Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Eğitim sistemini yeniden inşa etmek


Türkiye Özel Okullar Birliğinin geleneksel olarak düzenlediği Antalya sempozyumlarının 9.su gerçekten doyurucu bir programla geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Bu programı hazırlayanlara ve dernek yönetim kuruluna çok teşekkür ediyorum. Özellikle seçilen tema ve davetli konuşmacılar titizlikle hazırlanmış bir program olduğunu tüm katılımcılara hissetttirdi.

 

Sempozyumun sonuç bildirgesini gözden geçirince bir kaç konunun özellikle eğitim sistemini yeniden dizayn ederken çok tartışılması gerektiğini özellikle düşünüyorum.  Bunlardan yazmak isteğim ilki AKREDİTASYON;

 

Biz geleneksel olarak okullarımızda denetim fikrine alışkınız. MEB kendi okullarında doğal olarak ulaşılması gereken asgari standartları belirleyerek, bunlara ulaşılmasını sağlayan ve denetleyen mekanizmaları oluşturmaktan sorumludur. Bu konuda MEB İlk Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ilk öğretim okulları asgari standartları çalışması çok olumlu bir örnek oluşturmaktadır. Bununla birlikte İÖO Genel müdürlüğü bu çalışmanın okul yöneticileriyle uygulanmasından, ilk öğretim müfettişleriyle de denetiminden sorumludur. Bundan sonraki aşamada ise şu soruyu kendimize sormalıyız “peki bizim gerçekleştirdiğimiz bu standartlar uluslararası düzeyde geçerli mi? Farklı gözler bizim gözlemlerimizi doğruluyor mu?” İşte bu noktada akreditasyon kavramı devreye giriyor. Hiç bir kurum veya kuruluş kendi yaptığını denetleyerek, bu denetim sonucu elde ettiği verilere dayanarak mükemmel bir iş yaptığını iddia edemez. Günümüzde özellikle eğitim sektörü dışındaki kurumlarda bağımsız denetçi kuruluşlar tarafından denetim ve küresel standartlara sahip STK lar tarafından akredite edilmek vazgeçilmez bir kurum kültürü oluşturmaktadır. Tarafsız meslek örgütleri, odalar ve vakıflar gibi kurumlar, tüm tarafların katılımıyla oluşturdukları akreditasyon modelleriyle 21. yüzyılın hesap verebilir şeffaf kurum ve yönetim tarzlarının oluşumunu sağlamaktalar. Eğitim kurumları içinse özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde NEASC(The New England Association of Schools and Colleges, www.neasc.org)  gibi 100 yılı aşmış tarafsız akreditasyon kurumları olduğunu görünce artık ülkemizde de okullarımızı akredite edecek tüm tarafların katılımyla oluşmuş modellerin oluşturulması gerçeği açıkça görülmektedir.

 

Son yıllarda özellikle de eğitim sistemimizin çıktısı olarak kabul edebileceğimiz öğrencilerimizin öğrenme düzeylerini PİSA, TIMMS vb. Ölçüm araçlarıyla değerlendirerek küresel ölçekte karşılaştırmaya çalışıyoruz. Bu ölçüm araçlarını tercih etme nedenimiz ise tarafsız uygulama ve katılımcı değerlendirme kriterleri. Peki bu noktada, bu öğrencileri yetiştiren okulları  hangi ölçüm araçlarıyla ölçüp geliştireceğiz. Kendi belirlediğimiz standartları yine kendi denetçilerimizle denetleyerek bir değerlendirme oluşturuyoruz, yetrli mi? Yoksa bu noktada bağımsız gözlerle dışarıdan(başka okullardan) gelecek farklı eğitimcilerin yapacağı değerlendirme ve oluşturulacak küresel karşılaştırmalı ulusal akreditasyon modelinin okullarımızın model olarak gelişimine sonsuz katkı sağlayacağını öngörmek çokda zor değil. Bir okulun sistem olarak gelişmesi demek öğrenme süreçleri, yönetim süreçleri, yardımcı hizmetleri, müfredat, öğretmen meslek içi eğitimi ve gelişimi vb. Tüm konuları kapsadığını görmek demektir. Öyleyse ulusal bir akreditasyon modeli demek  herbir okulumuzun bu süreçte tüm okul olarak sistemli bir okul gelişim modeli oluşturması ve doğal olarak bu sürecin sonucunda nitelikli bir öğrenme süreci gerçekleşeceği için tüm ölçeklerde başarılı öğrenciler yetişecektir. Sürdürülebilir bir akreditasyon modeli, ulusal bir okul gelişim  modeli olarak  eğitim sisteminin yeniden inşa edilmesinin en önemli unsuru olabileceğine inanıyorum. Özellikle de son yıllarda MEB tarafından okullarda yürütülen OGYE, TKY vb. Tüm çalışmaların bağımsız kuruluşlar tarafından gerçekleştirilecek ve yine sistem içinde çalışan eğitimciler tarafından yürütülecek bir akreditasyon modelinin tüm çalışmaları bir çatı altında toparlayacak, sürdürülebilir bir okul gelişim sistemi oluşturacağına inanıyor ve anlamdaki her türlü çalışmayı desteklemek gerektiğine inanıyorum. Akreditasyon bir okul için varılacak bir hedef değil mükemmellik yolculuğudur.



Yorumlar
Yorum Ekle