sırasında alınan enerji ve besin öğeleri, çocukları öğrenme becerisine hazırlar.  Sabah oluşan açlığın öğrenme üzerindeki olumsuz etkileri; konsantrasyonun, problem çözmenin, okuma, yazma ve aritmetik gibi temel öğrenme becerilerinin azalmasıdır. Kahvaltı yapmayan çocuklarda karın ağrısı veya şiddetli açlık ağrıları en yaygın sindirim sistemi şikayetlerdendir. Vakitsizlik kahvaltı edememenin en belirgin gerekçesi olarak gösterilmektedir.

 

Konu ile ilgili ülkemizde yapılan çalışmalarda sabah kahvaltı yapmayan öğrenci oranının % 45-67 arasında olduğu belirlenmiştir. Sabah kahvaltısını atlayan öğrencilerin ders aralarında hazır tüketilebilen boş enerji kaynağı olan atıştırmalık besinleri ( kek, bisküvi, hazır meyve suyu, kolalı içecekler gibi) tükettikleri saptanmıştır. Bu tür besinlerle protein başta olmak üzere pek çok vitamin ve minerallerden de yetersiz beslenilmektedir. Bu beslenme şekli alışkanlık haline geldiğinde ise yüksek enerjili besinlerin tüketimi sonucu şişmanlık gelişmekte, ileri yaşlarda kronik hastalıklara zemin hazırlanmaktadır. Kantinlerde; bisküvi çeşitleri, mayonez ilaveli sandviç çeşitleri, hamburger, simit ve açma gibi atıştırmalık yiyeceklerin bulunması, enerji yoğunluğu yüksek, besin değeri düşük beslenme alışkanlıklarını tetiklemektedir.

 

OKUL KANTİNLERİ VE ÇOCUKLARIN BESLENMESİ

 

Okul çocuklarının beslenme alışkanlıkları ailede başlar ve okullar başta olmak üzere çeşitli çevresel etmenlerden etkilenir. Okul kantinleri yiyecek ve içecek hizmeti vermektedir. Okul kantinlerinde öğrencilerin gereksinimlerini karşılayacak nitelikte yiyecek ve içeceklerin satılması ve öğrencilerin bu besinlere olan ilgisinin arttırılması, gelecek nesillerin sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Okul çağı çocuklarda yüksek oranda tercih edilen besinler, genellikle çok yüksek enerjili, yüksek kolesterol, doymuş yağ ve sodyum içeren hızlı hazır tüketilebilen (fast-food) besinler olup; özellikle kalp-damar hastalıkları, diyabet,  kanser ve osteoporoz oluşumu için önemli risk faktörleridir. Bu besinler aynı zamanda sağlıklı beslenmede büyük önem taşıyan besin ögeleri ile posadan fakir oldukları için ülkemizde sıklıkla yaşanan anemi (kansızlık), bağışıklık sistemi ve sindirim sistemi hastalıkları riskinin artışına neden olmaktadır.

 

Çocuklar ve ergenler zamanlarının büyük bir kısmını okulda geçirmektedirler. Okul çocukları ile yapılan çalışmalar; öğrencilerin aldıkları harçlıkların çoğunu (> % 50) okul kantinlerinden yiyecek-içecek almak için kullandıklarını göstermektedir.  

 

Dünyada ve ülkemizde hızlı-hazır besinlere olan eğilimin artmış olması, öğrencilerin hatalı ve sağlıksız besinleri tercihini arttırmaktadır. Okul kantinlerinde genellikle hamburger, döner, pizza, sosisli, salamlı, sucuklu sandviçler, pide çeşitleri, gazlı içecekler, kızarmış patates, simit, poğaça, şekerli ve aromalı meyve sularının satılması hatalı ve sağlıksız beslenme eğilimini arttırmaktadır. Kantinlerde tüketime sunulan bu tip yüksek enerjili yiyecek ve içecekler öğrencilerin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan besin öğelerini karşılayamamaktadır. Bu besinler uygun koşullarda hazırlanmadığında da mikrobiyolojik açıdan hastalık riski taşıyan ürünler haline gelmektedir. Kantinlerde hazırlanan yiyeceklerin çoğu üzeri açık ve uzun süreli bekletilmektedir.  Bu durumda tüketime hazır hamburger, sosisli-salamlı sandviçler, pide, döner ve pizza gibi potansiyel riskli besinler kantinlerde erken saatlerde hazırlanmakta ve oda sıcaklığında üzeri açık olarak uzun süre bekletilerek öğrencilerin tüketimine sunulmaktadır. Kantin işletmeciliğinde bu tür besinlerin maliyetini azaltmak üzere, satın alınan ürünlerin piyasada ucuza satılan ve kalitesiz olanlardan seçilmesi de besin kaynaklı zehirlenmelere neden olmaktadır. Ayrıca kantinlerde görev yapanların kişisel hijyen kurallarına uymadan hazırladıkları ve servis ettikleri besinler hastalık etkenlerinin bulaşma kaynağıdır.

 

NASIL BİR BESLENME ÇANTASI ? 

 

Genellikle ilköğretim gören çocuklar, yanlarında beslenme çantası götürmektedirler. Beslenme çantasında, hazırlanması kolay, çocuğun yerken zevk alacağı, sağlıklı ve besleyici besinler tercih edilmelidir. Özellikle içerisinde et ve tavuk gibi kolay bozulur besinlerin bulunduğu sandviçler, besin kaynaklı hastalıkların meydana gelmesi için fırsat yaratabilmektedir. Bu tür sandviçler, etrafına buz torbası yerleştirdiğiniz kutular içerisine konulmalı ve sandviç tüm gece buzdolabında beklemiş olmalıdır. Sandviçler içerisine, vitamin ve mineral gereksinimi için; havuç, biber, salatalık, marul ve domates konulmalıdır. Değişik peynir dilimleri, meyve, hazır pudingler, kurabiyeler ve evde hazırladığınız kekler, beslenme çantası için iyi seçenekler olacaktır. Kutu sütler beslenme çantasının vazgeçilmezi olmalıdır. Çocuğunuzun beslenme çantasında yer alan besinleri yemesini sağlamak için, fazla harçlık verilmemelidir. Aynı zamanda öğretmenler, beslenme çantasında getirilen besinlerin bitirilmesi konusunda çocuklara destek olmalıdır. Çocuğunuza, beslenme çantasını güneş görmeyen bir yere koymasını ve özellikle kalorifer peteği üzerine koymamasını hergün hatırlatınız. Beslenme çantasına çocuğunuzun ilgisini çekecek küçük notlar da yazabilirsiniz.  

 

Okulda Yemek Yenecekse ...

 

Bazı okullarda, çocuklar beslenme çantası götürmek zorunda kalmazlar, okul tarafından sunulan yemeklerden yararlanırlar. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sunulan yemeğin çocuğunuzun enerji ve besin öğelerini karşılayıp karşılayamadığıdır. Okulda sunulan yemekler, doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında da bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle, okulda verilen yemeklere ait menülerin diyetisyenler tarafından hazırlanmış olması en ideal olanıdır. Menüler; besin çeşitliliği yönünden zengin, daha fazla meyve-sebze içeren, aşırı yağlı olmayan ve çocukların gereksinimlerini karşılayacak şekilde düzenlenmelidir. Okulda verilen yemeklere ait haftalık ya da aylık menülerin bir kopyasını almayı unutmayın. Bu şekilde çocuğun o gün okulda yediği yemeklerden farklı olanları evde pişirme olanağı bulabilirsiniz. Bu hem eksik gördüğünüz besin gruplarını evde tamamlayabilmek açısından çok iyi bir fırsat olacaktır. 

Sonuç olarak; her yaşta yeterli ve dengeli beslenmek bir yaşam tarzı olmalıdır. Alışkanlıkların yerleşmesi açısından önemli bir basamak olan okul dönemi doğru ve yanlışların belirlenebilmesi, yanlışların düzeltilebilmesi için öğretmenler ve ailelere olanak sağlar.

 



Yorumlar
Yorum Ekle