Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

BİR kız çocuğunun eğitimi ailenin eğitimi demektir

Aysel Çelikel… Bir hukukçu, bir anne… Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin kurucularından… Türkan Saylan'ın ölümünden sonra başkanlık bayrağını devraldı. O günden bu yana da aynı hızla, aynı hevesle eğitime destek veriyor. Çelikel, “Derneği silmek istiyorlar, çünkü derneği silmek Cumhuriyet'in önemli bir kurumunu ortadan kaldırmak demek.” diyor. Yine de tüm hızla kız çocuklarını okutacaklarını söylüyor. Çünkü ona göre bir kız çocuğunun eğitimi bir ailenin eğitimi demek…    


Aysel Çelikel nasıl bir öğrenciydi? Öğrencilik yıllarınızda bu tür sosyal girişimleriniz oluyor muydu?

Çalışkan, sorumluluk sahibi bir öğrenciydim. Lise yıllarında da her zaman iftiharla geçerdim. Beyoğlu Kız Lisesinden sonra 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum. Ardından da akademik hayatım başladı. O zamanlar toplumda böyle sosyal sorumluluk projeleri oluşturmak gibi bir kavram yoktu. O yüzden ben sadece derslerini çalışan, çalışkan bir öğrenciydim. İstanbul'lu bir aile olmamıza rağmen, mütevazi bir mahallede yaşardık. Yaşadığımız mahallede haklarımızı alamıyorduk, bunu annemin yaşadığı zorluklardan da görüyordum. Ve bu düşünce beni bu yola koydu.

 

Haksızlıklara rağmen sizi bu konuma taşıyan aşamalar nelerdi?

Burada olmak her zaman yüreğimde var olan bir olaydı ama önce işimde başarılı olmam lazımdı. Evlenip, çocuk sahibi olunca bu tarz projelerde çalışma fırsatım olmadı. Bu çalışmalarla ancak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ni kurduktan sonra ilgilenmeye başladım. Biz derneği dört öncü profesör olarak kurduk. Hepimiz kadro işlerini bırakıp kendimizi toplumsal çalışmalara adamıştık. Türkan Saylan, Necla Arat, Aysel Ekşi ve ben bu dörtlüyü oluşturuyorduk. O dönem bu işlerle uğraşanlar parmakla gösterilmeyecek kadar azdı. Aynı kadro İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi'ni de kurduk. Merkez, üniversitede kurulmuş ilk kadın merkezidir. Orada yapılan en önemli çalışma medeni kanunu bugünkü formlara uygun hale getirmesidir.

 

EĞİTİM, İŞ OLMAYINCA KADIN HİÇBİR HAKTAN YARARLANAMIYOR

Cumhuriyet'ten önce, sonra Türk kadınının hayatında neler değişti?

Cumhuriyet öncesi aile hukukunda şeriat düzeni işliyordu. Kadınların haklarını talep etmeleri çok zordu. İstanbul'da sadece saraya bağlı ileri gelen kadınlar hakları için taleplerde bulundular ve çalışmalar yaptılar ama bu kadınlar eğitimli kadınlardı. Cumhuriyet rejimi, farklı bir düzen getirdi. Laik eğitim, laik düzen öngörüldü. Bu şekilde kadınlar haklarından yararlanmaya başladılar. Ancak yeterli değildi, toplumun her kesimine yayılması gerekiyordu. Yasal olarak çok önemli boşluklar yoktu ama uygulama yapılamadı. Yasaların değişmesiyle bir şeylerin değişeceğini zannettik ama bu yasalar toplumca benimsenemedi. Bunun için eğitim gerekiyordu, yasaların uygulanmamasının en önemli etkeni eğitimsizlik ve yoksulluk- tu. Bundan 15 yıl öncesine kadar ülkemizde kadınların yüzde 28'i okuma-yazma bilmiyordu. Sonra okuma-yazma seferberliği yapıldı. Bugün sanırım bu oran 15'lere düştü fakat sadece okumayazma bilmek yeterli olmuyor. Okur-yazarların yüzde 21'i hiçbir okuldan diploma almamış durumda. Meslek sahibi olmak, bunu ekonomiye dönüştürmek lazım. Yoksa hak talep edilmez.

 

Türkiye'de bugün kadınların en büyük sorunu ne?

En büyük sorunumuz kadınlarımızın yeterli derecede eğitim sahibi olmaması. Eğitim ve çalışma hakkına sahip olmamaları. Bugün hala 500 bin kadar çocuk okula başlayamıyor ve bunların çoğu kız çocuğu. Eğitim olmayınca kadının çalışma hakkı da engelleniyor. İş bulamamak da en büyük sorun tabii ki. Kadınlar ayrımcılığı yine en çok bu konuda yaşıyorlar. Ülkede işsizlik varsa iş önce erkeklere sunuluyor, mantık bu. Bu şekilde kadınlar eve kapanıyor ve ekonomik özgürlüğünü kaybediyor. Eğitim yoksa, çalışmıyorsa, kadın haklarından yararlanamıyor. 

 

100 BİN KIZ ÇOCUĞU OKUTACAĞIZ

Derneğinizin katkılarıyla Türkiye, eğitimde ve eşitlikte ilerlemeler yaşadı diyebilir miyiz? Yoksa hakkınızda yapılan suçlamalar hala geri kaldığımızın göstergesi mi?

Toplumda son on yılda kız çocuklarının okumaması düşüncesi hızla yayıldı. Bu projeleri desteklemeyen beyinler bize hep karşı çıktılar. Bu sadece kız çocuklarıyla da ilgili değil aslında. Derneği silmek istiyorlar, çünkü derneği silmek Cumhuriyet'in önemli bir kurumunu ortadan kaldırmak demek. Biz çalışmalarımıza tam gaz devam ediyoruz. Bu toplumda bizi hala çok iyi tanıyan insanlar var. Bize yapılan her saldırıda onlar yanımızda oluyorlar.

“Derneği silmek istiyorlar, çünkü derneği silmek Cumhuriyet'in önemli bir kurumunu ortadan kaldırmak demek.”  “Biz toplumun derneğiyiz, bu yüzden toplumun bize destek vermesi kurumların destek vermesinden çok daha önemli.”

ÇYDD'nin planlarında bu yıl neler var?

Bugüne kadar eğitimine destek verdiğimiz öğrenci sayısı 75 bine ulaştı. 75 binin 30 bini üniversitesi öğrencisi. Hedefimiz 100 bin kızımızı okutmak. 20 senede bu noktaya ulaştık, bu sayılara ulaşmak kolay değil. Okula gitmeyen kızımızın olmaması lazım. Kız çocuklarının eğitimi bir ailenin eğitimi demektir. Kız çocuklarının eğitimi kadınların eğitimi demektir. Bu kapsamda yurtlar yaptırıyoruz. 32 kız yurdumuz var. Kız çocukları her yerde bulunamaz, bu yüzden kız yurtları şarttır. Ne yapıp edip, kızlar için çalışmalıyız. Sponsorlarımızla yürüttüğümüz projeler devam edecek. Tiyatro ve sinema oyuncuları da bu anlamda bize destek vermekteler. Onların da desteği ile Batman'da bir kız yurdu yaptıracağız. Sanatçıların yanımızda olması bizi daha güçlü ve göz önünde tutuyor. Biz toplumun derneğiyiz, bu yüzden toplumun bize destek vermesi kurumların destek vermesinden çok daha önemli.


KADIN-ERKEK ÇALIŞMA ORANINDA EŞİTSİZLİK GİDEREK UÇURUMLAŞIYOR

Eğitimli kadınların özel sektörde, kamuda, devlet kademelerinde sayılarının artarak yer alması Türkiye'ye neler kazandırır?

Özel sektörde kadınların sayısı çok fazla arttı. Bu toplumsal gelişme ve değişme çok önemli yararlar sağladı. Ancak kamuda çok fazla kadın göremiyoruz. Siyasi iktidara bağlı olduğu için orada sayı biraz daha sınırlı oluyor. Prestijli mesleklerde kadınlarımız çok daha fazla. Çünkü bu kadınlar eğitim görmüş, kendi haklarını kullanarak sınıf atlamış kadınlar. Ancak maalesef bu oran çok küçük. Kadın-erkek çalışma oranı eşitsizliği ülkemizde gittikçe kötü noktaya gidiyor. AB'nde durum böyle değil. Avrupa kadını eğitim ve çalışma hakları açısından çok daha yukarılarda. Kadınlar çalışma oranı yüzde 60'larda. İlköğretim ve lise ortalaması da yüzde 85 oranında. Bir kadın için eğitim ve çalışma anahtar imkanlardır.

Bir anne ve ÇYDD Başkanı olarak kadınlara ve kız çocuklarına mesajlarınızı alabilir miyiz?

Güç şartlarda dahi olsa, bir meslek sahibi olup, onu kullansınlar. Bu onların haklarını kullanmadaki altın anahtarları.



Yorumlar
Yorum Ekle