Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Oyuncu olmam diyordum büyük konuşmuşum

Onu, 1997'de Ankara'da bir evde 17 saat boyunca tecavüz ve işkenceye maruz kalan gençlerin yaşadıklarından uyarlanan “Barda” filmiyle tanıdık. Ardından Çağan Irmak'ın herkesi konuşturan “Issız Adam” filminde “normal olmayan” bir adama aşık Ada olarak çıktı karşımıza. Bir tesadüf ile baleden oyunculuğa geçen Melis Birkan bugünlerde projeden projeye koşuyor…  

Melis Birkan’ı tanıyabilir miyiz?

1982 Ankara doğumluyum. İlkokula başladığım sene babamın işi nedeniyle İstanbul'a geldik. Biz birbirine bağlı çekirdek bir aileyiz. Hâlâ ailemle beraber Çekmeköy'de oturuyorum. Annem de babam da ekonomist. Babam Okan Üniversitesi'nde öğretim görevlisi. Annem bir süre gönüllü İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra çalışmayı bıraktı. İyi ki de bıraktı çünkü ailenin bu kadar birbirine bağlı olmasının nedeni annemdir. Başka bir şehirden İstanbul'a gelip, adapte olmamız ve zarar görmeden yaşayabilmemizi anneme borçluyuz. Ben Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale ve Modern Dans Bölümü mezunuyum. Yedi yıl Atatürk Kültür Merkezi'nde çalıştım, dans ettim. Okul bittikten kısa bir süre sonra “Mucizeler Komedisi” müzikaline dansçı olarak girdim. Orada ufak bir rolüm oldu. Şener Şen'le karşılıklı çalıştım. O dönem, şimdi menajerim olan Özlem Durak'la tanıştım. Özlem, oyunculuk yapabileceğimi söyledi. Ama ben okumadığım için oyunculuk yapabileceğime inanmadım. O yüzden uzatmalı bir sürecimiz oldu. Sonunda yavaş yavaş ikna oldum. Böylece bir serüven başladı. Bu da beş senelik süreç.   Yani aslında hayatınızı bir dansçı olarak sürdürmek istiyordunuz… Evet, ailem yetenekli olduğumu ve dans etmekten ne kadar zevk aldığımı fark ettiğinde beni konservatuara yönlendirdi. Zaten hayatım boyunca yapmak istediğim her şeyde beni desteklemişlerdir. Oyunculuk eğitimine gelince… Konservatuarda karşı binamızda tiyatrocu arkadaşlarımız vardı. Onların da aldıkları eğitimi görüyorduk. Sıkıntılarını da bildiğim için “Onlar onu okuyor, oyuncu olsunlar; biz de bunu okuyoruz, bunu olalım” diyordum. Ama fazla büyük konuşmuşum.

Çocukluğunuz nasıl geçti?

Her insanın yaşadığı zorlukları ben de yaşadım. Her ailenin içinde olan sorunlar bizde de vardı ama öyle çocukluğuma dair travmalarım falan yok. Tek çocuklardaki şımarık olma durumu bende söz konusu değil. Huzurlu ve sakin bir çocukluk yaşadım. Altı yaşımdan beri dans ediyor olmamın da bu işte bir katkısı var.

Ekran önünde ilk tecrübeniz neydi?

Tesadüfen bir reklamda oynadım. Aslında çekime arkadaşım için gittik ama bana “Siz de deneme çekimine girsenize” dediler. Ekran önündeki ilk ciddi tecrübem ise 2005'te Kanaltürk'teki “Tarz-ı Hayat” isimli programı sunmamla başladı. Sonra “Çapkın” dizisine başladım. Diziden sonraki yaz Serdar Akar'ın yönettiği “Barda” filminde oynadım. Sonra Kartal Tibet'in yönettiği “Amerikalılar Karadeniz'de” de rol aldım. Sonra da iki sene süren “Köprü” isimli bir TV dizisi yaptım. Arada Çağan Irmak'ın “Ulak” filminde oynadım. Sonra da Issız Adam geldi.

BARDA, BENİM DÖNÜM NOKTAMDIR

Barda şiddet içeren sahneleriyle konuşuldu. Sinemaya ilk adımınızda çok zorlanmadınız mı? “Barda” benim için bir dönüm noktasıdır. Filmi çekerken tabii ki zorlandım ama o senaryoyu okuyan herkesin zorlanabileceğini düşünüyorum. Gerçekten yaşanmış bir olay olması insanı çok farklı bir psikolojiye sokuyor. Hatta filmin çekimleri boyunca daha fazla etkilenmeyelim diye gerçek olayla ilgili bir şeyler okumamız bile yasaklanmıştı. Filmden sonra olayı araştırdım, rahatlıkla söyleyebilirim ki biz yaşananların çok hafifletilmiş bir versiyonunu yansıtmışız.

Issız Adam'da Ada, Adını Sen Koy'da Aybige, Bu Kalp Seni Unutur mu da Cemile. Hangi karakteri kendinize daha yakın buluyorsunuz?

Hepsi bana yakın. Çünkü benimle ortaya çıkıyorlar, ben canlandırıyorum. Onlar benim içimde bir yerde, bana çok dokundukları için belki de onları ben oynuyorumdur. Hepsi benim için çok ayrı karakterler, ortak yönü benim onları canlandırıyor olmam.

Şu an oynadığınız “Bu Kalp Seni Unutur mu?” dizisi nasıl gidiyor?

'Bu Kalp Seni Unutur mu?' Hatırla Sevgili'nin devamı. Hatırla Sevgili 1979- 1980'de bitmişti, bu onun devamını anlatıyor. Böyle bir dizide rol almak için elbette o dönemi bilmek, araştırmak şart. Ama bana masalsı geliyor anlatılanlar, idrak edemiyorum tam olarak. Bunlardan uzak büyüdüm sonuçta.

Reklam, dizi ve sinema filmleri… Bu koşuşturmada durmayı düşündüğünüz oluyor mu hiç?

Yüzüm çok görünmesin gibi bir kariyer planlamam yok. Tabii ki bunun da söylenmesi gereken bir zaman var ama şu anda gayet güzel ve tempolu gidiyor iş hayatım. O nedenle şu sıralar böyle bir geri çekilme düşünmem. Çünkü işimi yapıyorum ve çok keyifliyim. Hızlı bir koşuşturmaca bu, bende ayak uydurmaya çalışıyorum. Durmaya da gerek var elbette, ben de zamanı gelince dururum.

Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?

Arkadaşlarımla vakit geçirmeye ve spor yapmaya çalışıyorum. Haftada üç gün pilates yapıyorum. Yalnızlığımı severim. Yalnız kalmayı özleyebilen tiplerdenim. Yalnızken de evimde vakit geçirmeyi seviyorum. Yengeç burcu evcimen olur derler ya, öyleyim ben de biraz.

İstanbul'da nereleri gezersiniz en çok?

Geldiğimden beri evim Anadolu yakasında. Onun için bu yaka bana biraz daha yakın. Mesela Bağdat Caddesi'nde yürüyüş yapmaya bayılıyorum. İşim ve okulum hep karşı tarafta oldu. O tarafı da seviyorum. Orada da favorim Beyoğlu.



Yorumlar
Yorum Ekle