“Dershaneler sahip oldukları rekabetçi ve girişimci yapılarının etkisiyle süreç içerisinde veli ve öğrencilerin memnuniyetini kazanarak, okulları rekabete zorlar hâle getirdiler.” diyen Sınav Dergisi Dershaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, sahip oldukları potansiyel sayesinde ise dershanelerin birçok konuda okulların önüne geçtiğinin altını çizdi.
“Ülkemizdeki eğitim-öğretim etkinliklerinin vazgeçilmez bir parçası hâline gelen dershaneler, sağladığı olanaklarla üniversite ve liselere giriş sınavlarına hazırlıkta önemli bir işleve sahiptir.” diyen Mehmet Özer, dershanelerin derslere, yazılılara ve diğer öğretim çalışmalarına yardımcı olarak okullardaki eğitimi birçok yönden takviye ettiğini belirtti. Rehberlik hizmetleri ile öğrenci ve velilere geleceklerini belirleme konusunda da katkıda bulunduklarını söyleyen Özer, dershanelerin birçok konuda okulların önüne geçtiğini ise şu sözlerle vurguladı; “Sahip oldukları rekabetçi ve girişimci yapılarının da etkisiyle süreç içerisinde veli ve öğrencilerin memnuniyetini kazanarak, okulları bu rekabete zorlar hâle getirdiler. Daha ekonomik koşullarda hizmet verdikleri için, özel derslerle sınava hazırlanan ve ekonomik durumu iyi olan öğrenciler karşısında orta ve alt gelirli ailelerin çocuklarına göz ardı edilemeyecek ölçüde fırsat eşitliği yarattılar. Sahip oldukları potansiyel sayesinde ülke istihdamına da ciddi katkıları söz konusu. Bugün 50 bini öğretmen olmak üzere yaklaşık 100 bin kişiye istihdam alanı sağlıyorlar.” Ancak dershanelerin hiçbir zaman okullarımızın alternatifi olma iddiasıyla ortaya çıkmadığını, bugün de böyle bir iddiaları olmadığını belirten Özer, “Dershaneler, okullarda verilen eğitimi destekleyip pekiştiren, sınav mantığını gözeten eğitim anlayışları, yayınları, psikolojik destek çalışmalarıyla öğrencilere ve ailelerine pek çok konuda danışmanlık yapan, onları doğru yönlendiren eğitim kurumlarıdır.” dedi.
ÖĞRENCİLER DERSHANELERE GÜVENİYOR
Özellikle son on yıl içerisinde, öğrenci ve velilerin dershanelere bakışında olumlu yönde çok ciddi bir değişimin yaşandığı belirten Özer, “Olumsuz görüş ve yaklaşımlara sahip olanların çoğu, farklı kaygılarla ve inandırıcılıktan uzak gerekçelerle hareket etmektedir. Öğrenciler, dershaneleri kendilerini başarıya taşıyacak kurumlar olarak görüyorlar.” dedi. Özer, sadece okulda aldığı eğitimle iyi bir üniversite ya da lise hayali kurması zor olan bir öğrencinin, dershanelerde aldığı eğitim ve olanaklarla somut başarı yolunda ilerleme kaydettiğinin altını çizdi. Öte yandan dershanelerin öğrencilerin sosyalleşmelerini daha ileri bir noktaya götürdüğünü belirten Özer, “Okuldaki kalabalık ortamlarda kendisini ancak sınırlı bir çevreye açabilen öğrenci, dershanede farklı sosyal yapılara sahip bir grup içinde kendini daha iyi tanıma, rekabetçi bir kişilik yapısı kazanma ve şansı yakalıyor. Dershanelerin bürokrasiden arınmış yapıları öğrencilere daha demokratik bir ortam sunuyor, bu da kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlıyor. Yani dershaneler öğrenciye bir yol haritası sunarken, hedefe ulaştıracak bilgi ve teknikleri aktararak, bu yoldaki yürüyüşü anlamlı kılıyor.” dedi.
YARIŞTA BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN ETKİN BİR YOL
Gelişmiş ülkelerin çoğunda eğitim-öğretim etkinliklerinin özel ve sivil girişimciler eliyle yürütüldüğünü belirten Özer, ABD, Fransa, Japonya, Çin gibi ülkelerin ilk elde sayılabileceğini, hatta ABD’de bu sürecin okul ve dershane birlikteliğiyle sonuçlandırıldığını, Japonya’da ise dershanelerin adeta birer okul gibi çalıştığını da sözlerine ekledi. Ülkemizde ise sınav ve dershanelerin biraz daha etkin olduğunu belirten Özer; “Bu yönelişte de ülkemizin genç nüfus potansiyelinin çok yüksek oluşunun, meslekî eğitimin yetersizliğinin, üretimde daha çok dışa bağımlılığın ve bu nedenle gençlere yeterli istihdam olanağı bulamayışımızın yani işsizliğin etkili olduğunu belirtmek gerekir. Bütün bunlar insanların iyi bir liseye girmek, iyi bir üniversiteyi kazanmak, toplumda saygıdeğer bir konum elde etmek ve güzel bir gelecek kurmak için dershanelerin etkin yol olduğunu düşünmelerine yol açıyor.” dedi.
“Usta Kaptan, Fırtınalı Havada Belli Olur!”
Dershanelerin dinamik, yenilikçi ve öğrenmeyi çoğullaştıran bir yapıya sahip olduklarını belirten Özer, Sınav Dergisi Dershaneleri’nin eğitim anlayışı ve yayınlarını “İyi Anla”, “İyi Kavra”, “Sık Tekrarla”, “Sık Uygula” şeklinde formüle ettiği “Tam Öğrenme Modeli”ne göre yapılandırdığını söyledi. Özer sözlerine şöyle devam etti; “Bu yöntem, öğrenmeyle ilgili bütün süreçleri kapsıyor. Ayrıca dershanelerimiz; çok yönlü bir vizyona sahip. Planlamaya, ortak aklın oluşmasına, takım çalışmasına önem veriyoruz ve öğrencilerimiz için fedakârlıktan asla kaçınmayız. Deneyim ve birikimimizi, kadromuz, zinde ve yenilikçi yapımızla her türlü yeniliğe, değişikliğe hazırız. Hatta bu alanda öncü ve örnek bir misyona sahibiz. Zorluk derecesi arttığı söylenen bu yeni sistemde, dönemde kullandığımız şu slogan da duruşumuzu ve özgüvenimizi özetleyen bir anlam taşıyor: “Usta Kaptan, Fırtınalı Havada Belli Olur!”
ÖRGÜN EĞİTİM PARÇASI HALİNE GETİRİLMELİ
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eksiklerine de değinen Özer, “15 milyondan fazla öğrenci, 700 bin civarında öğretmen, 50 bini aşkın okul Bakanlık binasından yönetilemez.” dedi. Özer, aşırı merkeziyetçi yapının esnetilerek, yeni düzenlemelerin yapılmasının zorunlu olduğunun da altını çizdi. Eğitim alanındaki sorunların giderilmesi ve çağın isteklerine uygun planlamaların yapılabilmesi için; geniş ölçekli bir vizyon ve perspektife, katılımcı bir anlayışa, dinamik bir örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu belirten Özer, “Binlerce yönetici, öğretmen, eğitim uzmanıyla önemli bir akademik kadroyu, birikimi ve geleneği elinde tutan Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu imkânı yeterince ve sağlıklı bir şekilde değerlendirildiğini söylemek mümkün değildir.” dedi. Bakanlığın aynı zamanda bir araştırma – geliştirme bakanlığı hâline dönüştürülmesinin de zorunlu olduğunu belirten Özer dershanelerin sorunları konusundaki çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı; “Yeni bir mevzuatla, kamuya ek bir maliyet yüklemeden, yaklaşık 60-70 bin derslikle orta ölçekteki 3 bin özel okula denk gelen 4 bin civarındaki dershanenin okullar gibi örgün eğitimin içinde yer almasını sağlamak gerekir. Mevzuatta bir düzenleme yapılarak dershaneye giden öğrenciler; dershanede gördükleri dersler için okula devamdan muaf tutulabilir. Sadece dershanede gördükleri derslerin yazılı-sözlü sınavları için ve dershanelerin yeterli altyapıya, donanıma sahip olmadığı müzik, beden eğitimi, resim, din kültürü ve ahlâk bilgisi gibi dersler için gidebilirler. Böylece hem dershaneler temel bir işlev üstlenmiş olur hem de okulların ev öğrencilerin yükü hafifler.”
DERSHANELERİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ: Dershaneler bugünkü statüsüne 1965 yılında çıkarılan Özel Öğretim Kurumları yasası ile kavuştu. O yıl 43 dershane vardı. Bir iki yıl öncesine kadar bu rakam nerdeyse 5 bine yaklaşmıştı. Ancak son yıllarda dershane sayılarında ciddi bir artış yaşanmamakta. Ankara ve İstanbul merkezli franchising sistemine dayalı, sektörel adıyla “zincir dershaneler” süreci başladı. Bu eğilim; dershanelerin kendi içlerinde belli bir standartlaşmaya ulaştığını işaret ediyor. Hizmet noktasında öğrenci ve veli memnuniyetini ön plana aldığını, hedef kitlesinde de güven duygusunu oluşturduğunu gösteriyor. Dershanecilik; giderek belli bir standart kazanan öğretim sistemi, sonuç odaklı yaklaşım tarzı, etkin takip sistemi, velilerin sürece dahil edilmesi ve performansa dayalı öğretim anlayışlarıyla öğrenci ve veliler için birçok yönden çekim merkezi olmaya ve eğitim alanında hizmet vermeye devam edecekler. Halkımızın eğitim-öğretimle ilgili hedeflerine güçlü, güvenilir, kurumsallaşmış, alanında marka hâline gelmiş dershanelerle ulaşmayı öncelemesi de kuşkusuz büyük bir önem taşıyor.