Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Boşanma çocuğu nasıl etkiler?

Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nermin ÇELEN, çiftlerin boşanmamak için çocukları bahane ettiklerini ancak sürekli kavga ortamında büyüyen çocukların saldırgan olduklarını söylüyor. Çelen, okullardaki rehberlik servislerinin, gizlilik ilkesi içerisinde bu tarz sorunlar yaşayan çocuklara çok destek olmaları gerektiğinin de altını çiziyor.

 

Nermin Çelen KİMDİR? 1949 yılında İstanbul’da doğdu. 1973 yılında ODTÜ, Fen Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Ardından bakanlığı bağlı Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezi’nde psikolog olarak görev yaptı. 1983 yılında Uludağ Üniversitesi’nde göreve başladı. 1986 yılında Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını, 1992 yılında ise Eğitimin Psikolojik Hizmetleri dalında doktorasını tamamladı. 1994’te doçent, 2000 yılında Gelişim Psikolojisi alanında profesör unvanını aldı. Uludağ Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nün kurucusu olan Çelen, aynı zamanda EARA, “Avrupa Ergen Araştırmaları Derneği” yönetim kurulu üyesi. Yurtdışında çeşitli üniversitelerde ders veren ve pek çok uluslararası dergide makale ve bildirileri bulunan Çelen’in,  “Çocuk ve Ergen Gelişimi” (Çevirmen), “Öğrenme Psikolojisi” (1999), Ergenlik ve Genç Yetişkinlik” (2007), “Bana Neler Oluyor” (2009) isimli kitapları bulunuyor. Prof. Dr. Nermin Çelen, ünlü oyuncu Hande Ataizi’nin annesi. 25 yaşında Sinan isminde bir de oğlu var.

 

Öncelikle boşanma konusunu irdelersek, sayı neden bu kadar fazla?

 

Sayısı giderek artan boşanma olayları, toplumumuzun büyük bir problemi haline geldi. Artık her yaş grubunda boşanmalar çok sık görülüyor. Halbuki bundan 25 sene öncesine kadar boşanma, toplumsal değerlerimize ters bir ilişki ayrılma şekliydi. İnsanlar galiba artık “hayat kısa, başka bir partnerle daha mutlu olabilirim” diye düşünüyorlar. Bu tarz örnekler fazlalaştıkça da bunun doğru bir yol olduğunu zannediyorlar. Türkiye’de genellikle evlilikler, aileye ters düşüldüğü için özgür kalmak amacıyla, kendi evi ve kendi kuralları olsun diye, karşı tarafın fiziksel, cinsel cazibesine kapılarak yapılıyor. Gençler, kendilerini henüz tanımadan, ‘gerçekten bu benim istediğim biri mi?’ diye düşünmeden evleniyorlar. Özellikle kadınlar düğün arifesindeki heyecana, mutluluğa kapılarak, net ve berrak düşünemiyorlar. Ancak ilerleyen zamanda bu yanlışı fark ettikleri zaman da, tek başlarına bir yaşam kurmakta zorlanıyorlar. Çünkü bir kadının yalnız yaşaması sadece bizim toplumumuzda değil çoğu toplumda hoş karşılanmıyor.

 

Boşanma kararını daha çok kadınlar mı, erkekler mi alıyor?

 

Boşanma kararını veren genellikle kadınlar oluyor. Çünkü erkekler düzenlerini bozmak istemiyorlar, ayrıca dışarıda da bir hayatları olduğu için iki yaşantıyı bir arada yürütmeyi seviyorlar. Boşanmanın arkasından gelen zorluklar da erkekleri korkutuyor. Kadınlar da tabi ki birçok yükün altına giriyor, birçok sorumluluk alıyorlar fakat onlar bu durum karşısında erkeklerden daha güçlü bir duruş sergiliyorlar. Türkiye’de bugün boşanmış kadınların kurmuş olduğu birçok dernek var. Bu tip oluşumlar da kadınları boşanma konusunda cesaretlendiriyor. Toplumumuzda boşanan erkekler ve kadınlar farklı değerlendiriliyor. Erkek yeniden bekar sıfatını yüklenirken, kadın dul sıfatına maruz kalıyor. ‘Dul’ sıfatı yiyen kadınlara bakış açısı da maalesef hala değişmemiş durumda. Onların daha rahat, her konuya daha açık olduğu düşünülüyor. Bu tarz yaptırımlar yüzünden, boşanmak isteyen fakat geri adım atan birçok kadın var.

 

Çocuk sahibi olduktan sonra boşanma kararını almak daha da zorlaşıyor tabi…

 

Çocuklar boşanmamak için bahane ediliyor. Evliliklerde yaşanan stres ister istemez çocuğa yansıyor. Sürekli kavga ortamında büyüyen bir çocuk tedirgin oluyor. Çocuklar zihinsel olarak ayrılıkları dört yaşından itibaren kavramaya başlıyorlar. Beş yaşındaki çocuk da bu stresi yaşıyor, on beş yaşındaki çocuk da. O nedenle çocuğun boşanmadan en az etkilendiği yaş diye bir şey yok. Bu durum onlar için her yaşta üzücü oluyor. Çünkü çocuklar benmerkezcidir ve herkesi her zaman bir arada görmek isterler. Anne ve babalarının nelere üzüldüğünü, neden mutsuz olduğunu anlamazlar. Bu durumu kullanan çocukları da görüyoruz. Boşandıktan sonra anneden ayrı, babadan ayrı hediyeler alan, aşırı ilgi gören çocuklar, her istediği yapıldığı için bu durumu kullanmaya başlıyorlar. Ekonomik durumu bozuk çiftler boşandığında da çocuk anne babayı suçluyor, ayrılmadıkları takdirde bu durumu yaşamayacaklarını düşünerek. Ancak maddi durumları iyi olsa da, olmasa da çocuklar bu durumdan fazlasıyla etkileniyorlar. Çocuk, anne ve babasının kavga ettiğini duyar, kulaklarını tıkar fakat yine de boşanmalarını istemez. Ancak olgunlaştığında farklı şekilde düşünebilir.

 

Peki boşanmayı düşünen çiftler özellikle çocukların daha az etkilenmesi için ne yapmalı?

 

Boşanınca neler olabileceğini iyi planlamalılar. Sonrasında neler yaşayacaklarını iyice irdelemeli, olabilecek iyi-kötü her şeyi kafalarında senaryolaştırmalılar. Bana gelen kişilere bunu tavsiye ediyorum. Bu senaryolar bazılarının kafasını karıştırırken, bazılarını hiç etkilemiyor. Ancak boşanma sonrası için önüne gelen tabloyu kaldıramayacağını düşünüp, boşanmaktan vazgeçenlerin sayısı daha fazla. Ayrılıkların ardından çocuğa yüklenen anne babalar da oluyor. ‘Aynı annene çekmişsin’ ya da ‘Babasının huyunu almış’ gibi sözler, çocukların ‘Acaba onların ayrılığına ben mi neden oldum?’ diye düşünmelerine neden oluyor. Büyükanne ve büyükbabaların çocuklara, birlikte kaldıkları ebeveyni kötüleme durumu da söz konusu. Çocuk kimle kalıyorsa, büyükler onu kötülüyor ve çocuğun kafasının karışmasına neden oluyor. Söz konusu bu durumlar, çocukların arkadaşlık ilişkilerinde ve eğitim hayatlarında bazı sorunlara, akademik anlamda çocuğun başarısız olmasına neden oluyor. Bu durumda da daha saldırgan bireyler olabiliyorlar. Kız çocuklarının bu konuda daha kaygılı oldukları, özgüvenlerinin düşük olduğu görülüyor. Artık gerek devlet okullarında, gerek özel okullarda boşanmış aile çocuklarının sayısı çok fazla. Durum böyle olunca, problemlerinin aynı olduğunu gören çocuklar biraz rahatlıyor.

 

Okullarda çocukların bu sorunlarını en aza indirgemek için ne gibi önlemler alınmalı?

 

Çiftler boşandıktan sonra duygusal, ekonomik, toplumsal anlamda birçok sorun yaşıyorlar. Bu sorunların çocuğa yansımaması mümkün değil. Çocuk bu problemlerle bir kaos yaşıyor ve çok fazla yara alıyor. Bu sorunlar eğitim hayatını da etkilediğinden, okullarda rehberlik servislerinin bu konuda çok iyi çalışması gerekiyor. Gerçek anlamda hizmet vermek istiyorlarsa, çocuklara çok iyi destek olmaları lazım. Ancak genellikle öğretmen ve öğrenciler, birinin bu servise gitmesini olumsuz bir durum olarak değerlendiriyorlar. Ayrıca öğretmenler, rehberlik servisinden çocuğun durumuyla ilgili bilgi alıyorlar. Halbuki bu servislerin bir gizlilik ilkesi olması gerekiyor. Konuşulanlar dışarıda malzeme olmamalı. Ancak günümüzde öğrenciler, rehberlik servisinden çok müzik ve beden eğitimi öğretmenleriyle yakın ilişkiler kuruyorlar.

 

Peki ebeveynler neler yapmalılar?

 

Bir erkek çocuğu babasız, bir kız çocuğu da annesiz yetiştirmek çok zor. Önlerinde onları geleceğe hazırlayacak bir model olması gerekiyor. Öncelikle profesyonel yardım alınması şart. Hepimizin bir aile terapistine ihtiyacımız var. Ancak biz bunu ülke olarak henüz kabul edemedik. Sorunlarımızı komşularımızla paylaşıyoruz ama bir danışmana gitmekten çekiniyoruz. Halbuki herkesin problemleri faklı birer reçete niteliğinde. Bu alışkanlığımızı değiştirebilirsek her şeyin çok daha iyi yürüyeceğini düşünüyorum. Televizyon da, bu sorunun çözüm yollarından biri olabilir. Bu konuları işleyen, yeni pencereler açan diziler seçebiliriz. Çiftler medeni şekilde ayrılarak, çocuğa kötü örnek olmamalılar. İlişkiler çok fazla kötüleşmeden, ayrılıklar yaşanmalı. Birey olarak da öfke kontrolünü kazanmamız gerekiyor. Öfkenin yoğun yaşanmaması için de saygı ve sevginin yitirilmemesi gerekiyor. Gençler maalesef iletişim, uzlaşma, cinsellik gibi konuları bilmeden evleniyor. Öncelikle birbirini tanımaları ve anlamaya çalışmaları gerekiyor. Anne babaları da bu konuda fazla kınamıyorum, çünkü onlar da yeni bir hayata ayak uydurmaya çalışıyorlar.




Yorumlar
burcu 22.06.2010 06:09:31 11 yaşında kardeşim var ismi oğuzcan annemle babam ayrılcaklar bunu ona nasıl söylemeliyim?
burcu 22.06.2010 06:20:29 benküçükken de ayrılcaklardı annem ben mutsuz olmıyayım diye bir de yanlız kalmayayım diye bana kardeş yatı ,babam ilgisiz ve çok sinirli ev de hiç iletişim yok babamla neredeyse HİÇ konuşmuyorum.. bu sene krize girdik maddi durum zorlaşınca babam daha sinirli oldu oğucan bundan çok etkileniyor ben küçükken babamın tarafını tutuyordum ama şuan annemin üzülmesine dayanamıyorum annem hayatında bi kere bile sevgi görmedi babamdan biliyorum ,hayatımda en çok istediğim şey anneme değer verilmesi ama ben de onu öpemiyorum sevgimi hiç gösteremiyorum sadece kardeşimi öpüyorum onu da gizli yapıyorum çünkü utanıyorum ANNEM MUTLU OLSUN ama konu bu değil ben oğuzcanın sağlıklı bir çocuk olmasını istiyorum benim yaşadıklarımı yaşamasın derken şimdi benim yaşamadığım çok somut bir olayı yaşıyacak ben onun üzülmesine dayanamam onun ağlamasına kıyamam çok tatlı duygusal bir çocuk annem şuan evde değil babam uyuyor ,oğuzcan da halasında kaldı bugün daha haberi yok ,annem sen söyle dedi ben nasıl söyliyicem ama daha da düşündüren oğuzcan ne yapıcak ,annem çok direndi ama olmuyor ben annemin ve kardeşimin mutlu olmasını istiyorum onlar hiç ağlamasın
burcu 22.06.2010 06:21:54 buarada 23 yaşındayım
burcu 05.07.2010 03:19:44 bu yorumları kaldırabilir misiniz lütfen?
Yorum Ekle