Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Annem çalışıyor!!!


Emel Zeynep AYDIN- Özel Yeşilköy 2001 İlköğretim Okulu Rehberlik Birimi Koordinatörü

 

 

 

Çalışan bir annenin çocuğu olarak; annemi sabahları işe gönderirken akşam geldiğinde birlikte neler yapacağımızın planlarını kurmaya başlar; tüm gün bu planları çocuksu düşlerimle süsleyerek zamanımı tüketirdim. Eve geldiği zaman  onu beklerken hazırladığım planlarımı uygulamaya başlardım ve şunu hissederdim; annem gün boyu benim yanımdaydı sanki…!

 

 

 

Bu gün ülkemizin ulaştığı sosyoekonomik durum kadınların da iş dünyasının içinde olmalarını gerekli kılmaktadır. Yaşam şartlarının değişmesi, çağımızın getirdiği ihtiyaçlar, bir yandan kadının iş yaşantısındaki rolünü arttırırken diğer yandan annelik görevinin daha güç bir duruma girmesine sebep olabilmektedir. Annenin çalışmasının çocuk üzerinde yaratacağı etkilerin olumlu veya olumsuz olması pek çok etkene bağlıdır. Bunlar annenin çalışma nedeni, statüsü, kazancı, çalışma koşulları, işinde tatmin olup olmaması, annenin çalışmasının düzenli olup olmaması, annenin çalışmasının ailede yarattığı sorunlar, annenin eğitim düzeyi, annenin yokluğunda çocuğa bakan kişinin özellikleri, bu bakımın sürekli - dengeli olup olmaması, annenin eğitim anlayışı, çocuğu ile kurduğu ilişkinin türü gibi sebeplerdir.

Kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almaları tabi ki çocuklu kadınlar için zor ve problemli bir hale gelebiliyor. Hatta bazı anneler ‘iyi anne’ olmayı evde kalıp çocukları ile zaman geçirmek, ev işleriyle ilgilenmek olarak bile algılayabiliyor. Oysaki psikoloji alanında yapılan birçok araştırma; şayet anne duygusal boyutta gereken sevgi, ilgi ve bakımı gösteriyorsa, çocukların sağlıklı bireyler olması için bir engel veya sebebin olmadığını saptamıştır. Hatta buna ek olarak, çalışan annelerin çocuklarının daha bağımsız, güçlü, sorumluluk sahibi ve başarı odaklı bireylere dönüştükleri görülmüştür.

 

 Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, çocukluk döneminde “sevilip sevilmemek”, “istenip istenmemek” kavramlarının çocukların beynine sürekli yazıldığı ve çocuğun ilk yaşlarında “annem” ve “ben” demeye başladığı gerçeğini bulmuştur. Bu yüzden, özellikle çocuklukların ilk dönemlerinde anne ilgisi ve şefkatinin daha da önemli olduğu gerçeği araştırmalarla ortaya çıkmaktadır.  Özellikle çocuğun kişilik ve duygusal gelişimi açısından ilk 4 sene çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu durum doğum sonrası çalışma yaşamına dönmek zorunda kalan annelerce çözümsüz bir problem olarak algılanmamalıdır. Buradaki kritik nokta, çocuğa sevgi ve güven duygularını verebilecek başka bir bireyin, çocukla beraber, anne yokken olup ilgilenmesidir. Bu kişi ister baba olsun, ister büyükanne ya da bakıcı, önemli olan çocuğa ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlığı verebilmesidir. Anne de çocukla olduğu zamanlarda, elinden geldiğince çocuğuna ilgi gösterip, onunla oyunlar oynayıp, karşılıklı iletişim kurarak kaliteli zaman geçirebilir.

 

“Önemli olan annenin çocuğu ile geçirdiği surenin uzun veya kısa oluşu değil, çocuğu ile geçirdiği sürenin niteliğidir”

 

 

 Dozu değişmekle birlikte hemen hemen her çalışan annenin yaşadığı bir duygu da ‘suçluluk’ duygusudur. Anne, her ne kadar elinden geldiğince çocuğuna zaman ayırmaya çalışsa da, içten içe, çocuğunu başkalarına bıraktığı için üzülmekte, annesi  yerine başka birinin çocuğuyla ilgilenip zaman geçirmesi gerçeği suçluluk duygusuna kapılmasına neden olmaktadır. Suçluluk duygusuna kapılan birçok anne çocuğuna karşı kendini affettirme çabası içine girmektedir. Hatta bu çaba zaman zaman kontrolden çıkmakta, her gün işten eve dönerken çocuğa yeni bir oyuncak alma yanlışına kadar gitmektedir. Burada oyuncak, annenin psikolojik olarak suçluluk duygusundan geçici bile olsa biraz uzaklaşmasını ve vicdanını rahatlamasını sağlamaktadır. Oysaki bu davranış çocuğu o an mutlu etse de uzun vadede sevildiği duygusunu edinmesinde etkili değildir. Hatta sürekli hediye yağmuruna tutulan çocukların şımarık, hiç bir şeyden mutlu olmasını bilmeyen bireyler olduğu bilinmektedir. Çalışan annenin suçluluk duygusundan uzaklaşabilmesi için başvurabileceği iki düşünce gücü vardır: Anne kendisine ya “çalışmak zorundayım çünkü çocuğum için para kazanmam lazım” ya da “çalışmayı seviyorum; çocuğum mutlu bir anneyi hak ediyor” düşüncelerinden birini seçme ve seçtiği düşünce gücüne inanç geliştirerek suçluluk duygusunu hafifletmelidir. Unutmayalım ki, çocuklar bizlerin aynasıdır; bizler mutluysak onlar da mutlu olur.


ÇALIŞAN ANNE ÇOCUĞUYLA KALİTELİ ZAMAN GEÇİRMELİ

 

Çalışma hayatına dönen anne bu durumu çocuğuna onu büyük bir insan gibi kabul ederek anlatmalıdır. Her şeyi açık ve çocuğun anlayabileceği bir dille ifade etmeli ve bu durumun kendisinden kaynaklanmadığını özellikle belirtmelidir. İşte burada en az annenin tutumu kadar babanın tutumu çok büyük değer taşır. Baba elinden geldiğince anneye yardım etmeli ve annenin söylediklerini en iyi şekilde desteklemelidir. Çocuğun ilk zamanlarda üzülüp tepki göstermesi normaldir. Fakat zamanla anne ve babasının onu gerçekten sevip önem verdiğini görmesi bu durumu kabullenme sürecine destek olacaktır.

Önemli başka bir konu ise, annenin çocuğuyla geçirebileceği zamanın kalitesidir. Kaliteli zaman geçirmek nitelikli bir beraberlik yaratmaktır. Çalışan anneler için önemli olan çocuklara vermeleri gereken zamanın miktarı değil, içeriğidir. Eğer çocuğa ayrılan zaman dolu dolu ve anlamlı geçirilebilirse birçok olumsuzluk önlenebilir. Birlikte geçirilen zaman içinde, anne ve çocuk arasında gerçek bir ilişki kurabilmektir. Anne çocuğu ile geçirdiği zamanda konuşup, paylaşıp oyunlar oynayıp onu çok sevdiğini söyleyip bunu hal ve tavırları ile belli ediyorsa bu sürede çocuğun elde ettiği tatmin düzeyi anneden ayrı kaldığı zamanda olumsuz duygulara kapılmasını engeller. Çocuğa bir annenin verebileceği en büyük hediye her gün kısa da olsa bir zaman dilimini nitelikli ve sürekli olarak geçirmektir.  Annelere önerim; çocuklarına mümkün olduğu kadar süreklilik arz eden bir ilgi göstermeleridir. Bir gün çok, bir gün az ilgi göstermek yerine, her gün belirli bir zaman dilimini çocukla paylaşmak çocuğun duygusal gelişimi açısından önemlidir. Annenin bu kararlı tutumu çocuğun annesine duyduğu güveni pekiştirecek ve birlikte geçirilmeyen zamanların daha kolay aşılmasını sağlayacaktır.

 

 



Yorumlar
Yorum Ekle