Türk eğitim sisteminin önemli bir parçası olan dershanelerin yerinin tartışılamaz olduğunu belirten Fen Bilimleri Dershanesi Kurucu Genel Müdürü Nazmi Arıkan, “Eğitim sistemimiz değişmediği sürece dershanelerin rolü ve işlevi büyük olmaya devam edecektir.” dedi. 1974 yılında öğretmenlikten zorunlu olarak ayrıldığını belirten Nazmi Arıkan, dershaneciliğe geçiş sürecini ise şöyle anlattı; “Öğretmenliğin dışında başka bir mesleğim yoktu, karşı olmama rağmen dershaneci oldum. O dönem dershaneleri kapatıyoruz dediler. Ben de başka bir mesleğim olsun diye üniversite sınavına girdim ve İTÜ Makine Bölümü’nü bitirdim, hiç kullanılmamış bir diplomam var. Aradan 35 yıl geçti hala dershaneler kapatılacak deniyor. Bir gün dershaneler kapatılırsa o diplomayı kullanacağım.” En net kapatılma kararının ihtilal döneminde alındığını belirten Arıkan, Özal dönemi ile dershanelerin tekrar faaliyete geçtiğini belirtti. Eskiden sobayla ısınan dershanelerin şimdi klimalı, rahat ortamlarda faaliyet gösterdiğini belirten Nazmi Arıkan; “Yayınlarımız, fiziksel ortamlarımız, sistemimiz her şey şimdi çok daha kaliteli. Çünkü dershaneciler kazandıkları parayı yine dershaneye yatırıyorlar. Ülkede adaletsiz dağılım ortadan kalkarsa, dershaneler de ancak o zaman ortadan kalkar, çünkü gerek kalmaz. Dershaneler önümüzdeki dönemde de; daha kaliteli, daha güzel ortamlarda, teknolojiyi çok daha fazla kullanan, birebir eğitim verilebilen kurumlar olarak yollarına devam edecekler. Butik dershaneler ise birebir ve daha rahat ortamlarda eğitim verme modeli ile önümüzdeki dönem yaygınlaşacaklar.” dedi.
KAÇAK DERSHANE SAYISI ARTAR
Toplumda dershaneler üzerinde oluşan olumsuz görüş ve yaklaşımların sebeplerini sorduğumuz Arıkan, toplumun bazı kesiminin televizyonlarda ‘dünyanın hiçbir yerinde dershane yok’ diye haykırdıklarını ancak bunun tam anlamıyla bir yalan olduğunu belirtti. “Dünyanın hemen hemen her ülkesinde işleyiş ve amacı aynı olan dershaneler var. Japonya, Amerika, Yunanistan bunun en güzel örneklerinden. Dershaneler yurtdışında ve Türkiye’de eğitim sisteminin bir parçasıdır. Yunanistan’ın nüfusu İstanbul kadar olmasına rağmen dershane sayısı bizden daha fazla.” diyen Nevzat Arıkan, dünyanın her yerinde ek eğitime ihtiyaç olmakla birlikte, gelir dağılımının adaletsiz olduğu yerlerde bu ihtiyacın daha da arttığının altını çizdi. Türkiye’nin de bu anlamda dershanelere ihtiyaç duyduğunu belirten Arıkan, dershanelerin kapatılması durumunda, bir hayli fazla olan kaçak kurum sayısının daha da artacağını belirtti. Bu kadar olumsuzluğa rağmen dershanelerin işlerini iyi yaptıkları, iyi öğretmenlerle, kaliteli ortamlarda çalıştıkları için bugünlere geldiklerini belirten Arıkan, çoğunun eğitimi belli bir standartın üstünde tutmaya çalıştıklarının da altını çizdi. “Okul ile dershaneleri aynı kefeye koymak ve kıyaslamak yanlıştır.” diyen Arıkan, dershanelerin görevinin öğrencileri sınava hazırlamak olduğunu belirterek, “Okulun görevi bu değildir. İşini iyi yapmayanları ortadan kaldırırsak her şey çok daha güzel olur.” diye de ekledi.
ASLINDA NİYET İYİ
Dershanelerin özel okula dönüştürülme planının, bakanlığın dershanelere güveninin tam olduğunu ortaya koyduğunu belirten Nevzat Arıkan, “Dershaneler okullaştığı takdirde bu işin altından kaliteli biçimde kalkılacağı düşünülüyor. Fakat bizim binalarımız bu durum için yeterli değil. Türkiye’de 4 bin 100 dershanenin sadece 4 tanesi okul olmaya müsait. Özel okulların kontenjanının yüzde 50 boş olduğu düşünülürse, fiziksel olarak bu işe uygun okullar varken neden biz tercih edilelim?” dedi. Dershanelerin okul olarak ele alınması için fiziksel ortamlarının uygun olması gerektiğini belirten Arıkan, yeni dershanelerin açılmasına müsaade edilip edilmeyeceğinin de belli olmadığını söyledi. Niyetin iyi olduğunu ancak bilgi eksikliklerinin bulunduğunu belirten Arıkan, “Bu karar özel okullaşma oranının yükselmesi için alınmış bir karardır. İstanbul’da özel okullar var ama Türkiye’de çok fazla özel okul yok. Bu anlamda dershanelerden yardım alınmak isteniyor. Maalesef dershaneler üvey evlat muamelesi görüyor, dershaneler özel okullara yönelse bile talep görmeye devam edecekler. Çünkü eğitim ihtiyaçlarının önemli bir kısmı burada karşılanıyor. Dershaneleri ortadan kaldırmak çözüm değil, kargaşaya yol açar. Maalesef yöneticiler ve baştakilerin tutumları bize karşı biraz farklı, pek önemsenmiyoruz.” dedi.
SİSTEM DEĞİŞİKLİKLERİ BİZİ DE ÖĞRENCİLERİ DE YORUYOR
Son olarak değişen sınav sistemine adapte olmakta zorlanıp zorlanmadıklarını sorduğumuz Arıkan, MEB’in dershanelerin formal kısımlarını belirlediğini (sınıfın metrekaresi, kaç öğrenci olacağı vb.) fakat müfredat kısmını kendilerine bıraktığını söyledi. Bu anlamda dersi ne kadar, nasıl işleyeceklerini kendilerinin belirlediğini belirten Arıkan, “Bizler dinamik ve hızlı kurumlarız. Sınav sistemi değiştiğinde yeni modeli alıyor ve tüm çalışma birimimizi değiştirerek yeni modele uyuyoruz. Bu tarz değişikliklere bizler alışkınız fakat farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor. Kaynak kitaplarımız sistem değişmesiyle elimizde kalıyor ve tüm emeğimiz boşa gidiyor. Model, sistem değişiklikleri hem bizleri hem öğrenciyi yoruyor. Öğrencilerin de güveni kalmıyor çünkü kafasında sınav kaygısının yanında model değişikliğinin getirdiği karışıklık oluşuyor.”