Ferruh Gürtaş- Intel Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Kurumsal İlişkiler Direktörü
Alice’in hikayesini çoğumuz biliriz. Alice bir yol ayrımına gelmiştir.
"Hangi yolu seçmeliyim?" diye sorar çizgili kediye…
"Nereye gitmek istiyorsun?" diye sorar çizgili kedi.
"Bilmiyorum." der Alice.
"O zaman" der kedi, "Fark etmez. Yeterince yürürsen mutlaka bir yerlere varırsın."
Eğitimin bugünlerde içinde olduğu durum da Alice’in durumuna benziyor. 1800’lerin başında, mümkün olduğunca çok kişiyi en uygun maliyetle eğitmeyi amaçlayan devlet okullarının kurulmasıyla birlikte, eğitimin yükü devletlere bırakılmıştı. Ancak bu sistem artık 21. yüzyılın gerektirdiği becerilerde insanlar yetiştiremiyor ve herkes aynı soruyu soruyor: “Eğitim sistemi nereye gitmeli?” Sorunun cevabını bulamazsak biz de Alice ile aynı duruma düşeceğiz. Herhangi bir yolu seçip yeterince devam ederek bir yere varacağız ama orası büyük ihtimalle varmak istediğimiz yer olmayacak.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF – World Economic Forum) 25 Ekim’de Fas’ın Marakeş şehrinde “Eğitimde nereye gitmeliyiz?” sorusuna bölgesel bir cevap bulabilmek için çeşitli ülkelerden Milli Eğitim Bakanları ve üst düzey temsilcileri, özel sektör temsilcileri, Dünya Bankası, UNICEF gibi uluslararası kuruluşların eğitim temsilcilerinin katıldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’ne yönelik bir toplantı düzenledi. Yaklaşık 80 kişilik bu toplantıya ben de Intel’in bölgedeki eğitim stratejilerini ve programlarını temsil etmek üzere davet edildim. Bölgedeki ülkelerin eğitim sistemlerinin seviyesi birbirinden faklı olsa da temel problem genelde her ülkede aynı. Eğitime erişimde geçtiğimiz yıllarda her ülke kendi çapında ilerleme kaydetti ve artık daha çok kişi temel eğitime erişebiliyor. Ama en büyük problem verilen eğitimin kalitesi ve bu eğitimin öğrencilere 21. yüzyılın gerektirdiği becerileri kazandırma başarısı. Ülkeler sosyo-ekonomik olarak kalkınmak ve bunu sürekli kılabilmek için genç nesillere 21. yüzyılda başarılı olabilmek için gereken eleştirel düşünme, işbirliği ve problem çözme gibi becerileri kazandırmak zorunda. Ama maalesef klasik eğitim sistemi halen ezbere dayalı. Proje tabanlı ve öğrenci merkezli eğitim uygulanmıyor. Sonuç olarak mevcut eğitim sisteminden yetişen öğrenciler iş hayatlarına atıldıklarında gittikçe küreselleşen ve artan rekabet ortamında başarılı olamıyorlar.
Fakat dünyada eğitim sistemlerinde başarı kazanan ülkeler de var. Singapur, Finlandiya ve Kore gibi ülkeler, “Küreselleşme, inovasyon ve katılımcı kültüre sahip yeni nesiller” ile tanımlanan bu yeni dünyada varlıklarını sürdürebilmek için gerekli olan ekonomik gelişmeyi ancak eğitim sisteminde radikal değişiklikler yaparak gerçekleştirebileceklerini öngören ülkeler arasında yer alıyor. Bugün uluslararası testlerde en yüksek performansı bu ülkelerdeki öğrenciler gösteriyor. Bu ülkelerdeki yüksek performanslı sistemlerin yaratılmasındaki en önemli etken ise kendini derslere iyi hazırlayan ve sorgulamaya dayalı öğrenme (inquiry-based learning) tekniğini kendileri ve öğrencileri için kararlı bir şekilde uygulayan öğretmenler.
“WEF Eğitim Zirvesi”nde gün boyu yaptığımız toplantılarda, bölgedeki ülkelerin eğitim seviyelerini Singapur, Finlandiya gibi ülkelerin seviyelerine nasıl çıkarabileceğimizi tartıştık, çözümler aradık. Öğrenci merkezli öğrenim, teknolojinin eğitime entegrasyonu, eğitim sistemindeki yöneticilerin vizyonları ve eğitimleri, öğretmenlerin eğitimleri, test sisteminin değiştirilmesi gibi birçok konuya değindik. Bölgedeki hemen hemen her ülkede “öğretmenlik” mesleğinin maalesef en az değer verilen, en az maddi getirisi olan mesleklerden biri durumuna düştüğü, birçok kişinin hiçbir dalda tutunamazsa son çare olarak öğretmenliği düşündüğü, öğretmen seçimi ve atamalarının politik bir araç olarak kullanıldığı konuşuldu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen öğretmenlerin sorunun değil, çözümün en önemli parçalarından biri olduğuna değinildi. Öğretmenler için motive edici teşviklerin olduğu, eğitim sisteminin etkisinin testlerle değil öğrenciye kazandırılan becerilerle ölçüldüğü ve herkesin sorumluluğu paylaştığı bir sisteme geçecek şekilde değişikliklerin yapılması gerektiği belirtildi.
Ertesi gün ise Intel olarak “WEF Eğitim Zirvesi”ne katılan 80 kişinin arasından seçtiğimiz Milli Eğitim Bakanları ve çeşitli eğitim kurumlarının seçkin yöneticilerinin katıldığı 20 kişilik “Eğitimde Dönüşüm Vizyonu için Diyalog” başlıklı 3 saatlik bir toplantı düzenledik ve bir gün önce konuşulan konuları 5 bileşen altında topladık: Eğitim politikası reformu, müfredat ve başarıyı ölçme, mesleki gelişim, bilişim teknolojileri, araştırma ve değerlendirme. Bu bileşenlerin hepsi başarılı bir şekilde entegre edildiğinde ve uygulandığında eğitim sisteminde gerçek bir dönüşüm elde edilebileğini düşünüyoruz. Şimdi bu bileşenleri tek tek ele alalım:
Eğitim Politikası Reformu: Etkin politika başarı için gerekli koşulların oluşturulması ve dönüşümü hızlandırmak için çok önemlidir. Küresel rekabet güçlerini koruyabilmek için hükümetler tüm öğrencilerin bilgi tabanlı ekonomide başarılı olmak için gerekli becerileri elde etmesini sağlayacak politikalar oluşturmalıdır. Bunun için gerekirse kalkınma ajansları, kâr amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle ortak çalışmalıdır.
Intel eğitim politikaları konusunda halihazırda çeşitli stratejik ortaklıklar içerisinde yer alıyor. UNESCO ile Eğitim için Ortaklık, Dünya Ekonomik Forumu ile Küresel Eğitim Girişimi, Cisco ve Microsoft ile 21. yüzyıl becerilerini ölçmeye yönelik ACT21S Girişimi (www.atc21s.org/home/), Dünya Bankası Enstitüsü ile bölgesel eğitimler ve USAID ile Eğitimde Bilişim Politikaları bu ortaklıklara birkaç örnek olarak gösterilebilir.
Müfredat ve Başarı Ölçme: Öğrencilerin küresel ekonomide başarısı için gerekli bilgi ve becerileri öğrenmelerini sağlamak amacıyla müfredat standartları geliştirilmeli, gerekirse mevcut müfredat değiştirilmelidir. Güçlü müfredat standartlarının oluşturulması, öğrencilerin bilgi ve becerilerini doğru şekilde ölçecek yeni yaklaşımların geliştirilmesi ile ele ele ilerlemelidir. Yeni müfredat standartları ve başarı ölçme yaklaşımları, hükümetlere eğitim sistemlerini kişiselleştirmede ve öğrenci merkezli hale getirmede yardımcı olabilir.
Intel örnek müfredat çalışması olarak skoool ™ platformunu Türkçe’de dahil çeşitli dillerde 30 ülkede öğretmen ve öğrencilere sunuyor. Matematik ve fen bilimlerini destekleyen bu örnek müfredattan her yıl 5 milyondan fazla kullanıcı faydalanıyor. Aynı zamanda yeni başarı ölçme yaklaşımlarının geliştirilmesi için de Cisco ve Microsoft ile birlikte bir araştırmaya sponsorluk yapıyoruz. Bu araştırma, bugünün küresel bilgi ekonomisinde rekabet edebilmek için gerekli becerilerin tanımlanması, ölçülmesi ve öğretilmesine odaklanan 60'ın üzerinde bilim adamının bir araya geldiği beş çalışma grubundan oluşuyor.
Mesleki Gelişim: Kaliteli eğitim işgücü, güçlü bir eğitim sistemi için çok önemlidir. Teknolojinin neredeyse hayatımızın her anının bir parçası olduğu günümüzde eğitimde ilerleme kaydetmek için öğretmenlere mutlaka teknolojiyi aktif bir şekilde kullanmalarını öğreten eğitimler verilmelidir. Öğrencilerine ilham vermeye, motive etmeye ve onların ilgilerini artırmaya yönelten mesleki gelişim olanakları sağlanmalıdır. Bunlar öğrenci merkezli öğrenme ortamı oluşturmak için çeşitli araçlar ve eğitimlerin yanı sıra mevcut teknoloji araçlarından yararlanacak yeni pedagojik yaklaşımlar da olabilir.
Problem çözme, eleştirel düşünme ve işbirliği yapma gibi 21. yüzyıl becerilerinin oluşmasını destekleyen, öğretmenlere özel bir mesleki gelişim programı olan Intel ® Öğretmen Programı; bugün 60’ın üzerinde ülkede 8 milyona yakın öğretmene ulaşmış durumda. Öğrenci merkezli yaklaşımları ön plana çıkaran ve öğretmenlerin teknolojiyi etkin bir şekilde kullanarak öğrencilerin ilgisini artırmasına yardımcı olan bu eğitim programı, Türkiye’de de 2004 yılından beri uygulanıyor ve ülkemizde 150 binden fazla öğretmene ulaşmış bulunuyor.
Bilişim Teknolojileri: Teknoloji; eğitimde bir amaç değil, daha iyi öğretme ve öğrenme ortamını oluşturarak dönüşümün sağlanmasına yardımcı olacak bir araçtır. Eğitime faydası olacak etkin bir teknoloji ortamı; öğrenci, öğretmen ve okul yönetimi için gerekli erişim cihazları içerir. Ayrıca genişbant internet bağlantısı, öğrenci bilgilerinin ve müfredat kaynaklarının yönetimi için gerekli altyapı, uygun yazılım uygulamaları ve işletim ortamı da, toplam çözümü oluşturan diğer teknoloji bileşenleridir.
Intel 10 ülkede yaptığı araştırmalara dayanarak özellikle eğitim sektörü için tasarlanan “Classmate PC” adlı bir ürün geliştirdi ve bu üründen Milli Eğitim Bakanlığı’na 8000 adetten fazla bağışta bulundu. Bağışlanan ürünler her öğrenciye bir bilgisayar verilmesine dayanan “1-1 Öğrenme” pilot projelerinde kullanılıyor.
Araştırma ve Değerlendirme: Eğitimde dönüşümün başarılı olabilmesi için sürekli olarak araştırma yapılmalı, bulgular denenmeli, elde edilen sonuçlar değerlendirilerek yeni araştırmalar için kaynak oluşturmalıdır. Eğitim gibi hassas bir konuda verilecek kararlar, araştırma sonuçlarına dayanmalıdır. Değerlendirme bağımsız kuruluşlar tarafından yapılmalı, programlar uygulamaya konmadan önce planlaması tamamlanmalı, programın başarı kriterleri ölçülmeli ve programda gerekli değişiklikleri yapmak için elde edilen veriler kullanılmalıdır.
Intel Öğretmen Programı gibi, Intel eğitim programlarının da içeriği etkin öğretme ve öğrenme üzerine yapılan araştırmalara dayanır. Programların uygulanmasının ardından ortaya çıkan değerlendirme sonuçlarına göre de program içeriği geliştirilir.
Yazımın başında belirttiğim gibi, eğitimdeki temel problemlerin genelde her ülkede aynı olması gibi, bu problemleri çözecek yaklaşım da yine temel hatları ile aynı. Eğitim politikası reformu, müfredat ve başarı ölçme, mesleki gelişim, bilişim teknolojileri, araştırma ve değerlendirme bileşenlerine dayalı eğitim dönüşüm modeli, hükümetlerin eğitim sistemlerinin kalitesini artırmaya yardımcı olacak. Önemli olan, ülkelerin Singapur ve Finlandiya gibi bir an önce karar alması ve yukarıda bahsettiğimiz 5 bileşende gerekli olan adımları paralel bir şekilde atması.