Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Yeditepe Üniversitesi NASA’lı Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç

 

Vizyonum; tanınırlılığı araştırma ve yayın bazında yükseltmek

 

Artı Eğitim dergisi üniversitelerin rektörleriyle, onların çalışma odalarında samimi sohbetler gerçekleştirmeye devam ediyor. Mayıs sayımızda ikinci durağımız Yeditepe Üniversitesi Rektörü oldu. Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç, 8 aydır bulunduğu odasında bizi ağırladı ve NASA’dan, Yeditepe’ye; öğrenciliğinden, müziğe olan ilgisine kadar birçok bilinmeyen yönünü bizlerle paylaştı …

 

Yeditepe Üniversitesi Rektörü olarak öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

 

Antalya’da doğdum, İstanbul’da büyüdüm. Annem ve babam Yüksek Öğretmen Okulu’na öğretmenlik yaptılar uzun yıllar. İlkokulu Moda İlkokulu, ortaokulu Şişli Terakki’de okudum. Liseyi ise Robert Koleji’nde bitirdim. Üniversitede ODTÜ’yü kazandım ve yüksek öğrenimimi orada tamamladım. Okul için İstanbul’dan Ankara’ya gitmeme o zaman kimse bir anlam vermedi. Fakat, ben evden ayrı özgür bir ortamda yaşama düşüncesiyle kendimi Ankara’da buldum. Üniversiteden sonra 2 yıl araştırma yapma için Amerika’ya gittim. Sonra tekrar Türkiye’ye döndüm ve ODTÜ’de öğretim üyesi  olarak göreve başladım. 1989 yılları ve 2004 yılları arasında NASA’daki ileri malzemeler ile ilgili deneyler ve araştırmalar yapmak üzere tekrar Amerika’ya gittim. 2003 yılında Columbia Uzay mekiğinde bir  deneyimiz vardı, STS107 uçuş numaralı. Dünyaya dönerken bir kaza geçirdi ve içerisindeki astronotların hepsi hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden astronotlardan ikisi çok yakın arkadaşımdı. O kazada bizde3 milyon dolarlık bir deneyimizi kaybettik. O deney üçüncü uçuşunu yapıyordu ve uzay istasyonuna gidenden farklı bir cihazdı. Kazadan sonra 2 sene uzay mekiği uçuşları durduruldu. O sırada Irak savaşı başladı. Amerikan Federal Hükümeti’nin kaynakları savaşa gitti, NASA’nın bizim tür deneylere ayırdığı kaynaklar azaldı hatta sıfıra indi. Şartlar böyle olunca bende, “Türkiye’ye döneyim, bilgilerimi Türkiye’de ki öğrencilere aktarayım, bu tarz çalışmaları Türkiye’de yapalım” düşüncesiyle, tek bildiğim üniversite olan ODTÜ’ye geri döndüm. Orada 2004 yılın sonbaharında Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevine başladım. 2006 yılında bir seminer vermek için Yeditepe’ye davet edildim. O seminer sırasında Kurucu, Mütevelli Heyet Başkanımız Bedrettin Dalan ile tanıştım. Kendisini daha önce medyadan tanıyordum. Bedrettin Bey, “Neden, NASA’dan direkt Yeditepe Üniversitesi’ne gelmedin? ” dedi .Ama ben o güne kadar Yeditepe Üniversitesi’nin böyle büyük bir üniversite olduğunu bilmiyordum. “ Biz artık seni buraya alalım” dediğinde; “Memnuniyetle, şeref duyarım dedim” ve yaklaşık 6 ay sonra Yeditepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde göreve başladım. 2010’un Eylül ayında da rektörlük görevini kurucu rektörümüz Ahmet Serpil’den devraldım.

 

 

HER DÖNEM BİR DERS VERİYORUM

Rektör olduktan sonra öğrencilerinizle olan ilişkilerinizde değişiklikler oldu mu? Öğrencilerle olan ilişkilerinizde nelere önem verir siniz?

 

Rektör olduktan sonra iş yüküm birken yüz oldu. Öğrencilerle olan ilişkim değişmedi. Ben ders vermeyi seven bir insanım. Öğretim üyelerinin ana görevinin ders vermek olduğunu düşünüyorum. Zaten bu görevi kabul ederken de her dönem bir ders vermek istediğimi söyledim. Bu şekilde öğrencilerimle ilişkilerimin devam edeceğini düşündüm. Bu yüzden burada her dönem bir ders veriyorum, bundan vazgeçmiyorum. Bu bir bakıma beni rahatlatıyor ve beni rutin işlerin arasında soluklandırıyor. Öğrencilerimle konuşmak, sohbet etmek bana iyi geliyor.

 

Peki iş yaşamınız? Kariyer çizginizde büyük rol oynayan çalışmalarınıza devam edebiliyor musunuz?

 

Çalışmalarımı da elimden geldiğince ihmal etmemeye çalışıyorum. İki tane doktor öğrencim var. Onlara daha öncede çalışmıştık ve çok uyumlu çalışmalar içerisindeydik. Aslında yaptıkları araştırmalar bir bakıma benim uzayda yaptığım çalışmaların, yeryüzündeki değişik uygulamalarına yönelikti. Onlarla en az haftada bir kere toplanıyoruz. Çalışmalarımı bu öğrencilerim vasıtasıyla sürdürmeye çalışıyorum. Benim Yeditepe’deki vizyonum, Yeditepe’deki tanınırlığı araştırma ve yayın bazında yükseltmek. Bu şekilde de gerek ülke bazında olsun gerek uluslar arası arenada prestijini artırmak.

 

ÖĞRENCİ KULÜPLERİMİZE YILDA 1.2 MİLYON KAYNAK AKTARILIYOR

Yeditepe Üniversitesi olarak öğrencilere sunduğunuz olanaklar nelerdir? Öğrenciler Yeditepe Üniversitesi’ni neden tercih etmelidir?

 

15 yıl Amerika’da yaşamış birisi olarak söylüyorum ki, Yeditepe Üniversitesi’nin birçok olanağı Amerika’da ki bazı üniversitelerden daha iyi, bazı üniversitelerle ise eş değer. Bir kere dünya standartlarında bir eğitim alıyorlar. Eğitim dilimiz İngilizce böylece dünyadaki literatürü takip edebiliyorlar. Avrupa ya da Amerika’da ki üniversitelerle yaptığımız işbirliklerimiz ile bir dönem orada okuyabiliyorlar. %33 civarında burslu öğrencimiz var. Bu konuda da çok fazla duyarlıyız. Öğrencilerimiz, günümüz teknolojisinin çok iyi kullanıldığı laboratuarlara sahip. Üniversitemizin, İstanbul’da bir kampüs üniversitesi olmasının büyük bir avantajı var. Öğrencilerimiz konforlu öğrenci otellerimizde kalarak rahatlıkla derslere girebiliyorlar. Yeditepe’nin çok önemli olanakları var. 43 tane öğrenci kulübümüz mevcut. Öğrenci, hem iyi eğitim görüyor hem de sosyal aktiviteler hem de sosyal sorumluluk projelerinde yer alabiliyorlar. Bahsettiğim öğrenci kulüplerinin yıllık geliri 1.2 milyon TL. Başka hiçbir üniversitede öğrenci kulüplerine bu derece bir kaynak aktarıldığını zannetmiyorum. Eğitim dili İngilizce olan Yeditepe Üniversitesi’nde ek yabancı dil öğrenmek isteyen öğrencilerin 20 değişik dilde eğitim alma şansı var.

 

 

ÖĞRENCİLER, LİSANS EĞİTİMİNİ MUTLAKA TÜRKİYE’DE YAPMALI

Türk Üniversiteleri’nin dünya üniversiteleri içerisindeki yeri ne durumda?

 

Türk Üniversiteleri  dünya üniversiteleri içerisinde çok iyi durumda. Bazı sıralamalar çıkıyor, o sıralamalarda Türk Üniversiteleri’ni pek göremiyoruz. Bu hem Türk Üniversiteleri’nin iyi reklam yapamamasından kaynaklanıyor, hem de o sıralamaları yapanların yöntemlerinden kaynaklanıyor. Bu sıralamaların çoğunda, üniversitelerin eğitim kalitesi bir girdi olarak işin içerisine girmiyor. En çok önemi olan şey; İngilizce yayın ve bu yayınların bir kısmına olan atıflar oluyor. Bir üniversite çok yayının yanında bu yanınla ilgili çok fazla da atıf alabiliyorsa, uluslararası arenada çok rahatlıkla yer bulabiliyorlar. Bu listeler üniversitelerin daha iyi ya da daha kötü olduğu anlamına gelmiyor. Örneğin, o listelerde Alman Üniversiteleri olmuyor. Çünkü Alman Üniversiteleri İngilizce yayın yapmıyorlar. Tablo aslında dışarıdan izlenildiği gibi değil. Yurtdışında okuma gücüne sahip olan öğrenciler, lisans eğitimini Türkiye’de ya da yurtdışında yapma konusunda kararsız kalıyorlar. Onlara benim tavsiyem, 4 yıllık eğitimlerini mutlaka Türkiye’de tamamlasınlar. Ama yüksek lisans ve doktora eğitimi düşünüyorlarsa yurtdışına gitmelerinde, vizyonlarının genişlemesi açısından fayda var. Ben Amerika’dayken benim oğlum yanımda çok rahat okuyabilecek olmasına rağmen, lisans okumak için Türkiye’ye döndü ve yüksek lisans için tekrar Amerika’ya geldi.

 

Türk üniversiteleri  yabancı öğrenci çekmek için nasıl bir çalışma yapmalı ? Yeditepe Üniversitesi’nin bu anlamda gerçekleştirmiş olduğu çalışmalar var mı?

 

Bu konuda çok aktif çalışmalarımız var. Uluslar arası ofisimiz çerçevesinde dekanımız ve rektör yardımcımız uluslararası birçok üniversite ile ilişkiler içerisindeler. Bu üniversitelerle anlaşmalar imzalıyoruz. Bu anlaşmaların bir kısmı; öğrenci değişim antlaşmaları bir kısmı ortak araştırmalarla ilgili anlaşmalar. 240’a yakın üniversite ile anlaşma halindeyiz. Uluslararası ofisimiz gayretiyle, şu anda en çok erasmus öğrencisi Yeditepe Üniversitesi’nde var. Hukuk Fakültesi’nin bu anlamda çalışmaları var. Değişlik sertifika programlarımız var. Fakat ne yazık ki, genelde gidenlerin sayısı gelenlerden daha fazla. Bu sayıyı artırmak için çabalarımız sürekli devam ediyor. Şu sıralar Çin’de ki bir üniversite ile bir protokol imzalama aşamasındayız.

Bu konuda, herkes üstüne düşeni yapmalı. Devletin de konuyla ilgili yapmış olduğu olumlu gelişmeler oldu. YÖS’ün de kalkmasıyla biraz daha rahatlamış olduk.

 

Yeditepe Üniversitesi’nin sanayi ve iş dünyası ile işbirlikleri var mı?

 

Bir ölçüde var ama benim düşünceme göre bu ilişkilerin daha fazla olması gerekiyor. Benim amaçladığım bu ilişkilerin düzeyini artırmak.  Özellikle Mühendislik Fakültesi sanayi ile iyi işbirlikleri yapmış durumda. Northel ve Arçelik’le yapmış olduğumuz işbirlikleri var. Genetik ve Biomühendislik Bölümü’nde bu tarz çalışmalar var. Buna benzer AR-GE ofisimizin yönettiği ve döner sermaye aracılığı ile yapılan çalışmalarımız mevcut.

Üniversiteler sanayi ile işbirliği yaparak araştırmalar yapmalıdır. Biz yakın çevremizdeki şirketler için kaliteli eleman yetiştiriyoruz, dolayısıyla bu eğitim üzerinde onlarla ne kadar iç içe olursak o kadar iyi olur.

 

 

ÜNİVERSİTEDEKİ ETKİNLİKLERİ EŞİMLE BERABER İZLİYORUZ

Okul yıllarınıza dönecek olursak kendinizi nasıl bir öğrenci olarak tanımlarsınız?

 

Ben başarılı bir öğrenciydim. Mutlaka ilk üç-dört içerisinde olurdum. Öğrenciliğimde de, diğer yaptığım işlerde de üstüme düşenin her zaman en iyisini yapmak için uğraştım ve bu beni hep başarılı yaptım. Bir şey üzerine odaklanır ve onu en iyi yapacak şekilde zaman ve emek harcarsanız, yapamayacağınız hiçbir şey yok. Bunu uzay çalışmaları yapan biri olarak söylüyorum. Gençlere tavsiyem uğraşmaktan yılmamaları. Ben öğrencilik yıllarımda da hep böyle yaptım.

 

Rektör olduktan sonra sorumluluklar daha da arttı dediniz. İş yaşamınızın yoğunluğu malum, peki ev yaşamınızda durum ne? Eve ve ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?

 

Elimden geldiğince eve zamana ayırmaya çalışıyorum. Bir kere eve iş götürmemeye çalışıyorum. Sabah 8’de işe geliyorum, akşam 7’de dönüyorum. Bazen ben geldiğimde üniversitenin servisleri yeni gelmiş oluyor. Bu konuda eşim Nalan Hanım, çok destek oluyor bana. Haftasonları üniversiteyle ilgili etkinlikler olduğunda eşim de bana katılıyor ve birlikte olmuş oluyoruz. Bazen seyahatlere benimle birlikte katılıyor. Bu şekilde ev ile işi dengeliyorum.

 

 

Nasıl bir babasınız?...

Oğlumla olan ilişkim hep yumuşak ve ikna edici tarzda olmuştur. Bu yüzden zaman içerisinde arkadaş gibi olduk. Farklı düşündüğümüz konular olsa da her zaman  belli çizgiler içerisinde, iyi iletişim kurduk. O da Amerika’da benim yanımda olmasına rağmen, benim yönlendirmemle Türkiye’ye geldi ve lisans eğitimini Türkiye’de ODTÜ’de tamamladı. Şimdi yine Amerika’da, ilerleyen zamanlarda tekrar dönebilir.

 

Yeditepe Üniversitesi Rektörü olarak, öğrencilere vermek istediğiniz mesajlar var mı?

Öğrenciler, meslek seçerken, ne okuyacaklarına karar verirken; sevdikleri, istedikleri mesleği seçsinler. Bu çok önemli. Çünkü insanın hayatı boyunca yapacağı mesleği sevmesi lazım. Önce Türkiye’de okusunlar, sonra yurtdışı programlarını araştırsınlar ve yurtdışı tecrübesi edinsinler. Yabancı dil eğitim yapan bir üniversiteyi seçmelerini öneririm. Öğrenebiliyorlarsa, İngilizce dışında 2. bir yabancı dil öğrensinler.

 

 

ÖĞRENCİLİK YILLARIMDA SOLİSTLİK YAPTIM

Evde neler yapmaktan hoşlanırsınız? Hobileriniz  var mı? Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?

 

Hobilerim var ama pek zaman ayırabildiğim söylenemez. Spor yapmayı çok severim. Uzun süre basketbol oynadım. Yakın zamana kadar da hep oynadım. Amerika’da 2003-2004 yıllarında oradaki üniversitede aramızdaki yaş farkına rağmen öğretim üyeleri ve öğrencilerle oynuyorduk. O maçların birinde aşıl tendomumu kopardım ve ameliyat oldum. Sonra tekrar oynamaya başladım. Yüzmeyi çok severim. ODTÜ’nün yüzme takımındaydım. Yazın sık sık yüzerim.

Sinemaya gitmeyi de çok severim. Evde de film izlerim ama sinemayı sinemada izlemek bambaşka bir keyif. En son Bruce Willis’in oynadığı Red’e gittim. Black Swan’da çok iyi filmdi. The King's Speech ise aralarındaki favorim.

 

 

Müzikle aranız nasıl? Özellikle dinlediğiniz isimler var mı?

Müzikten ve müzik dinlemekten çok hoşlanırım. Öğrencilik yıllarımda solistlik yapmışlığım oldu. Klasikleri dinlemeyi çok severim. Bir de eski rock gruplarını dinlemekten çok hoşlanırım. The Beatles, Rolling Stones, Bon Jovi ve U2’yu dinlemek bana keyif verir. Son zamanlarda kulak aşinası olduğum isimler arasında da  Gripin geliyor.

 

 




Yorumlar
Yorum Ekle



Diğer