Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Pedallarla gelen özgürlük: BİSİKLET

Sıcakların gelmesiyle birlikte, siz de bisiklete atlayıp keyifli bir tura çıkmanın hayalini kuruyor musunuz? Ya da bisiklet sporunu hayatınıza sokmaya mı karar verdiniz? Güzel havaların vazgeçilmez ve en keyifli sporu ‘Bisiklet’i bu sayı sizler için ele aldık…

 

 


Bisiklet sporu, iki tekerlekli bisikletin gelişmesi sonucunda ortaya çıktı. Eğlence, ulaşım ve yarışma amacıyla bisiklet sürmenin giderek yaygınlaşması bisiklet sporunu daha da geliştirdi. Ama bu yaygınlaşmada, bisikletin yeni gelişmelerle daha rahat ve kolay kullanılır bir araç haline gelmesinin de etkisi oldu. Bisiklet kısa yolculuklarda kullanışlı ve ekonomik bir araç. Bisikletle yapılan günlük geziler ve tatil turları da çok eğlenceli oluyor. Birçok ülkede turlarla ilgili bilgi sağlayan ve toplu bisiklet gezileri düzenleyen bisiklet kulüpleri var. Bisikletle yola çıkmadan önce, bisikletin kullanıma uygun durumda olup olmadığı kontrol etmek şart. Güvenli ve keyifli bir sürüş için her zaman bisikletin temiz tutulması, işleyen bölümlerinin yağlanması, gerekli ayarların yapılması, lastikler iyice şişirilmesi ve hepsinden de önemlisi frenlerinin denetlenmesi gerekiyor. Bisiklet, aynı zamanda her daim sağlıklı kalmak isteyenler için de önemli bir spor. Bisiklet kullanımının bir alışkanlık olduğu, bisikletin ana ulaşım araçlarından biri olduğu İsveç, Hollanda, Belçika gibi Avrupa ülkelerinde kalp hastalıkları daha az görülüyor. Dünyada en faydalı icatlar arasında sayılan bisiklet sporunun önemini, ülke olarak bizlerde günden güne daha iyi anlıyoruz.

 

BİSİKLETİN TARİHÇESİ
Bisikletin tarihi 1700 sonlarında Fransa’da geliştirilen araçlarla başlar. 1791’de Conte de Sivac, Celerifere’ini (ilkel bisiklet) yaptı. Bu aynı büyüklükte iki tekerlekten oluşan tahtadan yapılmış bir araçtı. Oturma yeri tekerlekleri birleştiren çubuğun üzerine yerleştirilmişti. Sürücüler, çubuğu bacakları arasına alarak oturuyor ve aracı ayaklarıyla iterek yürütüyorlardı. Buna benzer araçlar 1816’da J. Nicephore Niepce (1785 – 1833) ve bir yıl sonra da Alman Baron Karl VonDrais tarafondan yapıldı. Drais’in yaptığı araç kısa zamanda İngiltere ve Almanya’da draisine ya da eğlence atı adıyla yaygınlaştı.1839’da İskoçyalı Kirpatrick Macmillan pedallı bir bisiklet yaptı. Pedal ileri geri çalışarak, birleştirme çubuklarını harekete geçirip, arka tekerliği döndürüyordu. Ön tekerleği doğrudan döndüren pedal dirkeleri, 1861’de Fransız Pierre ve Ernest Michaux kardeşler buldu. Araçlarına Velocipeden (velespit) adını verdiler ve dört yıl sonra yılda 400 bisiklet üretmeye başladılar. 1869’a gelindiğinde Fransa yollarında bisiklet yarışlar yapılıyordu. Sıradan ya da Peni-Çeyrek Peni adı verilen bisikletin doğrudan pedal dirsekleriyle çevrilen büyük bir ön tekerleği ve küçük bir arka tekerleği vardı. 1871’de İngiliz James Starley (1831 – 1881) tarafından yapılan bu bisiklet, en yaygın bisiklet tipi oldu. Ön tekerleğin büyüklüğü sürücünün bacak uzunluğuna göre seçiliyordu ve çapı 1m ile 1,5 m arasında değişiyordu. İlk zincirle işleyen araç 1874 yılında H.J. Lawson tarafından yapıldı. Çerçeveye bağlı pedal dirsekleri zincir dişlisini çeviriyor, bu da arka tekerleğe takılı daha küçük bir zincir dişlisinin çevresinde küçük bir zincir dişlisinin çevresinde sorunsuz zinciri döndürüyordu. Bisikletlerin tekerlekleri gene hemen hemen aynı büyüklükteydi. 1885’in Rover güvenlik bisikletleri toptan üretilmiş ve birkaç yıl içinde Peni-Çeyrek Peni’nin yerini aldı. Bu ilk bisikletlerin tümünde, üstüne dolgu lastik geçirilmiş, çelik kenarlı tekerlekler vardı. 1888’de John Dunlop’un (1840–1920) hava dolu ya da şişirilmiş lastiği buluşu, bisiklet tarihinde dönüm noktası oldu. Baklava biçimli iskelet standart oldu ve daha sonraki 70 yıl içinde bisiklet modelinde önemli bir değişiklik yapılmadı. 1960’larda çeşitli üreticiler (bazıları araba bagajına konulmak üzere katlanabilen) şehir için kullanımı için küçük tekerlekli bisikletle yaptılar. Daha önceki garip modeller arasında, uzun iskeletli iki kişilik bisiklet ve 1885’de Karl Benz (1844–1929) ve Gottlieb Daimler’in (1834–1900) ilk otomobili yapmak üzere, içine benzinli motoru yerleştirdikleri araç tipi olarak önem kazanan üç tekerlekli bisiklet bulunuyor. 


TÜRKİYE’DE BİSİKLET SPORU
İlk bisiklet yarışı, Osmanlı döneminde, 1896’da Atina’da düzenlenen ilk modern Olimpiyat Oyunları’ndan bir yıl sonra, 1897'de Selanik'te yapıldı. Daha sonra bisiklet satıcılarının girişimiyle İstanbul'da da bisiklet yarışları düzenlendi. Ama asıl gelişme, 1908’de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra gerçekleşti. Fenerbahçe Spor Kulübü, 1912’de bir bisiklet şubesi kurarak bu sporun gelişmesine öncülük etti. 1923'ten Bisiklet Federasyonu kuruldu ve bu tarihten itibaren bölgeleri dolaşmayı amaçlayan bisiklet gezileri düzenlendi. Ne var ki, bir bisiklet ekibi bisiklet bulamadığı için 1924’te Paris’te düzenlenen Olimpiyat Oyunları'na katılamadı. Türkiye ilk uluslararası yarışmalara 1927'de Bulgaristan'da katıldı. Türkiye’de ilk kez 1928'de Ege Turu adı altında yarışma düzenlendi. Daha sonra, 1938, 1939, 1941 ve 1942'de İstanbul-Edirne-İstanbul bisiklet yarışları yapıldı. 1963'te de Marmara Turu adı altında bisiklet yarışları yapılmaya başlandı ve Marmara Turu 1966'da uluslararası nitelik kazandı. 1968'de de Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Bisiklet Turu adını aldı. 1970'de de ilk kez Esen Bisiklet Kulübü adıyla bir bayan bisiklet takımı kuruldu. Türk bisikletçileri 1971'de İzmir'de düzenlenen Akdeniz Oyunları'nda dereceye girdiler. Başarılı sürücülerden biri olan Erol Küçükbakırcı 1973'te Balkan şampiyonu oldu; 1975'te de Libya ve Suudi Arabistan turlarını kazandı. Hasan Can 1977'de Fransa Tour L'avenir Ödülü'nü aldı. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Bisiklet Turu’nda 1989’da ve 1993’te Türk takımı üçüncü oldu. Aynı turun bireysel dalında 1993’te Ayhan Aytekin, 1996’da Nadir Yavuz da üçüncülük elde etti. 1996’daki Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Bisiklet Turu’nda Türk bisikletçiler takım halinde ikinci oldular. 1998’de yapılan Balkan Yol Şampiyonası’nda Erdinç Doğan altın madalya kazandı. Türk Dağ Bisikleti tarihi ise 1997'de ilki yapılan Uluslararası Alanya Dağ Bisikleti Kupası ile başladı.


BİSİKLET OSTEOPOROZ RİSKİNİ ÖNLÜYOR

Bisiklet sporunun ise şişmanlık, stres, metabolizma hastalıkları, sırt ağrıları, yüksek tansiyon gibi vücuttaki olumsuzlukları giderdiği, daha sağlıklı ve mutlu bir insan yarattığı yapılan birçok araştırmada ortaya çıktı. Bununla birlikte dayanıklılık gücümüzü artırması, stresle baş etmemizde yardımcı olması, kuvvet gelişiminden sonra yağ yakımı ve dolayısıyla kilomuzu kontrol etmemizi sağlaması, eklemlerimizi güçlendirmesi, sırt, bacak, karın ve kol kaslarını çalıştırması ve nihayetinde kondisyonumuzu artırması bunlar arasında sayılabilir.  Özellikle, bacak ve sırt kaslarını harekete geçiren bisiklet ile zinde kalmak mümkün. Uzmanlar, aşırı kilolardan şikayet edenlere bu sporu özellikle öneriyorlar. Bisiklet, kas yapmak isteyen erkeklerin hem eğlenerek hem de para harcamadan yapacakları en keyifli sporlardan.  Kadınlar her ne kadar bisiklet sporuna erkekler kadar çok ilgi göstermese de sağladığı faydaları göz ardı etmemek gerekir. Özellikle düzenli olarak bisiklet kullanımı kemik yoğunluğunu artırarak kadınların ileri yaşlarda osteoporoz hastalığına yakalanma riskini azaltıyor. Osteoporoz tedavisinde kadının yaşı ne olursa olsun, tedavinin bir parçası olarak egzersiz reçetesi verilmektedir. Bisiklet hem eklemlere daha az yüklenilmesi hem de yoğun olarak yapılmadığı sürece diğer sporlara göre daha az yorması nedeni ile orta yaş grubu için uygundur.

 

BİSİKLET ALIRKEN?..
Öncelikle bisiklet seçiminin temelini oluşturan, bisiklet türlerine bir göz atalım. Bisiklet seçiminde, karar verirken en önemli kriter; bisikleti nerede ve hangi amaçla kullanacağımız. Bisikleti spor amaçlı mı kullanacaksınız yoksa keyifli gezintiler yapmak için mi? Uzun soluklu turlara çıkmayı mı planlıyorsunuz yoksa şehir içinde ulaşım için kullanmayı mı?
Vücudumuza en uygun bisikleti seçerken en temel ölçek: Bisikleti bacak arasında tutup üst boru ile bacak aramızdaki mesafeyi ölçmektir. Bu mesafe 5 santimetreden az ve 10 santimetreden çok olmamalıdır. Dağ bisikleti, arazi bisikleti, yol-triatlon bisikleti, trail bisiklet, serbes stil bisikletler, yarış bisikleti, gezi bisikleti ve şehir bisikleti gibi birçok seçenek arasından, bisikletinizi satın alacağınız yerdeki uzmanlara da danışarak seçim yapabilirsiniz.
Çocukların bisiklet kullanırken güven içinde olmalarına ise özellikle özen gösterilmesi gerekiyor. Çocuk bisikletlerinde en önemli özellik, fren sisteminin sağlamlığı ve iyi çalışır durumda olması. Çocuk bisikletlerinde hafiflik de göz önünde bulundurulması gereken bir kriter. Elbette atlanmaması gereken diğer bir şey ise, çocukların bisiklete alışana kadar yanında ebeveynlerinin olması. Uygun ve rahat kıyafetler ve kask da unutulmamalı…



Yorumlar
Yorum Ekle