Özel Dershaneler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü, özel dershanelerin asıl işlevinin örgün eğitimi desteklemek ve öğrencileri merkezi sınavlara hazırlamak olduğunu belirterek; “Sınavlara hazırlanma, daha başarılı olma isteği sürdükçe özel dershanelerde eğitim öğretim hep sürecektir.”
dedi.
“Özel ders alma ihtiyacı”nı uygun programlarla, yasal ve kurumsal çözümlere dayalı olarak karşılamak için faaliyet gösteren özel dershanelerin varlık nedenlerinin temelini; eğitim tarihi kadar eski, insan yaşadıkça da sürecek olan “özel ders alma ihtiyacı”nın oluşturduğunu belirten Özdebir Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü, dershanelerin başka ülkelerin eğitim sistemleri içinde de olduğunu belirtti. Köprülü, ülkemizde özellikle nitelikli eğitim arzının talebi karşılayamamasına ve orta ve yükseköğretim kurumlarına öğrenci seçme – yerleştirme sınavlarının yaygınlaşmasına koşut olarak dershane sayılarının arttığını ve bu artışın, dershanelerle ilgili tartışmaların özünü oluşturduğunu da sözlerine ekledi. “Ülkemizde özel dershanelerin iki temel işlevi vardır” diyen Köprülü, bu işlevleri şöyle özetledi.
Öğrencileri, okul başarılarını artırmak için ihtiyaç duydukları alanlarda destekleme,
Adayları, üst öğrenim kurumlarına seçme ve yerleştirme sınavlarına hazırlama.
ARZ-TALEP DENGESİZLİĞİ GİDERİLMELİ
Mevcut sistem içinde dershanelere duyulan gereksinimi gidermeden, kaldırmaya çalışmanın tutarlı bir yaklaşım olmayacağının altını çizen Faruk Köprülü, “Hele ki kimi okullarda -ki SBS ile birlikte yaygınlaşmaya başlamıştır, belediye, vakıf, dernek, sendika gibi kurumlarda açılan kursları yaygınlaştırmaya çalışmak, mevcut yapının gerisine düşmek demektir. Bu, zaten önemli bir sorun olan yasa dışı “dershane tipi kaçak yapıları” daha da özendirmekte, kontrol edilemez hale getirmektedir.” dedi. Köprülü, yılsonu başarı notunun SBS’ye etkisi nedeniyle nesnelliği zaten sorgulanan ölçme değerlendirme sistemini bozduğunu da sözlerine ekledi. Eğitimin sistemli bir organizasyon gerektirdiğini ve sistem bütünlüğü göz ardı edildiğinde bir noktadaki sorunun başka sorunları doğurduğunu belirten Faruk Köprülü, “Sınav sistemlerine, eğitimin arz-talep dengesine ilişkin sorunları gidermeye yönelik doğru adımlar atılırsa özel dershaneler de sistem içindeki varlıklarını, işlevlerine uygun yapılanmalar içinde sürdüreceklerdir.” dedi.
Dershanelere “Fırsat eşitsizliği yaratıyor.”, “Öğrencileri yarış atına döndürüyor.”, “Okulların yerine geçmeye çalışıyor.” “Test cambazlığı yapıyor.”, “Eğitim sistemini bozuyor” gibi nedenler öne sürülerek karşı çıkıldığını belirten Faruk Köprülü, insanların gerçek dışı söylemlerle, yanlış olduğunu bildikleri halde hala dershanelerin Türkiye’den başka bir yerde olmadığını tekrarladıklarını da sözlerine ekledi.
Köprülü, en temel karşı çıkış nedeninin bu kurumların paralı olmasından kaynakladığını belirterek şöyle devam etti; “Özel dershaneler, ülkemizde eğitimde var olan fırsat eşitsizliğini yüzde 20’lere yaklaşan ücretsiz öğrenci okutma ve toplumun her kesiminden öğrencilere kendilerini geliştirme ve sınavlara hazırlanma fırsatı yarattığı için bir ölçüde olsa azaltan kurumlardır. Bunu anlamak için soruna dershanelerin yokluğunu düşünmek ve bu durumda ne olacağına bakmak yeterlidir.”
DERSAHENELERİN YOKLUĞUNDA…
Statüsü toplumca kabul görmüş, talep edilen okul ve bölümlere girmek isteyen öğrencilerin, sınavlarda daha üstün durumda olmak için özel derslere ya da her türlü denetim ve düzenlemeden uzak kişi ya da kurumlara yöneleceğini belirten Faruk Köprülü,“Pahalı özel derslere sadece varlıklı ailelerin çocukları ulaşabilecek böylece bu hizmetten faydalanamayacak çoğu öğrenci yeterli hazırlıktan yoksun kalarak, talep ettikleri yerlere girme fırsatını bulamayacaklar.” dedi. Devam zorunluluğu olmayan, diploma-sertifika gibi belgeler vermeyen, çalışmaları notla değerlendirmeyen bu kurumların talep görmesinin temelinde gelecek güvencesi sağlayacak bir mesleğe sahip olma isteğinin yattığını belirten Köprülü, ‘dershaneler neden varlıklarını sürdürüyor?’ sorusunu ise şöyle yanıtladı; “Çünkü gerçek bir olgu, gerçek bir gereksinim. Bir boşluğu dolduruyor. Ancak bu görmezden geliniyor; sorunun özel dershanelerin varlığından değil, eğitim sisteminden kaynaklandığı görülmek istenmiyor. Sorun dershanelermiş gibi gösterilerek, asıl sorunlar göz ardı ediliyor.”
KARAR HÜSEYİN ÇELİK DÖNEMİNDE ALINMIŞTI
Eğitim sisteminin tüm kurumlarının sınava odaklı bir görünüm içinde olmasının nedeninin dershanelermiş gibi gösterilmesinin doğru olmadığının ve bu sorunun dershaneleri sorumlu göstermekle ya da dershaneleri kapatmaya çalışmakla aşılamayacağının altını çizen Faruk Köprülü,
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2010–2014 Stratejik Planı’yla açıkladığı kararın bir önceki Bakan Hüseyin Çelik döneminde alındığını ancak Nimet Çubukçu tarafından onaylandığını belirtti. Köprülü ayrıca “Ortaöğretim ve yükseköğretime hazırlık dershanelerinden özel okula dönüştürülebileceklerin tespit edilerek 2014 yılı sonuna kadar yüzde 70’inin özel okula dönüştürülmesinin teşvikinin sağlanması.” hedefinin, 2007–2013 dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda “599. ortaöğretim ve yükseköğretime hazırlık dershanelerinin özel okullara dönüştürülmesine yönelik teşvikler sağlanacaktır.” biçiminde yer aldığını belirterek; “MEB Strateji Planı Taslak halindeyken bu tedbire ilişkin itirazlarımız olmuş ancak hedef plandaki yerini korumuştur.” dedi.
KARARA NEDEN KARŞIYIZ?
Özdebir Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü, mevcut dershaneler içinde özel okul olma standartlarına uygun dershanelerin yok denecek kadar az olması ve uygun olanların değişim adına yasal bir engel taşımaması nedeniyle böyle bir ifadenin stratejik planda yer almasına gerek olmadığını belirterek, alınan karara karşı olma nedenlerini şöyle özetledi:
Özel dershanelere olan talebi azaltacak ve eğitimin niteliğini artıracak hedef ve tedbirler bakımından gerekli köklü çözümler önermiyor.
Özel dershanelere olan talebe karşın bu kurumları azaltma/kapatma girişimleri kayıt dışı yapıların güçlenmesinden başka bir işe yaramaz.
Amaç özel okula dönüşecek dershanelerin teşvikle özendirilmesi ise mevcut özel okulların teşvikiyle ilgili tekliflerimiz maliyede beklemektedir.
Mevcut özel okullar yüzde 55 kapasiteyle çalışırken dershanelerin özel okula dönüştürülmesi düşüncesi gerçekçi değildir.
Devletin görevi, kurumların çalışmalarının yasal zeminde, kontrol edilebilir ve hesap verilebilir tarzda yürütülmesini sağlamaktır. Stratejik planda, on binlerce kişiye istihdam sağlayan yasal zeminde faaliyet gösteren 4 bini aşkın kurumun geleceğine ilişkin “tedbir”lere yer verilmiştir. Ancak hiçbir yasal dayanağı olmadan çalışan kaçak ders büroları ve dershane kopyası belediyelerin, üniversitelerin, vakıf ve derneklerin, İŞKUR’un vergiden ve kontrolden uzak, standartları olmayan ücretli eğitim öğretim faaliyetleri için hangi tedbirler alınacağının belirtilmemiş olması manidardır.
YAPILMASI GEREKENLER
Dershanelerden binalarını özel okula dönüştürmek isteyenler teşvik edilmeli ancak bu zorlayıcı bir politika haline getirmemelidir.
Birçok ülkede olduğu gibi dershanelerin bir kısmı üst okula hazırlık hizmeti verirken, bir kısmı üniversite öncesi oryantasyon eğitimi verebilmeli, dershanelerin verdikleri dersler kurulacak bir sistemle kredilendirilerek üst eğitimde muafiyet sistemi getirilmelidir.
Öğrencilerin üst okula hazırlık dönemi çalışmaları, eğitimden kopukluğun giderilmesi için yapılan her eğitim faaliyetinin belgelendirilebileceği, kredilendirilerek devam eden/sonraki eğitim öğretim süreçlerinde muafiyet sağlayıcı sistemler şeklinde kurulmalıdır.
Üniversiteler, belediyeler, vakıf ve dernekler İŞKUR, okullar gibi kurum ve kuruluşlarca yapılan her tür ücretli (bağış-yardım-hibe dâhil) ek eğitim öğretim faaliyeti, 5580 sayılı Kanun’a göre açılışını tamamlamış kurumlar tarafından yürütülerek kayıt dışılıklar ve haksız rekabet önlenmelidir.
KUTU: DERSHANELERİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ:
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de eskiden beri özel dershane veya özel dershane türü eğitim kurumları vardı. İnsanlık tarihi kadar eski ve saygın olan daha iyi, daha farklı, daha çok, daha özel alanlarda öğrenme isteği “özel ders” almayı gerektirdi. Bunun da kurallara bağlanarak denetim ve gözetim altında yapılmasının toplumsal zorunluluğu, özel dershanelerin doğmasına neden oldu. Bir taraftan daha nitelikli eğitim ihtiyacı, diğer taraftan mutlaka başarılması öngörülen sınavlar, okullarımızın yanında tamamlayıcı eğitim kurumu olarak dershanelerin varlığını zorunlu kıldı. Ancak Türkiye’de özel dershaneler, her zaman eğitimimizin en çok tartışılan konularından biri oldu. Varlıkları hep yadırgandı, zaman zaman kapatılmak istendi hatta 12 Eylül yönetimince bir yıl içinde kapatılmasına ilişkin yasa çıkarıldı. Bu süreçte, özel dershanelere kimlik kazandıran ve kısa adı ÖZ-DE-BİR olan Özel Dershaneler Birliği Derneği kuruldu (1985). Bu örgütsel oluşumun da etkisiyle değişimler yaşayan dershaneler, her türlü karşı duruşa rağmen toplumda saygın bir yer edindi. 1980 başlarında 174 olan dershane sayısı bugün 4170’e ulaştı… Toplumun ihtiyaç duyduğu bu kurumlarda verilen eğitim hizmeti artarak devam etti, dershaneler artan talebe dayalı olarak yaygınlaştı. Bu çoğalma yasal kurumların yanı sıra yasal olmayan sözde dershanelerin de çoğalmasını getirdi, verilen hizmetlerde kontrol edilemeyen bozulmalar, eğitime yaraşmayan uygulamalar ortaya çıktı. Denetim süreçleri işletilemedi, bozulmalar karşısında özel dershanelerin kendilerini kontrol etmesi için bir “oda” kurulmasının önü açılmadı. Dershaneler hakkında ülke gerçekleriyle bağdaşır, politik ve popülist söylemlerden uzak, toplumsal yararı öne çıkaran bakış açılarına ihtiyaç bulunuyor. Eğitimin temel sorunlarını çözmeye yönelirken, dershaneleri Milli Eğitim Sistemi içindeki yerlerinde işlevsel kılmak, eğitimsel birikim ve uygulamalarını, sağladığı istihdam olanaklarını ve yarattığı katma değer ve daha pek çok olumluluklarını doğru değerlendirmek gerekir.
EN YAYGIN OLDUĞU ÜLKELER, JAPONYA VE YUNANİSTAN
Özel dershanelerin merkezi yerleştirme sınavı olan ülkelerde daha yaygın olduğunu belirten Faruk Köprülü, ‘başka ülkelerde yoksa bizde de olmasın’ anlayışının her zaman doğruya götürmeyeceğinin, ülkemiz kurumlarının ülkemizin koşulları içinde oluşacağının altını çizdi. Birçok ülkede özel dershanelerin ve üniversite giriş sınavlarının olmadığını ancak rekabete dayalı üniversite giriş sisteminin bulunduğu Japonya, Yunanistan, Güney Kore, Avustralya, Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya ve İsrail gibi pek çok ülkede özel dershane türü kurumların bulunduğunu belirten Köprülü, “Özel dershaneler, eğitim sisteminin yasal bir parçasıdır.” dedi. Amerika Birleşik Devletleri'nde de bu tür kurumların olduğunu belirten Köprülü, dünyada dershaneciliğin en yaygın ve gelişmiş olarak görüldüğü ülkeleri ise şöyle özetledi; “ Dershaneciliğin en yaygın olduğu Japonya'da devlet, özel dershanelere giden öğrencilere burs, kredi, sosyal yardım adı altında destek sağlıyor. Yunanistan'da ise 10 milyon nüfusa karşılık 3 bin dershane bulunuyor ve her yıl 100 bin öğrenci sınava giriyor. Bunların yüzde 78'i dershaneye gidiyor, yüzde 20'si özel ders alıyor, yüzde 80’i yani 80 bin öğrenci de üniversiteli oluyor. Dershanelerde haftada ortalama 14 saat, yılda 36 haftalık bir eğitim veriliyor ve öğrenci başına 3 bin 500 Euro ücret alınıyor.”