Cem Gülan - Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı
2009 yılının, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği çalışmaları ve sunduğu hizmetler açısından memnuniyet verici bir yıl olarak tamamlandığı, bir dizi etkinliğin gerçekleştirildiği malumdur. Özel okul yöneticileri ve öğretmenlerine verilen hizmet içi eğitim kapsamındaki seminer, konferans ve çalışma toplantıları okullarımızdaki kaliteli eğitimi bir adım daha ileriye götürmüştür. Sektörümüzün sorunları, dilek ve beklentileri başta Sayın Bakanımız olmak üzere Bakanlığımız Bürokratları ile ilgili diğer Bakanlık ve Birimlerle paylaşılmıştır. Bu görüşmeler ile ilgili gelişmeleri her aşamada takip etmekteyiz. Ancak acil bazı sorunlarımızın bile kendi karar ve gücümüzle çözülemeyeceğinin de bilicinde ve bilgisindeyiz.
Eğitim, bütün önem ve hayati değerine rağmen ülkedeki genel ekonomik durum ile bağlantılı bir olgudur. Özel okullar ücret karşılığı hizmet verdiklerinden, ülkenin genel ekonomik durumundan doğrudan etkilenmektedirler. Özel okulların büyük bir kısmı 2009 yılında mali durumlarını bir hayli zorlamış, yapmaları gereken ücret artışlarını gerçekleştirememişlerdir. Dolayısıyla sektörde istenen gelişme ve yaygınlaşmayı elde etmek de mümkün olamamıştır. Bu kurumların büyük çoğunluğu mali destek görmeden kurucularının kendi öz kaynakları ile hayat bulan kurumlardır. Çok azı kredi veya çeşitli teşvik unsurlarından faydalanabilmişlerdir. Öğrenci velilerine, Devlet tarafından herhangi bir teşvik ve destekleme verilmediğinden veliler de kendi olanaklarıyla çocuklarını okutmakta ve üstelik bunun için bir de vergi ödemektedirler. Bu uygulama yıllardan beri süregeldiği halde sağlıklı ve etkili bir iyileşme gerçekleşememiştir.
2009 yılının, uzun yıllardan beri her ortamda söylenegelen ve giderilmesi kolay, ancak bir türlü ele alınmayan sorunlar içinde akıp gittiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Özel okullarla ilgili yaklaşımlarda yeni düşünce ve anlayış getirecek kapsamlı bir değerlendirme yapılmadığı sürece ve bu kurumların kabul görmesi için siyaseten ve bürokratik yönden karar verici makamlarda olanların olumlu yönde yaklaşımları olmadığı sürece, 2010 yılında da bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Özel okulların vergi veya teşvik yönünden desteklenmemesinin yanı sıra, alacakları öğrencilerin usul ve esasları bile Bakanlıkça belirlenmekte ve sınırlanmaktadır. Nitekim isteyen özel okulların Bakanlıkça birlikte yapacakları bir sınavla öğrenci alma istekleri, aylar süren çalışmaların sonucunu beklemektedir. Örnek olarak vermiş olduğumuz bu durum sunduğumuz eğitim hizmeti sırasında karşılaşılan zorlukların sadece bir yönünü yansıtmaktadır. 2010 yılında bu tür sorunların gündeme gelmemesi beklentisi içindeyiz. Ancak bizler her zaman ümitli olmayı başardık, karamsarlığa yer vermedik. Her yeni günde sıkıntıların gideceği ve kaliteli hizmetin daha geniş kitlelere ulaşacağı beklentisi içerisinde olduk.
Genel eğitimimiz içindeki payı yüzde 3.2 olan özel okulculuğun yüzde 25-30 oranına çıkacağı ümidimizi hiç kaybetmedik. Yıllarca aynı konuları ezberimiz olarak tekrar edip durduk. Bu ezber ve serzenişimizin sebebi, eğitim alanında birçok uluslararası başarılar elde eden özel okullarımızın fark edilmesi, önemsenmesi, layık olduğu değeri ve desteği görmesini istememizdir. Bazı sektörlerde olduğu gibi doğrudan destek istemiyoruz. Ancak velilerimizin; hükümetlerce, ‘uygun görülecek miktar ve oranda’ mali destek görmesi isteğimizin anlaşılmasını, benimsenmesini ve kabul görmesini arzuluyoruz. Birçok sorunlarımızı dile getirip bunlara ilişkin sayısal verileri sıralayarak karşı karşıya kaldığımız zorlukları belirtmemiz mümkündür. Fakat bunu yapmayı gerekli görmüyoruz. Yaptığımız hizmetin etki ve öneminin fark edilerek destek görmesi için konuya çözüm üretecek bütün yetkililerin katılacağı kapsamlı bir değerlendirme toplantısının gerçekleşmesi, 2010 yılı için beklentilerimizin başlangıç noktası olacağını belirtmek isterim.