Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Özel Ahmet Şimşek Koleji

 

Haziran sayımızda artı eğitim dergisi olarak Özel Ahmet Şimşek Koleji’ne konuk olduk. Kartal’daki  Özel Ahmet Şimşek Koleji’nin öğretmenleri mesleklerine duydukları aşkı ve öğrenci yetiştirmenin verdiği manevi hazzı sözlere dökerken biz de Öğretmenler Odası’nda yaşayanları ve yaşananları sizlere aktarıyoruz.

 

ÖĞRENCİYE GELECEĞİN MÜHENDİSİ GÖZÜYLE BAKARIM

SEDAT DEMİRKAYA, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni. Öğretmen Okulu ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Sedat Öğretmen, çocukluk hayallerinde öğretmenlik olduğunu söylüyor. Öğretmen okuluna girdikten sonra öğretmenliğin kendileri için bir tutku haline geldiğini söyleyen Sedat Öğretmen “Biz alışverişe gittiğimizde daha lise bir öğrencisiyken esnaf bize hocam diye hitap ederdi ve bu bizim için çok etkileyici bir şeydi” diye anlatıyor. Sedat Öğretmen, o zamanlar en büyük idealinin bir tahta bavulla bir köy öğretmeni olarak Anadolu’ya gitmek olduğunu belirtiyor. 30 yıldır öğretmenlik yapan Sedat Öğretmen, Yozgat Boğazlıyan’da öğretmenliğe başlamış. “Oradaki öğretmenlik günlerini hiç unutamam. Anadolu’nun bozkırın ortasında çok güzel çiçekler yetiştirdik” diyen Sedat Öğretmen, Gaziantep’ten ve İstanbul’da Atatürk Fen Lisesi’nde de çalıştığını söylüyor

 

Sedat Öğretmen, “Ben öğrenciye çocuk gözüyle bakmam, ona yarının mimarı, mühendisi, doktoru gözüyle bakarım” diye konuşuyor. Sedat Öğretmen, “O küçük avukattır, küçük doktordur. Şu anda benim yardımıma muhtaçtır. Böylece yaramazlıklarını daha kolay tolere edebilirim” diye ekliyor.

 

Bir yıldır Özel Ahmet Şimşek Koleji’nde olan Sedat Öğretmen, öğretmenlik hayatındaki bir anısını da şöyle anlatıyor: “Anadolu’da öğretmenlik yaptığım yıllarda bir çocuk çok zayıftı. Çocuğun ilgisini çekmek, onu eğitime kazandırmak istiyordum. Kompozisyonuna hiç okumadan-okusaydım elim gitmezdi- sınıfın en yüksek notunu ona verdim. Sınıfın en yüksek notunun kendisinin olduğunu görünce çocuğun aklı durdu. Birdenbire kendinde büyük güç ve enerji keşfetti. Ondan sonra her teneffüste öğrenci artık benim yanıma gelip dersle ilgili sorular sormaya başladı. Bir notu ona borç vermiş oldum ama ondan sonraki bütün notları kendi hakkıyla aldı ve başarıyla geçti”.

 

 

“SEVGİ VE DEĞER VERMEK İŞİN PÜF NOKTASI”

NİLGÜN ÇÖMEZ, Tarih öğretmeni.  Öğretmenlik hayatına Şebinkarahisar Lisesi’nde başlayan Nilgün Öğretmen, daha sonra Kartal Lisesi’nde 22 yıl çalışmış. Özel Ahmet Şimşek Koleji’nde 10 yıldır çalışan Nilgün Öğretmen, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Bölümü mezunu. “Tarih isteyerek seçtiğim bir bölümdü. Gerçekten çok seviyordum, ama benim bu branşı seçmemdeki en önemli etken tarih öğretmenim olmuştur. Lisedeki tarih öğretmenimi unutamam” diye anlatan Nilgün Öğretmen, ailesinin bu konuda bir yönlendirmesi olmadığını da sözlerine ekliyor. “Tarih öğretmenimin giyimi-kuşamı, bize olan yaklaşımı, tarih dersini sevdirmesi bende çok etkili oldu” diyen Nilgün Öğretmen tarih dersinin sevilmesinin yolunun öğretmenden geçtiğine inanıyor. Nilgün Öğretmen, “Tarih konusunda bir takım püf noktaları var. Onları verdiğiniz zaman, öğrenci size teşekkür ediyor. Hatta tarih dersinin kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlıyor” diye ekliyor. Tertip ve düzene çok önem veren bir öğretmen olduğunu belirten Nilgün Öğretmen “Genellikle hayatın her alanında tertip ve düzen gerekli. En başta o gelecek. Sonra da disiplin tabii ki. Ama bu disiplin katı bir disiplin anlayışı değil” diyor. Öğretmenliğin püf noktasının sevgi ve öğrencilerine değer vermek olduğunu söyleyen Nilgün Öğretmen, “Hiçbir öğrencimi kırmam, rencide etmem, bir sorun olursa da sonra onunla konuşmayı tercih ederim” diye konuşuyor.

 

ÖZEL OKULDAKİ ÇOCUKLAR ÇOK ŞANSLI

HANDE İŞBAŞARAN, Edebiyat Öğretmeni. Özel Ahmet Şimşek Koleji’nde dört yıldır öğretmenlik yaptığını söyleyen Hande Öğretmen 12 yıl da farklı özel okullarda çalışmış. Mimar Sinan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Hande Öğretmen, Maltepe Üniversitesi’nde de Eğitim Yönetimi ve Denetimi üzerine mastır yapmış. Çocuklara Türkçe’yi doğru, kurallarıyla sevdirerek öğretmeyi amaçladığını söyleyen Hande Öğretmen, “Lisede çocuklarımıza dünya ve Türk yazarlarını tanıtmak, onları sevdirmek lazım. Tabi bunların altyapıyla birlikte gelmesi gerekiyor. Çocuklarımıza biz de lise yıllarında bunu sağlamaya çalışıyoruz” diyor.  Hande Öğretmen “Disiplinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabi çocuklara öğretmemiz gerektiği için bizleri ve dersimizi sevmeleri gerekli. Ama bunu kurallarla birlikte sağlamaktan yanayım” diyor. Hande Öğretmen, “Ergen çocuklarla uğraşıyoruz. Zaman bizim zamanımız gibi değil. Çocuklar geçmiş zamanlara göre daha rahat. Tabi onlarla bireysel konuşarak birebir ilgileniyoruz. Özel okul olduğu için ve mevcutlar az olduğu için şanslılar” diye konuşuyor. İlginç bir anısını dinlemek istediğimiz Hande Öğretmen; “İlk senemde çok heyecanlıydım. Sınıfa girdim, kendimi tanıttım, nasıl öğretmenliği seçtiğimi anlattım… Sonra öğrencilerden biri parmak kaldırdı: ‘Hocam artık oturabilir miyiz?’ diye. Çocuklara “oturun” dememişim farkında değilim. Onlar da beni beklemişler” diye anlatıyor.

 

 

DERSE SİNİRLERİMİ DIŞARIDA BIRAKARAK GİRİYORUM

CEZMİ ÖZDEMİR, Matematik Öğretmeni. 1985’te ODTÜ’den mezun olan Cezmi Öğretmen, dershanelerde ve özel okullarda öğretmenlik yapmış. Öğretmenliğe Ortadoğu Koleji’nde başlayan Cezmi Öğretmen, İstanbul’de 5 değişik kolejde çalışmış. Özel Ahmet Şimşek Koleji'nde 10 yıldan bu yana çalışan Cezmi Öğretmen, ezberci eğitim sistemine karşı olduğunu belirterek “Eğitim sistemi bana kalsaydı, ben tamamen ezberden uzaklaştırırdım. Üniversite sınav sisteminden dolayı zaman zaman formüller vermek zorunda kalıyoruz. Üniversite sınav sistemi olmasaydı, tamamen düşündürmeye dayalı bir eğitim sistemi uygulardım” diye konuşuyor. Cezmi Öğretmen, “Çocuklarda yanlış bir gelişim varsa bunun nedeni var olan ortamdır. Öğretmenliği yaparken sinirlerimi dışarıda bırakıp sınıfa giriyorum” diyor. Cezmi Öğretmen öğrencinin sosyal yönlerine çok önem verdiğini, onlarla çok rahat iletişime geçtiğini söylüyor. Cezmi Öğretmen Ahmet Şimşek Lisesi’nin kalitesinden çok memnun, oğlunun da bu okulda okuduğunu ve şu anda Bahçeşehir Üniversitesi’ne eğitim gördüğünü anlatıyor.

 

LİSEDE KÜÇÜK ÇOCUKLARA DERS VERİRDİM

MİNE KOÇ, İngilizce Öğretmeni. Mine Öğretmen Ahmet Şimşek Lisesi mezunu, daha sonra Atatürk Üniversitesi’nde İngiliz Dili Edebiyatı’nda eğitim görmüş. Mine Öğretmen, 11 yıldır Ahmet Şimşek Lisesi’nde öğretmenlik yapıyor. Mine Öğretmen, “Oldum olası sanki öğretmenlik içimde vardı. Lise zamanlarında küçük çocuklara ders verirdim. Hep İngilizce öğretmeni olmak istedim” diyor. Öğretmenlikte sertlikle yumuşaklık arasındaki dengenin sağlanması gerektiğini söyleyen Mine Öğretmen ilk öğretmenlik yaptığı yıllarda sınıfta kendi yaşında öğrencisi olduğunu ve ona yaşını söyleyemediğini anlatıyor.

 

ÖĞRENCİLİĞİM VE TÜM ÖĞRETMENLİK HAYATIM BU KOLEJDE GEÇTİ

ŞEBNEM TUĞKAN, İngilizce Öğretmeni. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İngilize Öğretmenliği bölümünde ve onun öncesinde Özel Ahmet Şimşek Kolejii’nde eğitim gören Şebnem Öğretmen 10 yıllık öğretmenlik hayatının neredeyse tamamını bu okulda geçirmiş. Şebnem Öğretmen, öğretmenliği seçmesinin nedenlerini şöyle anlatıyor: “İngilizce’yi çok seviyordum. Öğretmenlerim de herhalde bana güzel örnek oldukları için küçüklükten bu yana hep öğretmen olmak vardı. Onu da gerçekleştirdim”. Şebnem Öğretmen sevgi dolu, anlayışlı, gerekli yerde katı bir öğretmen olduğunu söylüyor.

 

ÖĞRENCİ ODAKLI BİR ÖĞRETMENİM

TÜRKAY AFŞARKOCA, Fizik öğretmeni. Ege Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu olan Türkay Öğretmen, öğretmenliği nasıl seçtiğini şöyle anlatıyor: “Lisede İzmir’de özel okulda okuyordum. Fizik, kimya, biyoloji, matematik derslerini İngilizce görüyorduk. Üniversite sınavına gireceğimiz zaman çok zorlandık. Arkadaşlarla toplanıp Türkçe ders veren öğretmen bir öğretmen istedik. Bunun üzerine gelen bayan öğretmen benim için bir model olmuştur”. Türkay Öğretmen, 8 yıldır Özel Ahmet Şimşek Koleji'nde çalışıyor. Disiplinli bir öğretmen olduğunu söyleyen Türkay Öğretmen, öğrencileri takip etmenin önemine inanıyor. “Fizik başlı başına zor bir ders, onu sevdirerek öğrencileri içine çekerek çalışmalar yapıyorum” diyen Türkay Öğretmen sürekli ödevler verdiğini ve kontrollerini yaptığını anlatıyor. Her öğrencinin fiziği sevmesinin de mümkün olmadığını fakat her şeyin içinde fizik olduğunu söyleyen Türkay Öğretmen bunun için fizik öğrenmenin öğrenciler için önemli olduğunu vurguluyor. Türkay Öğretmen, öğrenci odaklı olduğunu, öğrencinin başarısı için gayret ettiğini ve öğretmenlikten çok keyif aldığını da sözlerine ekliyor.

 

MESLEĞİMİ MATEMATİĞİ ÇOK SEVDİĞİM İÇİN SEÇTİM

İBRAHİM AYDIN, Matematik Öğretmeni. 33 yıllık öğretmen olan İbrahim Öğretmen, Eğitim Enstitüsü’nden mezun olmuş lisansını İngiltere’de Manchester Üniversitesi’nde matematik bölümünde yapmış.  İbrahim Öğretmen matematiği çok sevdiği için bu mesleği seçtiğini, ailesinin bir etkisi olmadığını anlatıyor ve “Kendi kendimize hayatta çırpınarak buralara geldik” diyor. İlk öğretmenlik deneyimini Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yaşayan İbrahim Öğretmen,  Kadıköy Anadolu Lisesi’nden de emekli olmuş. Öretmenliğe başladığında kendinden büyük öğrencileri olduğunu söyleyen İbrahim öğretmen, “Bir öğrenciyi sigara içerken yakaladım, 22 yaşındaymış. Dedi ki, ‘hocam ben yalnız sigara içerim de, okula getirmem, okulda içmem’. O zaman ben 21 yaşındaydım, o neredeyse evlenme çağına gelmişti ve dürüstçe artık sigara kullandığını söylüyordu” diye anlatıyor.

 

 

ÖĞRENCİLERİMİ DAĞA ÇIKMAKTAN KURTARDIM DİYEBİLİRİM

SÜREYYA YILDIZ. Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı. Ankara Gazi Üniversitesi’nden mezun olan ve 1974 yılında göreve başlayan Süreyya Öğretmen o zamandan bu yana öğretmenlik yapıyor. Süreyya Öğretmen, “Hayatta iki idealim vardı, birincisi hukukçu olmaktı, ikincisi de öğretmen olmaktı. Özellikle de edebiyata ilgim vardı” diye anlatıyor. Çok sosyal bir öğrencilik hayatı olan Süreyya Öğretmen şiir ve öykü yarışmalarında birincilikleri olduğunu, ayrıca o yıllarda konuşmasının düzgünlüğü nedeniyle sunuculuk görevini de hep kendisine verdiklerini söylüyor, bunun sonucunda öğretmen olmaya karar verdiğini aktarıyor. Doğu ve Güneydoğu’da öğretmenlik yapan Süreyya Öğretmen burada görev yaparken müfredatı bir kenara bırakarak öğrencilerin Türkçe’yi çok iyi konuşmaları için çaba sarfetmiş. Süreyya Öğretmen o günleri şöyle anlatıyor: “Siirt’te Edebiyat dersinde bir çocuk vurgulamaları yapamıyordu. ‘Yavrum, neden vurgulamalara özen göstermiyorsun?’ diye sorduğumda öğrencim bana şunu söyledi: Öğretmenim, annem Arap, babam Kürt. Annemle Arapça, babamla Kürtçe konuşuyorum ve sizinle de Türkçe konuşmak zorunluluğum var. O an karar verdim. Ben edebiyat değil, önce dilimizi öğretecektim, ondan sonrası kitap okuyarak zaten gelirdi. Emekliliğimden sonra o öğrencimle karşılaştım. Büyük bir firmanın temsilcisi olarak Kıbrıs’ta seminerlere katılıyordu ve çevremizdekilere dedi ki: Biz öğretmenimizi çok sevdik. Çünkü bize insan olmanın erdemini öğretti, sonra Türkçe’mizi öğretti ve biz meslek sahibi olmayı ona borçluyuz” diye anlatıyor. “Bu bir öğretmenin duymak istediği en güzel sözlerdi” diyen Süreyya Öğretmen, “8 yılımı Doğu ve Güneydoğuda geçirdim. O çocuklara bir şeyler verdim, hatta ‘dağdan kurtardım’ diyebilirim, çünkü okumazlarsa, ekmek bulamazlarsa bir şekilde gayrimeşru yollara yönelebileceklerdi” diyor.

 

 




Yorumlar
Yorum Ekle