Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Fatih Koleji


Bu ay Öğretmenler Odası sayfamız için Fatih Koleji’ne konuk olduk. Çobançeşmede’ki yeni merkez kampüs binasında konuştuğumuz Fatih Koleji öğretmenleri, tüm sıcaklıkları ve samimiyetleri ile sayfamızı renklendirdiler.  Fatih Koleji öğretmenlerine, bu ay bizi misafir ettikleri için Artı Eğitim Dergisi olarak teşekkür ediyoruz…

 

 

DAYATMACI BİR ÖĞRETMEN DEĞİLİM

Alper Darıcı, Fatih Koleji İngilizce Zümre Başkanı.18 yıldır İngilizce Öğretmenliği yapan Darıcı, 2005 yılından bu yana Fatih Kolejleri bünyesinde çalışıyor. Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Alper Öğretmen, ortaokul öğretmeninin ‘Bu çocuktan olsa olsa İngilizce Öğretmeni olur” demesiyle bu mesleğe yönelmiş. Sultanahmet’te doğup büyüyen Darıcı çocuk yaşlarda Sultanahmet’e çok turist gelmesi nedeniyle İngilizceyle çok haşır neşir olmuş. Ticaret Lisesi bitirdiği halde, yabancı dile ilgisi olması sebebiyle İngilizce Öğretmenliği tercih eden Darıcı 2 kız çocuğu sahibi. Kızlarıyla çok iyi iletişim kurduğunu söyleyen  Alper Öğretmen, bu iletişimin iyi olmasının meslek seçimini doğru yapmış olmasından kaynaklandığını söylüyor. Ailesinin kendisini meslek seçimi konusunda çok rahat bıraktığını belirten Darıcı, kendi çocuklarını da meslek seçimleri konusunda kendi hallerine bırakacağını söylüyor. 9 ve 10. sınıflara ders veren Alper Öğretmen, öğrencilerinin derse olan alakalarından memnun olduğunu dile getiriyor. “Piyasadaki diğer okullarla İngilizce seviyemizi yarıştıracak olursak şampiyonluğa oynayan bir Anadolu kulübüyüz” diyen Darıcı, okul olarak farklı İngilizce çalışmaları yaptıklarını, gündemden olaylarla İngilizce dersini harmanlayarak işlediklerini söylüyor. İngilizce dersini sohbet haline getirerek işlediğini belirten Alper Öğretmen, öğrencilerinin derse motive olmaları için görsel ve işitsel materyallere de çok fazla önem verdiklerini vurguluyor. İngilizce eğitiminde özellikle konuşmaya dayalı  çalışmalar yaptıklarını belirten Darıcı, öğrencileriyle arasında olan ilişkide ise iyi empati yaptığını söylüyor. “Kendimi öğrencilerimin yerine koyarak onları anlamaya çalışıyorum. Kızımda lise 1 öğrencisi olmasından dolayı onunla evde paylaştıklarımı sınıfa taşımaya çalışıyorum” diyen Darıcı; “Ben dayatmacı bir öğretmen değilim. Ödevini yapmayan öğrenciye ‘Ne zaman yapacaksın, senden ne zaman alabilirim?’ gibi sorular yöneltirim” diye konuşan Alper Öğretmen, bir öğretmenin espri anlayışının da iyi olması gerektiğini vurguluyor. Dinleyici bir öğretmen olduğu için birçok öğrencinin ders aralarında yanına gelerek dertleştiğini söyleyen Darıcı, meslekte yaşadığı anılardan bir tanesini bizimle paylaşıyor.

 

“Bir öğrencim üzerinde önyargılarım vardı. Çok yaramaz, dersleri kötü olan bir çocuktu. Öğretmenliğimin 3. yılında karşılaştığım bu öğrencimden, hiçbir şey olmayacağını düşünüyordum hep. 7-8 zayıf getiren bu öğrencimi yıllar sonra Bakırköy Adliyesi’nde savcı olarak gördüm. O an hiçbir öğrenciye karşı önyargım olmaması gerektiğini öğrendim. Başarı ve başarısızlığın dönemsel olduğunu öğrendim. Bunu benim için iyi bir ders oldu. “

 

 

HEDEFİMİZ  ÖĞRENCİLERİN 4 YILDA 100 KİTABI GEÇMELERİ 

Taşkın Eren, Fatih Koleji Edebiyat Öğretmeni. Marmara Üniversitesi mezunu olan Eren, 1993 yılından  bu yana öğretmenlik mesleğini sürdürüyor. Babasının öğretmen olması nedeniyle çok fazla kitap olan bir evde büyüyen Eren’in okuma tutkusu küçüklüğüne dayanıyor. İlkokulda, ortaokulda hafta içi her gün ilçe kütüphanesine gidip yarım saat kitap okuyan daha sonra okula giden Taşkın Öğretmen, edebiyat üzerine bir meslek seçmeyi ortaokul çağlarında aklına koymuş. Edebiyat Öğretmenliğine olan tutkusunun altında babasının  ve kitaplarının olduğunu söyleyen Eren, hala çok fazla kitap okuduğunu da belirtiyor. Kitap okumanın günümüz Türkiyesi’nde çok düşük olduğunu vurgulayan Taşkın Öğretmen, kitap okumanın hobi amaçlı değil bilgi çıkarmak amaçlı okunmasından yana.  9. ve 11. sınıflarda eğitim veren Eren, “Hedefimiz öğrencilerimizin 4 yılda 100 kitap okumayı geçmiş olmaları” diyor. Edebiyat dersinde kitap okumayan öğrencinin dersi anlamakta zorluk çektiğini belirten Eren, Kitap okumayan öğrencinin hayal dünyasının geniş olmadığını, edebiyatın içerisine giremediğini dolayısıyla derste zorlandığını söyleyen Eren, nitelikli bir öğrenci kitlesine sahip olduklarını fakat teknolojinin gelişmesiyle çocukların kitaba karşı ilgilerinin azaldığını vurguluyor. Özel bir kurumda çalışmanın bir öğretmen için çok büyük bir avantaj olduğunu dile getiren Taşkın Öğretmen, “Özel kurumlarda öğrenciler kalıplarını kırmış durumdalar” diyor.  Eren, meslek hayatında birçok ilginç olayla karşılaşmış. Bir arkadaşının rahatsızlığı dolayısıyla Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümüne giden Eren, hastaneye girdiğinde karşısında birinin ‘Hocam’diye bağırdığını duymuş. Bağıran kişiyi tanıyamayan Eren, sonra eski bir öğrencisi olduğunu anlayan Taşkın Öğretmen, yıllar sonra bir öğrencisini doktor olarak görmenin mutluluğunu yaşamış. Eren, “Saygı duyulan bir doktorun hastane içerisinde bağırarak ‘Hocam’ diye seslenmesinin hazzı, bir öğretmen için çok büyük” diyor.  

 

 

 

İNSAN YETİŞTİRMEK HEM ZOR, HEM ÇOK KEYİFLİ

Fahrettin Çıplakoğlu, Fatih Koleji Matematik Öğretmeni. Öğretmenlik mesleğinde 17. senesine giren Çıplakoğlu,  10 yıl Türkiye’de bir kolejde öğretmenlik yapan Fahrettin Öğretmenin, daha sonra 5 yıl Amerika deneyimi olmuş. Amerika’da görev yaptıktan sonra da sene başı itibariyle Fatih Koleji’nde görev almaya başlayan Çıplakoğlu, ODTÜ Matematik Öğretmenliği Bölümü mezunu. Matematik tercihinin 2 nedeni olduğunu söyleyen Çıplakoğlu;  bunlardan birinin lise matematik öğretmenini model olarak belirlemesini, diğerinin de üniversiteye geçtiği yıllarda bölüm seçme zorunluluğu olması olduğunu söylüyor. Sayısal derslere  her zaman daha yatkın olduğunu dile getiren Fahrettin Öğretmen; lise döneminde okuduğu yatılı okuldaki öğrenci-öğretmen ilişkisinin de mesleği seçmesinde etkili olduğunu vurguluyor. Öğretmenliğin insanla alakalı olması, insana verilen emeğinde 5-10 sene sonra karşılığının alınmasındaki keyfin hiçbir meslekte olmadığını vurgulayan Çıplakoğlu, “Öğretmenlikte ürün somut. İnsan yetiştirmek hem zor,  hem çok keyifli. Hayatta en önemli şey insanların doğru eğitilmesi” diyor. İlk öğretmenlik deneyimini Manisa’da yaşayan Fahrettin Öğretmen,  Anadolu insanın hala bakir olduğunu, öğretmene çok daha fazla saygı duyduğunu belirtiyor. İstanbul’da ki çocukların her şeye doygun olması nedeniyle, öğretmenin kendisini her geçen gün geliştirmesi gerektiğini söyleyen Çıplakoğlu, “ Anadolu’da öğretmen varolan bilgisiyle eğitim verebilir. İstanbul’da ise durum farklı. Çocuklar her şeyden haberdar, her an gündemdeki herhangi bir konu hakkında sizinle tartışmak isteyebiliyorlar. Bu yüzden İstanbul’da görev yapan bir öğretmenin her konu hakkında kendisini geliştirmesi gerekli” diyor. Çocukluğunda çok araştırmacı, çok meraklı bir çocuk olduğunu dile getiren Çıplakoğlu, bu özelliğinin ileriki dönemlerde kendisine çok faydası olduğunu söylüyor. Matematik dersinin öğrenciler tarafından ok fazla sevilmemesine rağmen, günlük hayattan örnekler vererek dersi sevilir hale getirdiğini vurgulayan Fahrettin Öğretmen; Fatih Koleji’nin Matematik Olimpiyatları’na katılarak Marmara Bölgesi’nde birincilikler kazandığını, bu anlamda okul olarak birçok okulun önünde olduklarını belirtiyor.

 

 

YERİNE GÖRE DOKTOR, YERİNE GÖRE MÜHENDİSİM

İsmail Püsküllü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliği Mezunu. Fatih Koleji Biyoloji Öğretmenliği yapan İsmail Öğretmen öğretmenlik mesleğini seçmesinde herhangi bir neden olmadığını söylüyor.  Püsküllü’ye, ilkokulda öğretmenleri ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorduklarında, ‘Ya öğretmen, ya da çöpçü’ dermiş. “Tekrar dünyaya gelsem, yine öğretmen olurdum. Ben yerine göre doktorum, yerine göre mühendisim. Öğretmenlik böyle bir meslek ” diyen Püsküllü, Fatih Koleji gibi bir kurumda çalıştığı için kendisini çok şanslı olarak nitelendiriyor. Özgüveni çok yüksek bir öğretmen olduğunu dile getiren İsmail Öğretmen, birçok kaliteli öğretmeni yetiştirdiğini ve bundan çok büyük mutluluk duyduğunu söylüyor. Dersin sadece öğretmek değil, ideallerini ve hayatı paylaşmak anlamına geldiğini vurgulayan Püsküllü, “ Özümde her şeyin insan için olduğuna inana biriyim. İnsanların kimliklerine olduğuna inanırım. Ama bir insan için en büyük kimlik, o insanın insan kimliğini taşımasıdır “diyor. Biyoloji dersinin öğrenciler tarafından sevilmediği halde, dersi işleyiş tarzından dolayı birçok öğrencisinin biyoloji dersinde başarılı olduğunu dile getiren İsmail Öğretmen; “ Ben öğrenciye kızdığımda, öğrenci üzülmüyor. ‘ İsmail Öğretmenin bir bildiği vardır’ diyor. Bu iyi bir öğretmen olduğumun göstergesidir diye düşünüyorum” diyor. Üniversiteye girdiği ilk günden itibaren öğretmenlik mesleğini yaptığını belirten İsmail Öğretmen, dershane öğretmenliğinden okul öğretmenliğine geçiş yapan isimlerden. Okul öğretmenliğinde 7. senesi olan olan Püsküllü’nün öğretmenlik yaşamında unutamadığı bir çok anısı var. İsmail Öğretmen “Öğretmenlik yaşamımdaki bir anımı hiç unutamadım” diyor ve ekliyor: 

 

“Tahtaya mitokondrinin şeklini çizdim sonra mitokondrinin iç zarının kıvrımlı olduğunu, biyolojide de girinti ve çıkıntıların üst üste dizili yapılarının yüzey genişletmeye yaradığını söyledim. Sonra çocuklara sordum ‘Amaç ne olabilir ?’, ‘ Yüzey genişletmeye yarar hocam’ dediler. ‘ Neyin yüzeyini genişletiyor?’dedim. ‘ Solunum yüzeyini hocam’ dediler. Dersi karşılıklı böyle işlerken, öğrencilerden biri parmak kaldırdı. ‘Hocam, çok teşekkür ederim. Hiç anlamadığım konuyu, çok iyi anladım. Fakat anlamadığım bir şey oldu. Her şeyi çok iyi anladım ama şekil neyi ifade ediyor onu anlamadım’ dedi. Ben başladım gülmeye, bu öğretmenlik hayatımda unutamadığım  güzel bir anımdır.”

 

 

FATİH KOLEJİ’NDE ÖĞRENCİNİN DEĞİL, ÖĞRETMENİN SINIFI VAR

Gürkan Aldemir, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim fakültesi Kimya Bölümü Mezunu. Gürkan Öğretmen, mezun olduktan sonra Türkiye’de görev yapmadan yurtdışında görev yapmaya başlamış. Rusya Federasyonu'na bağlı federe cumhuriyet olan Başkurdistan’da öğretmenlik yapan Aldemir, 2007 yılında Türkiye’ye dönerek Fatih Koleji’nde görev yapmaya başlamış. Bir sayısalcının Rusya’da görev yapmasının büyük bir şans olduğunu söyleyen Aldemir, Türkiye’de ki eğitim sisteminde birçok şeyin yerine oturmadığını vurguluyor. Gürkan Öğretmen, “ Türkiye’de zaman zaman çok iyi işler yapılıyor. Bizim milli takımı örnek olarak alalım. Dünya 3. lüğü almış bir takım olarak, birçok yıldız çıkardık. Fakat hala futbol otoriteleri bizim milli takımın hangi stil oynadığını bilmez. Eğitim sistemimiz de böyle. Oluşturduğumuz bir eğitim sistemi maalesef yok “ diye konuşuyor. Fatih Koleji öğretmenleri arasında; Avrupa ve Asya coğrafyasında görev almış birçok eğitimcinin yer aldığını, bu eğitimcilerinde birikimlerini burada aktarmasının çok büyük şans olduğunu belirten Aldemir; “ Fatih Koleji olarak Kabinet sistemi uyguluyoruz. Bu sistemde öğrencilerin sınıfı değil, öğretmenlerin sınıfları vardır. Öğrenciler derslerine girecek öğretmenlerin sınıflarına girerler. Bu sistem eğitim kalitesini artıracak bir sistem” diyor. Özel okulun eğitimcilerin hedeflerine varmaları için çok önemli yerle olduklarını dile getiren Gürkan Öğretmen, aynı zamanda Fatih Koleji Müdür Yardımcısı. İdareci yönünün de olması nedeniyle, öğrencilerle arasında biraz daha farklı bir durum olduğunu söyleyen Aldemir, öğrencilerin kendisinin dersine daha dikkatli girdiğini belirtiyor. Bir Kayseri’li olarak Kayserili’lerin öğretmenlik mesleğini tercih etmediğini dile getiren Gürkan Öğretmen; “ Ben aslında işletmeci olmak istiyordum, gerçi konumum itibariyle de bir nevi işletmecilik yapıyorum” diyor. 2 çocuk sahibi olan Aldemir, “ Kızım yunus eğiticisi ya da ebru öğretmeni, oğlum ise polis olmak istiyor. Ben çocukların üzerinde bu anlamda baskı kurmamak taraftarıyım. Onlar ilerinde ne olmak istediklerine zaten karar verir” diye konuşuyor.

 



Yorumlar
Yorum Ekle