Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Adaletsizlik katsayısı yerinde duruyor

Ali Baykal

abaykal@boun.edu.tr

 

2 Ocak 2009 Cumartesi günü saat 21:00’da Google Türkçe sayfalarda ÖSS için 4.140.000 buluntu verdi. MEB için ise 1.810.000 buluntu çıktı. Bu basit örnek ÖSS’nin Türk eğitim sisteminde ne kadar baskın bir olay olduğunun doğal bir göstergesidir. Aslında ÖSS sisteminin milyonlarca bireyin ve tüm toplumun yaşamında çok daha çetrefil, çok daha derin ve çok daha kapsamlı belirleyici etkileri var. Bu yüzden eğitim sistemimizdeki her olumsuzluğun nedeni, her girişimin engeli, her savsaklamanın bahanesi olarak ÖSS öne sürülür. Öğrenci sanata, edebiyata, spora uzak mı? ÖSS yüzündendir. Üniversite eğitiminde, lise eğitiminde nitelik gittikçe düşüyor mu? Nedeni ÖSS’dir. Ortaya koyduğu fırsat eşitsizliği sonuçlarından bile ÖSS sorumludur. Sanki ÖSS olmasa herkes iş bulacak, ÖSS kalkarsa fabrikalarda üretim artacak, kitap satışları tavan yapacaktır.

Ne tuhaf ki bir yandan her günahın mayası olan ÖSS öte yandan da her sorunun devasıdır. Liseleri hizaya mı sokmak gerekiyor? ÖSS’yi iki aşamalı yaparız. Dersaneleri kapatmak mı istiyorsunuz? OBP’nin ağırlığını arttırın. Fen liselerinden kaçış mı var? AOBP bahşişi ile oyalarız. Kamu yönetimi, hukuk ve eğitim alanlarına şeriatçı sızıntı mı var? Katsayılarla delikleri tıkarız. Özellikle 1998’den beri nerede yitirmiş olursak olalım anahtarı ÖSS’de aramaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Oysa ÖSS bir ölçme aracıdır. Ne yazık ki tıpkı denemez ama büyük ölçüde voltmetre, termometre, terazi ya da saat gibi… Saate müdahale ederek zamanı ileri ya da geri alamayız. Prizde voltaj yoksa ikide bir voltmetre değiştirmek boşuna çabadır. Hastanın ateşi termometre ile değil doğru ilaç ile düzeltilir. Terazi ibresini bozarak fazla kilolarımızdan kurtulamayız. Sınav sonuçlarını tahrif ederek fırsat eşitliği, adalet, demokrasi ve laiklik yönünde yol alamayız. Zaten alamadık da! Çünkü ÖSS’deki katsayı uygulaması da ölçme sonuçlarında yapılan bir tahrifat idi… Yıllarca ne mesleki-teknik eğitimin gelişimine, ne genel ortaöğretimin niteliğine ne de laikliğin uğradığı tahribata çözüm olamadı. Mağdur ve mazlumlar yaratan katsayı uygulaması savunucularının sözde karşı olduğu siyasete çok büyük rant sağladı. Katsayılar gençleri mesleki eğitime değil ama alanlara yönlendirdi. 14 yaşındaki ergenler sayısal ya da sözel alanlara güdüldüler. Ya o ya da bu zorlamasıyla gençlerin bir bölümü fen ve matematiği boşladı. Bir bölümü de tarih, felsefe ve edebiyatı… Yani ortaöğretim müfredatının kanatlarından birisini kopartarak gençleri bir alana sürüklemenin adı yönlendirme oldu. Ortaöğretimi ÖSS silahı ile vuranlar ortaöğretimi yüceltmekte de sırayı kimseye bırakmazlar. Dolayısıyla ÖSS’yi karalayarak biraz da kanun zoruyla OBP’yi savunurlar: OBP -her öğrenci için ayrı ayrı olmak üzere- lisenin o yıldaki diploma notlarına göre 50-100 arasında değişecek biçimde kurgulanıyor ve aşağıdaki formül ile hesaplanıyor.

OBP = 100 – 50*((M – x) / (M - m))

Bu formülde M adayın okuduğu okuldaki en yüksek diploma notu. “m” okuldaki en küçük diploma notu, “x” de öğrencinin diploma notu oluyor. OBP’nin bazı özellikleri aşağıda sıralanmıştır:

1. OBP’nin yerleştirmede kullanılması yasal bir zorunluluktur. Ama yukarıdaki biçimde hesaplanması ne yasal ne de bilimsel bir zorunluluk değildir.

2. Yukarıdaki formül ile hesaplanabilmesi için lise M - m> 0 olmak zorundadır. Yani bir lise bütün mezunlarını aynı ortalama ile mezun edemez. Yani Türkiye’de bir zamanlar çok moda olan ve pek çok eğitim bilimcinin akademik derecelerini alırken alkışladığı ama şimdiki modalara uyarak umursamadığı “tam öğrenme” amacını reddeder. Ya da bir lise “benim mezunlarım ancak geçer not alacak kadar başarılı olabildiler” de diyemez. İlle de öğrencilerinin diploma notları arasında farklılaştırma yapmak zorundadır. Bazı uyanık (!) okul yöneticilerinin bütün öğrencilerini 100, sadece bir tanesini de 99 diploma notu ile mezun ederek mezunlarını kayırdıkları söylentisi yaygındır. ÖSYM bu söylentiye inanıyor, belki de biliyor. Bu yüzden 1.500.000 öğrencinin OBP’sini hesaplamak için 7.500 lise için ayrı ayrı olmak üzere her liseden ÖSS’ye giren adayların diploma notları üzerinde 16-20 değişkenli bir işlem uyguluyor. Bu değişkenler arasında büyük “M”ler var, küçük “m”ler var, adı konmayan deltalar var, “N”ler var, “n”ler yok. Bunlardan “x” ile simgelenenlerin tanımları şöyle: Diploma notlarının ortalaması, En küçük diploma notu, En büyük diploma notu, Varsa, en büyük diploma notunun altında en az 4 adayın sahip olduğu ilk diploma notu. Yoksa başka şeyler. Varsa, en küçük diploma notunun altında en az 8 adayın sahip olduğu ilk diploma notu… Yoksa bambaşka işlemler. Bazen 3 standart sapma ileri gidiliyor. Bazen 4 standart sapma geri geliniyor. İşlemlerin her birinin hesabı bir başkasına koşullu. 5’lik sistemde not veriliyorsa 2’nin altındaki notlar önce 2 sayılıyor ve ortalama ve standart sapmalar hesaplanıyor. 10’luk sistemde ise 5’in altındaki notlar önce 5 sayılıp benzer işlemler yapılıyor. Sonra beşli not sisteminde 2’nin altında olup 2 yapılan diploma notları (onlu not sisteminde de 5’in altında olup 5 yapılan diploma notları) eski değerlerine döndürülüyor. Türkiye’deki 7500 lise için bu hesapları kim yapacak? Ne zaman yapıyor? Yapılanları kim denetleyebiliyor? Belli değil!

3. Bütün bu karmaşık, bulanık, gizemli ve zahmetli işlemlerden sonra nasıl hesaplanırsa hesaplansın OBP bütün okullardaki değerlendirme sistemini birbirine denk saymak zorunda. Yani Türkiye’nin en parlak lisesinin OBP dağılımı ile en sönük lisesinin OBP dağılımları üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor. Somut örnek verirsek ÖSS şampiyonu lisenin belirli bir diploma notu ile bitiren öğrenci ile ÖSS sonuncusu liseyi aynı diploma notu ile bitiren öğrenci arasında ayrım yapılamıyor.

İşte bu aşamada akıl almaz, vicdana sığmaz bir pişkinlik örneği ortaya çıktı. “Cici” liseleri “parya” liselere karşı korumak için “adaletsizliğin “A”sı” icat edildi:


D: Her hangi bir lisenin o yıldaki ÖSS ortalaması

E: O yıl ÖSS’de gözlenen en yüksek lise ortalaması

F: O yıl ÖSS’de gözlenen en düşük lise ortalaması

Adaletsizliğin ayıbı “A”, “pişkinliğin” AOBP’sine yerleştirildi. Her puan türü için ayrı ayrı olmak üzere Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP), Ortaöğretim Başarı Puanları (OBP) ile ÖSS patentli “A” değerleri kullanılarak aşağıdaki formüle göre hesaplanıyor:

Neden pişkinlik? Neden ayıp? Çünkü bu formülü ÖSS’yi ciddiye alanlar, ÖSS’yi savunanlar değil ÖSS’yi ezber ölçen, şans ölçen bir uygulama olarak karalayanlar dayattılar. Yıllarca… Hani ÖSS ezber ölçüyordu, hani ÖSS yaratıcılığı öldürüyordu, hani ÖSS yüzünden çocuklar test makinesi oluyorlardı? Neden o zaman AÖBP (Ağırlıklı ÖSS Başarı Puanı) değil de AOBP deniyor? Önce bakalım “A” katsayısı ne yapıyor? O yıl ÖSS’de en başarılı lisenin bütün öğrencileri için A=200, en başarısız lisenin bütün öğrencileri için de A=100 oluyor.

Örneğin 2009’da Türkiye'deki 7547 lisenin her birinin –her puan türü için ayrı ayrı olmak üzere ve 100-200 arasında değişen- bir tek “A”sı var. Ve her lisenin “A”sı o puan türünde o lisenin bütün öğrencileri için aynı. Fırsat eşitliği bu olsa gerek!

Şimdi bir örnek kurgulayalım: Yıl 200Y… 200Y yılında ÖSS’de herhangi bir puan türünde E=285 ve F=200 olsun. L1 lisesinin de ortalaması D=250 olsun. Bu verilerle o yıl, o puan türünde L1 lisesinin bütün öğrencileri için A = 158,82 olacaktır. Tekrar hatırlatalım L1 lisesinin bütün öğrencileri için A = 158,82 olacaktır. L1 lisesinde okul başarıları aynı (örneğin OBP=75) olan üç öğrenci düşünelim Bunların ÖSS puanları sırasıyla Ö1=260, Ö2=250 ve Ö3=240 olsun. L1 lisesinin ÖSS ortalaması D=250 idi.Bu ortalamaya esas olan toplama Ö1, 10 puanlık katkıda bulunmuştur. Ö2 yarar ya da zarar vermemiştir. Ö3 ise ortalamaya esas olan toplamı 10 puan düşürmüştür. Ama üç öğrenci için de A = 158,82 olacaktır. OBP’leri de aynı olduğu için bu üç öğrenci için de –eski alan içi katsayısı 0,8 ile çarpılmadan önce- AOBP= 88,24 olacaktır. Okulunun ÖSS başarısını yükselten Ö1 ile okulunun ÖSS başarısını düşüren Ö3 de aynı puanı alıyorlar. Oysa Ö1 kendi puanına eşit ortalaması (D=260) olan bir okulda okumuş olsaydı AOBP=90,83 alacaktı. Ö3 de D=240 olan bir liseyi bitirmiş olsaydı AOBP= 85,64 alacaktı. Sonuç olarak AOBP ne öğrencilerin okul başarısını ölçmekte ne de okulun ÖSS başarısını mezunlara hakça dağıtmaktadır. AOBP’nin yaptığı; “seçkin” liselerin “haylaz” mezunlarını “haylaz” liselerde “seçkin” kalmış öğrencilerin önüne geçirmektir. Tablo 1. E=285 ve F=200 varsayımıyla çeşitli D ve OBP değerlerine göre AOBP’nin ünlü alan-içi katsayı 0,8 ile çarpıldıktan sonraki haksızlık tablosudur. Bilime aykırı, adalet duygularını rencide eden, kendi mantığı ile çelişen AOBP’nin saçmalığını görmek için bu tabloya bakmak yeter.

Tablo 1’den görülüyor ki D=280 puan olan “cici” bir okulu 50 OBP ile bitiren bir öğrenci AOBP*(0,8)=73,52 alırken, OBP=90 olan çalışkan bir öğrenci D=220 olan “garip” bir okulu bitirdiyse ancak AOBP*(0,8)=73,72 almaktadır. Ortaöğretim başarısı böyle mi pekiştirilir? Ortaöğretim başarısını ödüllendirmek buysa cezalandırmak nasıl olacaktı?

En “cici” okulda okul birincisi ile okul sonuncusu arasındaki AOBP*(0,8) farkı 4,44 iken gariban okulda okul birincisi ile okul sonuncusu arasındaki fark 40 olabilir. Yani okullarını aynı başarı ile bitiren öğrencilerden ÖSS’de ortalaması yüksek liseden gelenler arkadaşları sayesinde daha yüksek AOBP alırken ÖSS ortalaması düşük liseden gelenler de arkadaşları yüzünden daha düşük AOBP alıyorlar. Liselerin düzeyi illere göre de farklılaştığından AOBP iller arasında zaten var olan eşitsizliğe de tuz-biber ekiyor.

Neydi amaç? AOBP sözde gençleri okulda tutacak, ortaöğretimin değerini ÖSS isterisine karşı koruyacaktı… Katsayılar taktik bir hatadır. Ama AOBP bilim ve adaleti pervasızca hiçe saymaktır. Okul başarısını ÖSS’ye karşı korumak gerekçesi ile dayatılıp sonra okulun başarısını ÖSS ile ölçmek hangi nesnellik ve tutarlılık ilkesi ile savunulabilir? İnsan inanamıyor: Kaç iktidar, kaç muhalefet, kaç başkan, kaç uzman, kaç danışman geldi geçti. Bu ülkede bu maskaralık 12 yıldır oynanıyor.

21 Temmuz 2009 tarihli YÖK Genel Kurul katsayılar herkes için 0,8’den 0,15’e indirilmişti. Bu kararın yürütülmesi Danıştay tarafından durdurulunca 17 Aralık 2009 tarihli YÖK Genel Kurulunda aşağıdaki karar alındı: Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0.15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0.13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir.

Ancak yeni puan türleri alandan bağımsız hale geldiğine göre zaten bu ayrım iki yıl içinde işlemez hale gelecek. Dolayısıyla herkes alan içi tercih yapmış gibi olacak. AOBP halâ yerinde durduğuna göre Tablo1 Tablo 2’ye dönüşecek.

Aslında katsayı kalkmadı... AOBP’nin içindeki “A” katsayısı haksızlığı ve tutarsızlığı hala katlıyor... Adalet sadece farklı lise türleri için katsayıları eşitlemekle kalkar mı?

Sadece farklı alanlara uygulanan katsayıları eşitlemek adaletin değil politik inadın itici güç olduğunu ortaya koyuyor. Yani mızrak çuvala sığmıyor. Aynı türdeki liseler arasında adaletsiz ayrımlar yaratan adaletsizliğin ve ayıbın “A”sı AOBP’nin içinde durdukça kimse katsayının “adalet”, “uhuvvet” ve “müsavat” için kalktığını iddia edemez.

Eğer acı duyacak vicdanı ve kızaracak yüzü varsa!

 




Yorumlar
Yorum Ekle