Şubat ayı geldi… Şubat ayı demek, çoğu öğrenci için tatil demek… Öğrenciler iki dönem arası bu 15 günlük tatili değerlendirirken, öğretmenlerimiz de yoğun çalışma tempolarına küçük bir ara verecekler. Şubat ayı sayımızda Gökyüzü Eğitim Kurumları öğretmenleri bizi okullarında misafir etti. Karne haftasında okullarına konuk olduğumuz Gökyüzü Eğitim Kurumları öğretmenlerine bu yoğunlukları arasında bize vakit ayırdıkları için teşekkür ediyoruz…
MATEMATİK DERSİNDE SABIR VE DİSİPLİNLE BAŞARI SAĞLANIR
Mustafa Ertürk, 1995 yılında Marmara Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun olmuş. 16 yıldır öğretmenlik mesleğini sürdüren Ertürk, Gökyüzü Eğitim Kurumları’nda 8 yıldır Matematik Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor. Öğretmenlik mesleğini seçmesinde, ortaokuldaki matematik öğretmeninin katkısının büyük olduğunu söyleyen Mustafa Öğretmen, kendisinden de etkilenerek matematik öğretmeni olmak isteyen öğrencilerinin olduğunu dile getiriyor. Kendi çocuklarına meslek seçimi konusunda hiçbir yönlendirme yapmadığını vurgulayan Ertürk, çocuklarının mutlu olduğu mesleği tercih etmelerini istiyor. Eşinin de öğretmen olması nedeniyle çocuklarının öğretmenlik mesleğinden etkilendiğini de belirten Mustafa Öğretmen, sert görünümlü bir öğretmen olduğunu ve çoğu öğrencinin ilk başta kendisine ısınamadığını söylüyor. Gökyüzü Koleji’nin, matematik dersindeki başarısını, zümre öğretmenlerinin ortak ve disiplinli çalışmasına bağlayan Ertürk, matematik dersinin tam bir disiplin ve sabırla başarı sağlanılan bir ders olduğunu vurguluyor.
Öğretmenlik mesleğinin çok büyük sorumluluklar getiren bir meslek olduğunu söyleyen Mustafa Öğretmen, meslek hayatında yaşadığı ilginç bir anıyı bizlerle paylaşıyor:
“ Sert görünümlü bir öğretmenim. Öğrenciler önce bana ısınamazlar ama bu durum sonra tam tersine dönüşür. Gökyüzü Eğitim Kurumları’nda ilk senemdi. 12. sınıflara ders veriyordum. Derse girdiğimde öğrencilerin benden sonra derse girmelerinden, geç kalmalarından hoşlanmadığım için, öğrencilere derse geç kalmamaları anlamında ‘ Benden sonra kimse arkamda gelmesin’ dedim. Teneffüs zili çaldı, çıktım. Arkamdan kimse çıkmadı, derse girdim herkes yerinde oturuyor. Şaşırdım ve ‘ Kimse neden tenefüse çıkmadı’ dedim. Öğrencilerim beni yanlış anlamıştı ve tenefüse dahi çıkmamışlardı.”
ÇOCUKLARI SEVMEDEN ÖĞRETMENLİK OLMAZ…
Dilek Özyalçın, 2004 yılında Trakya Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş. Öğretmenlik mesleğinde 7. yılın içerisinde olan Özyalçın, 3 yıldır Gökyüzü Eğitim Kurumları’nda öğretmenlik yapıyor. 3. sınıflara ders veren Dilek Öğretmenin annesi ve babası da öğretmen. Annesinin mesleği dolayısıyla çok küçük yaşlarda okulla tanışan Özyalçın, 5 yaşında okumayı öğrenmiş. Bu nedenle 5 yaşında, ilkokul birinci sınıfı okutan annesinin sınıfında okula başlamış. Anne babasının öğretmen olması, okulla çok küçük yaşta tanışması, Dilek Öğretmenin öğretmenlik mesleğini seçmesinde büyük rol oynamış.
Mesleğini çok sevdiğini bu seçiminden çok memnun olduğunu belirten Özyalçın, sınıf öğretmenliğinin biraz daha yorucu olduğunu da sözlerine ekliyor. Sınıf Öğretmeni olmak isteyenlerin mutlaka çocukları sevmesi gerektiğini vurgulayan Özyalçın, “ Bizim en büyük materyalimiz çocuklar, onları sevmeden bu iş yapılmaz” diyor.
Öğretmenlerin öğrencilerine nazaran, kendi çocuklarına karşı tahammülsüz olduğunu ve çevrenin öğretmen çocuklarına karşı ‘Sen öğretmen çocuğusun, zayıf alamazsın’ mantığıyla yaklaştığını, bu durumun da öğretmen çocuklarında bir baskı oluşturduğunu belirten Özyalçın, bu durumdan dolayı lise zamanlarında öğretmen olma fikrinden biraz uzaklaşmış. Öğretmenin kendisini sürekli yenilemesi gerektiğini vurgulayan Dilek Öğretmen,
“ Çocuklar çok çeşitli. Hepsine aynı tekniği uygulamıyoruz. Bu nedenle bazen zorlandığım anlar oluyor” diyor.
Mezun olduktan sonra görev yaptığım okulda ki ilk veli toplantısında çok heyecanlandığını belirten Özyalçın.
“ Toplantı masasına oturdum, ama sınıfa velilerden kimse girmiyor. Genç, yeni olmamdan dolayı, veliler öğretmen olabileceğimi düşünememişler. Üzülmüştüm…Daha sonra hepsiyle tanıştık ve birbirimizi çok sevdik” diye konuşuyor.
EN BÜYÜK İSTEĞİM ÖĞRENCİLERİMİN TOZLU RAFLAR ARASINDA ARAŞTIRMA YAPMALARI
Bülent Çakır, 2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuş. Tarihi çok sevdiğinden ve insanlara tarihi anlatmak istediğinden dolayı bu mesleği seçtiğini belirten Çakır, Gökyüzü Koleji’nde 5 yıldır Tarih Öğretmenliği yapıyor. İnsanların tarihe bakış açısının son yıllarda değiştiğini ve geliştiğini vurgulayan Bülent Öğretmen, en büyük amacının tarihi yalın ve tüm gerçekliğiyle öğrencilerine anlatmak olduğunu söylüyor. Tarihe artık daha bilimsel ve açık olarak bakıldığını dile getiren Çakır, “ En büyük isteğim öğrencilerimin tozlu kitapların arasında araştırma yapmaları. Maalesef teknolojinin bu kadar ileri seviyede olması, bu tür araştırmaların yapılmasına engel oluyor” diyor.
Türkiye’de herkesin öğretmeni farklı algıladığını, çok rahat bir iş yaptığını düşündüğünü söyleyen Bülent Öğretmen, “ Öğretmenin tatili yok. Herkesin algıladığı şeklide değil bizim mesleğimiz. Buradaki işimizi eve de götürüyoruz. Omuzlarımızdaki yük çok fazla” diye konuşuyor. Öğretmenin, bir oyuncu olduğunu dile getiren Çakır, lise öğrencilerinin derslerine giriyor ve o yaşlardaki öğrencilerle ders yapmanın çok daha kolay ve zevkli olduğunu söylüyor.
İNGİLİZCE, İLGİ VE SEVGİ İSTER
Geliz Yaşar, Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu. Girne Amerikan Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayan Yaşar, evlendikten sonra Türkiye’ye gelmiş ve 2004 yılında Türkiye’de görev yapmaya başlamış. Gökyüzü Eğitim Kurumları’nda İngilizce Öğretmenliği ve Zümre Başkanlığı yapan Geliz Öğretmen, yabancı dili ve İngilizceyi çok sevmesinden dolayı bu mesleği seçmek istemiş. Annesinin de teşvikleri sonrası tercihlerine İngilizce Öğretmenliği’ni yazan ve bölümü kazanan Yaşar, başarılı bir öğrenci olduğunu da söylüyor. Yabancı dile merak ve sevgi olmadığı zaman öğrenmenin güç olduğunu vurgulayan Yaşar, Gökyüzü Koleji öğrencilerinin yabancı dille arasının çok iyi olduğunu belirtiyor. Gökyüzü Koleji öğretmenlerinin birbiri ile çok iyi ilişkiler içerisinde olduğunu söyleyen Geliz Öğretmen, notu bol olan bir öğretmen olduğunu bu nedenle öğrenciler tarafından da çok sevildiğini dile getiriyor. Geliz Öğretmen mesleğindeki unutmadığı bir anısını da bizimle paylaştı:
“Mezun olduğum yıl, bir Anadolu Lisesi’nde görev yapmaya başladım. Öğrencilerim ile ilk zamanlar iyi bir iletişim kuramadık. Özellikle bir öğrencim bana karşı çok soğuktu. Bir yılı devirdik, bir yılın sonunda öğrencilerimle ilişkim daha güzel olmuştu. Yıl sonunda ben gidiyorum diye bir parti düzenlediler. O partide benimle arası hiç iyi olmayan o öğrencim yanıma gelerek; ‘ Öğretmenim ben sizi çok üzdüm, özür dilerim dedi ve bana kolundan hiç çıkarmadığı bilekliğini hediye etti. Çok sevinmiştim…”
HAYATTAN ÖRNEKLER VERİYORUM
Zafer Demir, Marmara Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu. Ailesinin ticaretle uğraşması ve üniversite döneminde kendisinin de ailesiyle birlikte çalışması nedeniyle üniversiteyi geç bitiren Demir, öğretmenlik mesleğini yapmaya da geç başlamış. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen matematik bölümünü tercih eden Demir, 10 yıldır öğretmenlik yapıyor. Öğretmenlik mesleğinin verdiği hazzın başka bir meslekte olamayacağını söyleyen Demir, hem lisede hem ilköğretimde dersler vermiş. 2 yıldır Gökyüzü Eğitim Kurumları’nda öğretmenlik yapan Zafer Öğretmen, 6. ve 8. sınıflara ders veriyor. Derste öğrencilerinin yorulduğunu hissettiği anda farklı taktikler uyguladığını belirten Demir, “Ben sadece matematik öğretmiyorum, öğrencilerime her dersten bir şeyler anlatıyorum. Hayattan örnekler veriyorum” diyor. Her şeyin öğretmeni sevmekle başladığını vurgulayan Demir, bu durumun matematikteki başarıyı artırdığını söylüyor. Öğrencileri tarafından her zaman çok sevildiğini dile getiren Zafer Öğretmen, bunla ilgili bir anısını da unutamamış: "Bir öğrencim bu sene öğretmenliğe başladı. Aramak, ilk Öğretmenler Günü’nü kutlamak istedim. Akşam oldu aradım. Bana o kadar güzel şeyler söyledi ki, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Orada ‘ Öğretmenim, söyleyin öğrencilerinize sizi üzmesinler, kıymetinizi bilsinler’ diyordu. Bunlar bir öğretmeni çok mutlu edecek sözler.”